Ayasofya’yı anlatmaya, Bizans resim sanatının en önemli örnekleri arasında sayılan mozaikleriyle devam ediyoruz. Ayasofya’nın bugüne ulaşan mozaiklerinin tamamı, yaklaşık 120 yıl süren ve 843’te biten İkonaklazm, yani Tasvir Kırıcılar Dönemi sonrasına ait. Özellikle de 10’uncu yüzyıl ortalarına kadar hüküm süren Makedonya Hanedanlığı döneminde günümüze ulaşamayan pek çok mozaik yapıldığını biliyoruz.

İsviçreli Fossetti Kardeşler, 1847’de Ayasofya’yı restore ederken, tüm bu mozaikleri de açar, restore eder, resimlerini yaparak tekrar kapatırlar. Ancak Cumhuriyet dönemimde Atatürk’ün emriyle başlayan restorasyon çalışmalarında Fossattiler’in tespit ettiği pek çok mozaiğin 1894 yılındaki büyük depremde yok olduğu görülür.


AYASOFYA MOZAİKLERİ


İç narteks eserleri

Narteks, Bizans mimarisinde kilisenin batısında yer alan ve ana mekanına açılan giriş bölümüne verilen addır. Ayasofya’nın iç narteksinde imparator kapısı olarak bilinen kapının üzerinde yer alan VI. Leon mozaiği, müzeye girdiğinizde göreceğiniz ilk mozaik. 10’uncu yüzyıla tarihlenen bu mozaikte, ortada değerli taşlarla süslü tahtında oturan Hz. İsa yer alırken, sağında bir madalyon içinde Meryem Ana, solunda yine bir madalyon içinde kilisenin koruyucusu başmelek Cebrail bulunmaktadır. Hz. İsa’nın ayaklarına kapanmış kişininse imparator VI. Leon olduğu düşünülmekte... Hz. İsa’nın elinde tuttuğu kitabın sayfalarında ise Yuhanna İncili’nden alınan “Barış sizinle olsun! Ben dünyanın Nur’uyum” cümlesi yer almakta.

Bu bölümdeki bir diğer mozaik ise Roma Dönemi’nde ‘muhafızlar salonu’ diye bilinen ve bugün çıkış kapısı olan bölümde yer almakta. Kucağında çocuk İsa ile yine kıymetli taşlarla süslü bir taht üzerinde oturan Meryem Ana’nın solunda onlara şehri sunan Konstantin, sağında ise Ayasofya’yı sunan Jüstinyen yer almakta. Meryem Ana’nın başının iki yanında yer alan madalyonlar içindeki monogramlar  ‘Meter’ ve ‘Theou’ kelimelerinin kısaltmaları. Meryem  Ana’nın ‘Theotokos’ yani ‘Tanrı’nın Anası’ unvanını göstermekteler.

Mihraptaki sanat

Mihrabın üzerinde bulunan yarım kubbede Ayasofya’nın İkonaklazm sonrası yapılan ilk ve en eski mozaiği yer almakta. 29 Mart 867 yılının Paskalya günü, Patrik Photios tarafından açılan mozaikte, Meryem Ana her daim olduğu gibi koyu lacivert bir elbise giymiş ve kucağında altın elbiseler içinde oturan çocuk İsa ile kıymetli taşlarla süslü bir taht üzerindeki minderlere otururken tasvir edilmekte. Yüzlerdeki ince detaylar, zarif kumaşlar, Hz. Meryem’in uçları görünen kırmızı ayakkabıları, omuzlarındaki haçların süslediği başlıkla, bu Theotokos mozaği Bizans ikonografisinin en güzel Meryem Ana tasvirleri arasında yer almakta.

Kemer bölümündeki ve eksik harflere rağmen okunabilen kitabesinde ise “Bir zamanlar hilekârların indirdiği bu ikonaları dindar imparatorlar tekrar yerine koydurttu” yazmakta.

Haftaya galeride yer alan mozaikler ve hikayeleriyle devam etmek üzere…

Tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun...