.

İngiltere tam 55 yıl sonra Avrupa Futbol Şampiyonası’nda final oynayacak. Londra’da hayat durdu, yarın herkes final maçını izleyeceğinden, pazartesi günü resmi tatil ilan edilmesi için kampanyalar başlatıldı; Boris Johnson bu satırlar yazılırken daha resmi açıklamayı yapmamıştı ama duruma sıcak baktığı söyleniyordu.
Mick Jagger, Wembley Stadyumu’ndaki Danimarka ile oynanan ve penaltılara kalan çeyrek final maçı için 10 günlük karantina kuralını bozdu ve bir gün önce Fransa’dan sırf bu maç için İngiltere’ye dönse de, bu maçı izlemek için 10 bin sterlin’lik karantinaya uymama cezasına değeceğini açıkladı. Oysa herkes bu kadar şanslı değildi, Danimarkalılar takımlarını desteklemek için İngiltere’ye Kovid-19 kurallarından dolayı gelememişti.

Pandemi unutuldu

Stat hıncahınç doluydu, girişler ve çıkışlarda insan seli vardı, çeyrek final maçında Kraliyet Ailesi’nden İngiltere Başbakanı Boris Johnson’a kadar birçok tanıdık sima da bulunuyordu.
Hatta salgınının bu maç yüzünden çoğalıp çoğalmayacağı da çok tartışıldı, ama nedense çoğunluk pandemiyi unutmuş, ‘Bu kupa her şeye değer!’ diye düşünüyordu.
Stada gidemeyenler ise publarda toplanmış, TV ekranlarına kilitlenmiş şekilde maçı izlediler.
İki golde de havalara sıçrandı, herkes birbirine sarıldı, yine sanki koronvirüs hiç yaşanmamış gibi...
Futbolla uzaktan yakından ilgisi olmayan gurmeler ise en iyi restoranlarda önlerinde telefon ekranlarıyla bir yandan tadım yapıp sosyal medyada paylaşıp, bir yandan da maçı telefonlarından izledi.
Bir de şarkıcı Dua Lipa gibi İngiltere renklerinde giyinip maçı evlerinde arkadaşlarıyla izleyip coşkularını sosyal medyada paylaşan ünlüler vardı.
Maç sırasında sokakta kimse yoktu, ne yürüyen ne de otomobille geçen...
Sanki hayat tamamen durmuştu, ertesi gün de kutlamalar devam etti.

Futbolla hayat durduŞanssızlar da vardı

Herkes bu kadar şanslı değildi; bir de bu maç uğruna işinden olanlar oldu.
Bkz. Nina Farooqi: İngiltere-Danimarka maçını stadda izlemek için son anda bir bilet bulunca işten izin alamayacağını düşünen ve bu yüzden patronunu arayıp hasta olduğunu ve işe o gün gelemeyeceğini söyleyen bir fanatik.
Daha sonra ilk gol sırasında kale arkasında attığı çığlıkla kendini televizyonda buluyor, hatta birçok gazeteci de bu anı sosyal medyada paylaşıyor. Ekranda bu görüntüleri izleyen patronu ise ertesi sabah kendisini arıyor ve gelmemesini, işten çıkarıldığını iletiyor.
Hiç şüphesiz Nina Farooqi de bu tarihi maçı stadda izlemek her şeye değer diye düşünüyor.
Şimdi ise sırada yarınki İngiltere-İtalya final karşılaşması var. “Kupa eve gelecek” diyor İngilizler, iddialılar... Maçı alırlarsa belli ki günlerce kutlamalar olacak, kimse iş güç düşünemeyecek. Ama işte asıl sorun ya maçı kazanamazlarsa ne olacak?
O zaman Londra sokaklarında olmamakta fayda var.