Her alanda olduğu gibi yeme-içmede de başka hiçbir şehre, ülkeye benzemiyoruz. Dünyanın birçok önde gelen restoranını yaşatmadık.
Hatta Massimo Bottura’yı ‘En İyi 50 Restoran’ listesinde birinci olduğu yıl harcadık. Bir mekan her yerde başarılı olabilir ama bizde başarılı olmak için sadece iyi yemek ve ambiyans da yetmiyor, yıllar içinde bunu anladık.
Merkezi lokasyon, görme-görünmeye uygun ortam da önemli tabii ama yeterli değil, bizim dinamiklerimiz farklı ve çok hızlı değişiyor, yabancıların buna adapte olması çok zor. İşte o yüzden yabancı bir markanın doğru yerli ortaklarla, doğru yerini bulması çok önemli.
Bkz. Nobu İstanbul.
Nobu Matsuhisa ile Robert de Niro’nun kurduğu Japon restoranı Nobu; New York, Londra, Milano, Monte Carlo, Moskova, Tokyo, Miami, Malibu, Las Vegas, Cape Town, Dubai’den sonra şimdi de Baran Süzer öncülüğünde Süzer Plaza’da The Ritz-Carlton İstanbul’da açıldı. Şahane İstanbul manzarasıyla en güzel manzaralı Nobu oldu.
Yolu açık olsun!

NOBU İSTANBUL’DA YERİNİ BULDU

DIana’ya bir kez daha yazık oldu

Prenses Diana’nın 60’ıncı doğum günü nedeniyle Kensington Sarayı’nın bahçesine yeni bir heykeli yerleştirildi.
Heykelin açılış töreninde araları son zamanlarda pek de iyi olmayan Prens William ile Prens Harry’nin bir araya gelmesi çok konuşuldu.
Oysa aslında konuşulması gereken heykelin Diana’ya yapılan yeni bir haksızlık olduğu gerçeğiydi.
Diana, yıllarca Vanity Fair, The New Yorker gibi önemli dergileri yöneten Tina Brown’ın yazdığı ‘The Chronicles of Diana’ başta olmak üzere birçok kitaba konu oldu.
Çoğu, Diana’nın aslında göründüğü gibi melek olmadığını anlattı. Ama Diana, Kraliyet Ailesi’ne girdiği için protokol gereği hem davranışlarına hem de stiline hep dikkat etti. Evliliğini bitiren Camilla’yla bile resmi davetlerde iyi geçiniyor gibi gözüktü yıllarca. Çünkü bulunduğu konum bunu gerektiriyordu.
Perdeler arkasında yaşananlar yıllar sonra, hatta ölümünden bile sonra ortaya döküldü. Daima ortada olan ise Diana’nın güzelliği, duruşu, stili ve tabii yardımseverliğiydi.
Protokole rağmen Diana halkı her zaman kucaklamayı başardı, AIDS hastalarıyla aynı odada bile olunmaya çekinildiği yıllarda o AIDS hastası bebeklere sarıldı, öptü. Şimdi ise yanında çocuklar olan bu çirkin heykel ne Diana’nın yardımseverliğini ne de stilini yansıtıyor. Üstelik açılışta bile Diana’nın yaptığı tüm olumlu işlerin yerine oğullarının arasındaki sorunlar konuşuluyor.
Yazık!