Çağın hastalığı FOMO. Sürekli bir şeyleri kaçırmaktan, geride kalmaktan korkuyoruz. Bu yüzden de yorgunluk, hastalık dinlemeyip çingene vapuru gibi geziyoruz. Bugün prog-ramda Andy Warhol’la başlayan sergiler var

FOMO bağımlısı oldum

Çağımızın yeni hastalığı: FOMO (Fear of missing out). Türkçe’si sürekli bir şeyleri kaçırmaktan, geride kalmaktan korkmak. Bu da ne demek oluyor? Her şeyi takip etmek için kendinizi oradan oraya atıyorsunuz. Sürekli yeni bir şeyler görmek, merak ettiğiniz ortamlara girmek ve ilginç bulduğunuz kişilerle tanışmak için bir göçebe hayatı yaşıyorsunuz.
Vücut zaman zaman ‘bir dur’ sinyali veriyor, çoğu zaman ciddi almıyorsunuz, bazen de bir yerde yorgunluktan küt diye düşüp bayılabiliyorsunuz.
Yine de pes etmek yok. Bazen aynı tarihte iki alakasız yerde birden olmak istiyorsunuz, bazen seçenekler daha da çok oluyor. Duramıyorsunuz, çünkü FOMO sizi nereye giderseniz gidin takip ediyor. İşte ben bu aralar ciddi bir FOMO bağımlılığı yaşıyorum, durmak istesem de duramıyorum. Bir yandan Blackberry elime yapışmış durumda, bir yandan da görmek istediğim yerleri geziyorum. Bugün programda İstanbul’da kaçırmamanız gereken sergiler var.

Andy Warhol’dan Seçkin Pirim’e

Akaretler’e Galatamoda bahanesiyle gittim, bir Özgür Masur elbise kaptım. Bu arada sergileri de gezdim.
* Önce Galerist’teki ‘Andy Warhol Hareket Halinde’yle başlayalım. Warhol’un çektiği polaroid ve videolardan oluşuyor. Doğrusu Paris’te Grand Palais’deki ‘Andy Warhol’un Geniş Dünyası’nı gezmiş biri olarak bu Warhol sergisi beni kesmedi. Gerçi Galatasaray ve Tepebaşı’nda da filmlerinin devamı var. Onlara henüz gitme şansım olmadı.
Özel koleksiyonlardaki eserleri de bir araya getiren Grand Palais’deki sergide Warhol’un neredeyse bütün eserleri yer alıyordu. Nasıl hepsini topladıklarına çok şaşırmıştım. Marilyn Monroe’dan Mao’ya ünlü portreleri gibi bildiğimiz eserlerinin yanı sıra daha az bilinen çalışmaları da vardı.
Warhol ünlü isimlerin önce stüdyoda polaroid fotoğraflarını çekmiş. Bu fotoğraf çekimlerinin de özellikle filme alınmasını istemiş. Sergide bu filmler de yer alıyordu. Bir de 1981’de yaptığı Linda Cossey resmi vardı. Sadece siyah ışıkta görülebilen özel bir boya kullanmış.

Photoshop’u ilk Warhol kullanmış
Warhol, Interview adlı bir dergi çıkarmış, ünlülerle röportajlar yapmış, dergi kapaklarında herkesi bir yıldız haline getirmiş. Güzelliğe düşkünlüğüyle de biliniyor. İşte bu yüzden resimde photoshop uygulayan ilk isim olmuş. Artık fotoğraflarda temizlenen hataları o resimde de temizlemiş. Hatta Slyvester Stallone gibi göz kapakları düşük birinin portresinde göz kapağının üstüne bir çizgi ve gölge oyunuyla göz kapağını bile kaldırmış.
Warhol aslında resimlerinden çok ticari başarılarıyla konuşulmuş. Hep gündemi takip etmiş. Marilyn Monroe ölünce hemen portresini yapmış, John F. Kennedy vurulunca Jackie Kennedy’nin portresini yapmış. Önemli koleksiyonerlerin resimlerini yapmış, ünlülerle arkadaşlığını hep resimlerinde de kullanmış. Ama daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapmış ve bugün herkes o resimleri görünce tanıyor. Kopyaları deli gibi satıyor.Bazı resimler gerçekten çok etkileyici, bazılarında ise sadece ne kadar zeki bir adammış, nasıl bir pazarlama ustasıymış diye düşünüyorsunuz. Yaptıklarından çok zekasına ve iş adamlığına hayran kalıyorsunuz. Zaten Andy Warhol kendisi de “Ben sanatçı değilim, ticari bir sanatçıyım” demiş. Sonuçta da resimlerindeki ünlüler kadar kendisi de ünlü olmuş.
İşte Galerist’teki ‘Andy Warhol Hareket Halinde’ sergisini de bunu düşünerek gezerseniz hayal kırıklığına uğramazsınız. Sergi, 9 Temmuz’a kadar devam edecek.
* Yine de Warhol sergisinin çıkışında Taner Ceylan’ın kitabını incelemek bana çok daha ilginç geldi. Satın almak istedim, kalmamıştı. Haftaya yeni baskısı gelecekmiş. Heyecanla bekliyorum.
* Galerist’in hemen yanında Autoban’ın showroom’u var. Burayı da bir tasarım sergisi gezer gibi gezdim. Autoban’da Moser’den Haaz’a birçok markanın ürünü de satılıyor. Ama Autoban imzalı mobilyalar, özellikle ‘deco sofa’ adlı kahverengi dev kanepeler, ‘ladder’ adlı merdiven kitaplıklar ve ‘king’ adlı ayaklı lambalar müthiş.
* Hemen yanda ise Art On The Gallery var. Buradaki karma sergide Dexter Dalwood, İrfan Önürmen, Burcu Perçin, Seçkin Pirim ve Sıtkı Kösemen’in işleri sergileniyor. İrfan Önürmen ve Seçkin Pirim’e yıllardır devam eden bir hayranlığım var. Burada ikisinin işlerini bir arada görebilmek büyük şans.
* Akaretler turumu tamamladığımın akşamında biraz ilerideki Rampa Sanat Galerisi’nde Mehmet Dere ve Deniz Üster’in sergileri açıldı. Şimdi sırada onları gezmek var.