Nihayet aşılar bitti, hazırlıklar tamamlandı. 18 saat uçuldu. UNICEF ve Prima’nın aşı kampanyası için Doğu Timor’dayım. Doğa müthiş. Tesis olsa, burası pekala Phuket ya da Bali olabilir
18saatlik uçuş sonrası deniz kenarındaki küçük havalimanına iniyoruz. Tesadüfen Doğu Timor Baş- kanı Jose Ramos Horta da bizimle aynı Singapur-Dili uçağında. Doğu Timor Başkanı deyip geçmeyin, kendisi 1996’da Nobel Barış Ödülü’nü kazanmış. Onu askerler karşılıyor, bizi de Birleşmiş Milletler’de görevli Türk polisler. Dünyanın öbür ucunda Türk polisiyle karşılaşmak gerçekten hoşunuza gidiyor. Kendinizi emin ellerde hissediyorsunuz.
Doğu Timor’un doğası müthiş. Tropikal iklimlerde olduğu gibi her yerden ağaç fışkırıyor, denizden bile. Dallarda muzlar, hindistan cevizleri. Palmiyeleri, deniz ve kumu görünce biliyorsunuz ki buraya birkaç tesis yapılsa pekala Phuket ya da Bali gibi bir tatil cenneti olabilir.
Önce otele geliyoruz. Hotel Esplanada denize çok yakın. Melrose Place gibi bir yer. Her kapıdan biri çıkıyor.
Böyle ülkelere giderken uyarılar yapılır. Örneğin bana 35 derece sıcakta uzun kollu kıyafetler giymem söylendi. Hayır, kapalı görünmek için değil. Tamamen sivrisineklere ve sıtmaya karşı. Neyse ki sıtma haplarımı da alıyorum ve kısa kollulara geçiyorum.
“Sıtma hapı halüsinasyon yapabilir” dediler, işte ben de deniz kenarında timsah görünce başta “Acaba?” diyorum. Sonra yavru timsah uzaktan çok tatlı görünüyor diye yanına doğru gidiyorum. O üzerine gelen kalabalıktan korkuyor, denize giriyor. Evet, Doğu Timor’da tuzlu suda yaşayan timsahlar var. O yüzden denize girmek de, balık tutmak da tehlikeli.

Timsahlar kutsal sayılıyor
Başta bunu bir şehir efsanesi zannediyordum. Yıllardır burada yaşayanlar bile şimdiye kadar hiç timsah görmemiş. Timor Adası timsah şeklinde olduğu için timsahlar burada kutsal kabul ediliyor. Öldürmek yasak. Diğer bir halüsinasyon sandığım şey ise Dili’de gördüğüm Türk kebapçı. Burada bile kebapçı görmek komik. Avustralya’dan gelen bir Türk açmış.
Timor’da yaşam ucuz. Dili’de müstakil bir evde devlete aylık 10 dolar kira ödeyerek yaşayabiliyorsunuz. Her gün çalışan bir temizlikçi ayda 60 dolar maaş alıyor. Ama bunun yanında çocuğunuzu uluslararası bir okula yollamak isterseniz yandınız. Özel okul fiyatları bizdekiyle hemen hemen aynı.
Rehberle alışverişe gidiyoruz, ekonomiye katkıda bulunmak için. İstikamet Alola Foundation. Başkan’ın eşi tarafından kurulmuş, 14 yaşında tecavüze uğramış Alola’nın adı verilmiş. Burada satılan her şeyin geliri tacize uğramış kadınlara gidiyor. Ne yazık ki pazar günü kapalı. O yüzden yerel pazar, Tais Market’e gidiyoruz. Burada tezgahlardakilerden çok etraftaki çocuklar ilgimi çekiyor. Hepsi güleryüzlü. Fotoğraf makinelerine bayılıyorlar, sürekli poz veriyorlar, sonra da resimlerine bakıp bakıp gülüyorlar.

Kahve gelir kaynağı
Sonra Santa Cruz Şehitliği’ne gidiyoruz. Adına aldanmayın. Anıtın yanında WW2 adlı bir kafe var. Modern sanat müzelerinin kafeleriyle yarışır. Ayrıca muhteşem bir dağ manzarası. Timor’un en büyük gelirlerinden biri kahve. Dağın tepesine tırmandıkça burada yetişen farklı kahvelerden görüyoruz. Bir de yerlilerin dişlerini kırmızıya boyayan maddeyi öğreni- yoruz. Bir sarmaşık var, yapraklarının arasına lime ve birkaç doğal malzeme daha koyup sarıyorsunuz ve sonra çiğniyorsunuz. Bunun kafa yaptığı söyleniyor. Acaba yerliler o yüzden mi bu kadar sakin, yavaş ve güleryüzlü diyoruz. Gerçi her ada insanı böyle oluyor galiba.
Çok yakın bir zamanda Timor Denizi’nin altında petrol bulunmuş. Ama şimdi nasıl çıkaracaklarını düşünüyorlar. Doğu Timor, Etiyopya’dan bile fakir bir ülke. Halkın yarısı aç. Doğumda ve doğum sonrası ölüm oranları çok yüksek. İşte bu yüzden UNICEF burada aşılamaya çok önem veriyor. Biz de bu aşılama kampanyasının sponsoru Prima sayesinde Doğu Timor’daki sağlık kliniklerini ziyaret ediyoruz. Dili’ye arabayla iki saat uzaklıktaki Aileu’ya gidiyoruz. UNICEF’in çalışmaları cumartesi yazısının konusu.

DOĞU TiMOR iZLENiMLERi