Tam 5 yıl önce kendime verdiğim en güzel ödüllerden biriydi, George Michael’ın Londra Royal Albert Hall’daki ‘Symphonica’ konseri.

George Michael ilk defa bir senfoni orkestrasıyla turnedeydi.

George MIchael hep hatırlanacak

Üstelik konserden tam 3 yıl önce, o da Teoman gibi müziği ve sahneyi bıraktığını açıklamıştı.

100 milyon albüm satmış olmasına rağmen.

Büyük başarıya rağmen şöhret ona yük olmaya başlamıştı.

16 yıllık sevgilisi Kenny Goss’tan ayrılmış ve hâlâ bu ayrılığı atlamadığı için turne repertuvarını da acıklı aşk şarkılarından seçmişti.

Tuvalette seks maceralarından uyuşturucu tedavilerine savrulmuş, uyuşturucu etkisi altında araba kullanmaktan İngiltere’de 1 ay hapis bile yatmıştı.

Yine de konser sırasında müthiş bir performans sergiledi, 3 gün önceki konserini soğuk algınlığı nedeniyle iptal etmek zorunda kalmasına rağmen.

Arada da “Kokain nerde? Nereye koyduğumu bulamıyorum!” diyecek kadar rahattı.

Sık sık kendisiyle dalga geçti, New Orders’ın ‘True Faith’ şarkısına başlarken “Bu, bağımlılık hakkında bir şarkı, tabii benim hiç bilmediğim bir şey” dedi, bütün salon kahkahalarla inledi.

“Bu gece her zamankinden daha iyi söyleyeceğim çünkü Justin Timberlake burada” dedi, en ön sıradaki kliplerinde kendisine eşlik eden süpermodeller Kate Moss, Naomi Campbell ve Spice Girls’ün solisti Geri Halliwell’dan hiç bahsetmedi bile.

‘Careless Whisper’dan ‘Faith’e en sevilen şarkılarını söyledi, Gospel de yaptı vokalistleriyle, Dita von Teese’in meşhur dev kadeh içindeki burlesk şovuna da eşlik etti.

Finalde herkes ayakta, bütün eller havada, hep birlikte ‘Freedom’ söylendi avaz avaz.

Konserin en can alıcı bölümü ise John Lennon ve Elvis Presley anısına şarkılar söylemesiydi, onların resimleri önünde üç kere yerlere eğilerek...

O yıl aramızdan ayrılan Amy Winehouse’u anmayı da unutmadı.

Winehouse’un ‘Love Is a Losing Game’ şarkısını söyledi, arkada Amy Winehouse fotoğraflarıyla...

Bu yıl David Bowie, Prince ve Leonard Cohen’den sonra şimdi George Michael da büyük sevgiyle anılan isimlerin arasına karıştı, aynı onlar gibi şarkılarıyla sık sık hatırlanacak.

Bu yılbaşını nasıl kutlamalı?

George MIchael hep hatırlanacak

“Bu kadar kötü haberin üst üste geldiği bir dönemde nasıl böyle bir soru sorabilirsin?” de diyebilirsiniz.

“Yersiz, zamansız, duyarsız” gibi birçok sıfat da sayabilirsiniz.

Ama bu bir gerçeği değiştirmiyor, devam edebilmek için yeni yılın getireceği neşe ve umuda her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Sadece Türkiye’den bahsediyorum sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Daha dün Guardian’da çıkan David Ferguson imzalı yazının başlığını paylaşayım:

“Kutlama yapmak içimden gelmiyor, öyleyse numara yaparım”.

Felaket üstüne felaket haberi aldığımız için, bir kısmını internetzede olduğumuz için kaçırmamıza rağmen, yılbaşı kutlayacak hal hiçbirimizde kalmadı.

Dönüp dolaşıp geldiğimiz nokta bu.

Günler öncesinden planlar yapılır, programlar değerlendirilirdi, “En iyisi evde oturmak” konuşmalarına rağmen.

Şimdi ise şehrin en merkezi caddelerinde yılbaşı süslerini zorla kaldıranları duyuyoruz.

En ufak bir yaşam neşesine tahammül giderek azalıyor.

Oysa her zamankinden daha da çok ihtiyacımız var o neşeye.

Numara yapmak için geçerli neden

Sadece bizim neşeye olan ihtiyacımız değil, tabii düşündüğüm.

İşletmeciler de son derece dertli, yılbaşı gecesi için talep olmamasından.

Mekanlar için yılın en büyük kazanç sağlayan gecesi bu yıl herkes evde oturmayı düşünüyor, ben de dahil.

Evde oturmaya karşı değilim, geçen yıl da tombala, kestane ve radyo TRT3 ile girmiştik yeni yıla. Ama bu yıl herkesin birden evde oturmayı planlaması ürkütücü.

Bu kadar çok mekân, servis görevlisinden sahneye çıkan şarkıcıya kadar bu kadar çok çalışan ne yapacak?

Kaç aile daha etkilenecek bu durumdan?

Tamam, eğlenecek hal kalmadı hiçbirimizde ama hiç değilse numara yapabiliriz.

Hayat devam etmeli diye.