Michelle Obama son iki yıldır ‘Benim Hikayem’ (Becoming) adlı, pek çok dile çevrilen ve kısa sürede milyonlarca okura ulaşan kitabının tanıtımı için sadece ABD’yi değil, dünyayı da gezdi; kalabalık izleyiciler önünde farklı isimlere sahnede canlı röportajlar verdi. Kitabın Türkçesi Pınar Kür tercümesiyle yayınlandı.

Michelle Obama güçlü bir figür, ilginç bir şey yapmadığı zamanlarda bile daima ilgimizi çekiyor ve çekecek. Tabii bunda ABD’nin ilk siyahi first lady’si olmasının etkisi çok.

Şikago’da kısıtlı imkanlarla başlayan bir hayattan dünyanın en güçlü kişileriyle aynı sofraları paylaşmaya uzanan hikayesini samimiyetle anlatıyor. Sahip olduğu her şeye çok çalışarak, uğraşarak ve savaşarak ulaşıyor.

‘Kendinizi görünür yapın’

Öz güveninin tamamen ailesinin ona verdiği sevgi ve söz hakkından ve kendi içinden geldiğini anlatıyor. “Görünmez hissetmeyi bırakın, dünyanın eşit olmasını bekleyecek vaktimiz yok, siz kendinizi görünür yapın” diyor.

Lise yıllarında Princeton Üniversitesi’ne gitme hayali kurduğunda öğretmenlerinin “Biraz fazla uçuyorsun, daha gerçekçi olmalısın” demesine aldırmıyor, hayallerinden vazgeçmiyor ve “Onlar yanıldı, ben Princeton’a da, daha sonra Harvard’a da girdim” diyor. Çok iyi bir eğitim alıyor,
önemli bir hukuk bürosunda işe başlıyor ve işte orada Barack Obama’yla tanışıyor.

Michelle Obama anılarında eşinin hızlı siyasi kariyeriyle işi ve ailesi arasındaki dengeyi kurmaya çabaladığı evliliğinin ilk yıllarını da anlatıyor.

İki dönem başkanlık yapan eşi Barack Obama’nın seçim kampanyası sırasında kendisinin çok eleştirilmesini, eleştiriler üzerine spontane konuşmayı bıraktığını ve önceden yazılmış metinlere sadık kaldığını da itiraf ediyor.

Geldiği yeri unutmuyor

Michelle Obama’nın en etkileyici özellikleri ise hukuk kariyerinden eşinin siyasi kariyeri için kendi isteğiyle vazgeçmesine rağmen, kariyerini evliliği uğruna bırakan birçok kadının aksine, her zaman güçlü bir kadın figürü olması ve geldiği yeri asla unutmaması...

Obama, yaşadığı zorlukları ve mücadelesini anılarında son derece içten ve samimi anlatıyor, ama kitabı okuyanlar görecek, Nadia Hallgren imzalı belgesel böyle içten ve detaylı değil. Aksine daha çok kitap tanıtım turuna odaklanıyor.

Tabii bir de ünlü konuklar, motive edici mesajlar gibi günümüzün ünlü dünyasında yıldızların hayatlarını kamuoyuyla paylaşma anlarında olmazsa olmazlarına yer veriyor.

Obama takipçileri, özellikle de anılarını okuyanlar bu belgesel kesinlikle daha iyi yapılabilirdi diye düşünüyor. Ama yine de unutmamak lazım, sadece ABD değil, dünya tarihinde de önemli bir yeri olan Michelle Obama’yı izlemek her zaman ilginç...