Restoran Haftası

21 Mayıs 2022

Sıfır atık bu yılın yükselen değeri... Pek çok sektör ama özellikle de yeme içme sektörü bu konu üzerine yoğunlaşmış durumda. Nisan ayı başında bu konuyla ilgili yine yazmış hatta katıldığım bir atölye çalışmasındaki deneyimlerimi de paylaşmıştım sizlerle.
Bu hafta ise sizlere; sürdürülebilirliği tema olarak seçen, katılan restoranların; yerel ürünler kullanarak ve atıksız mutfak prensibi ile hazırladıkları menüler ile yurdum mutfağının zenginliğini, çeşitliliğini bizlere sunduğu, Restoran Haftası’ndan bahsetmek istiyorum.

11’inci kez düzenleniyor

Restoran Haftası, iki yıl aradan sonra 11’inci kez düzenleniyor. Adı hafta ama 5 Mayıs’ta başladı, 31 Mayıs’a kadar sürecek. 100 civarı mekan katılıyor bu yıl restoran haftasına. Mekanlar; kendi konseptlerine uygun olarak o senenin temasıyla hazırladıkları özel menüleri uygun fiyat politikasıyla misafirlerine sunacak.
Ama sadece bununla sınırlı değil Restoran Haftası. ‘Tadım Menüleri’, ‘Şefin Masasında Atık Olmaz Yemekleri’, ‘Atıksız Sokak Lezzetleri Partisi’, ‘35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması’, ‘Türk Mutfağı 2.0 Konferansı’, ‘Sokak Tadında Masalar’ ve ‘Sohbetli Masalar’ gibi etkinlikler, ayrıca ünlü şef buluşmaları, konu uzmanları ile sohbetler de var programda.

Hangi mekanlar var?

Yine kesin sadece İstanbul’dadır diye düşünenlere yanıldıklarını söyleyeyim hemen. Sadece bizim büyük köye has değil bu Restoran Haftası. Bodrum, Denizli, Gaziantep ve İzmir’de de katılımcı restoran, bistro ve kafeler var.

Yazının devamı...

Kruvaziyer yolcusuna İstanbul bir eziyet!

14 Mayıs 2022

2015’ten beri kötü giden kruvaziyer turizmi tam 2019’da toparlanıyordu ki Kovid-19 illeti ile bir kez daha sarsıldı. 2015’te 343 kruvaziyer gemisiyle yaklaşık 595 bin turistin geldiği İstanbul’a, gerek batı ülkelerinin Türkiye’ye dönük politikaları, gerekse Galataport projesi nedeniyle Karaköy Limanı’nın devre dışı kalmasından dolayı, 2016’da 54 gemiyle 43 bin turist, 2017’deyse sadece dört gemiyle bin 200 turist gelirken, 2018’de gelen giden olmadı. 2019 yılında 13 gemi 7500 misafir getirdi. Sonra sessizliğe büründü İstanbul.
Turizmciler pes etmediler. Dört elle sarıldılar işlerine, ellerinde kalan kısıtlı imkanlarla ülkemizi tanıtmaya devam ettiler. Bu arada İstanbul da yıllardır beklediği yeni kruvaziyer limanına da kavuştu. Hasret kaldığımız lüks gemiler tekrar İstanbul siluetindeki yerlerini almaya, hasretle beklenen misafirler müze ve ören yerlerini doldurmaya başladı.

Trafik ve keşmekeş!

Denizi geçtik, derede boğulmak üzereyiz. Bu yıl toplam 130 gemi ağırlayacak İstanbul ve önümüzdeki yıl bu sayının en az iki katına çıkması bekleniyor. Ama derede boğulmazsak!
Kruvaziyer yolcusu yaşlıdır, nazlıdır ve de zamanı kısıtlıdır. Kısıtlı zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmek sadece birkaç saat kalacağı şehri güven içinde olabildiğince tanımak için düzenlenen turlara katılır ve kesinlikle uğradığı limanlarda iyi alışveriş yapar. İstanbul hariç!
İstanbul’da tur otobüsleri daha turun başında limandan çıkamıyor. Galataport’tan Meclisi Mebusan Caddesi’ne çıkış Kılıç Ali Paşa Caddesi üzerinden sağlanıyor. Ama yasak olmasına rağmen bu dar caddeye park eden araçlar nedeniyle otobüsler limandan çıkamıyor, limana dönemiyor.

Yazının devamı...

Rehberlerimize sahip çıkma zamanı!

7 Mayıs 2022

Bugünlerde, kurumsal yapıya sahip ve maddi açıdan güçlü otel, havayolu, taşıma gibi turizm bileşenlerine güçleri yetemeyen bir kısım acentenin hedefinde bir kez daha, bireysel çalışan ve maddi açıdan güçlü olamayan turist rehberleri var.
Birkaç seyahat acentesinin öncülüğünde turist rehberliği meslek kanununda değişiklik yapılması için lobi yapılmakta. Esasında talepleri yeni değil, Turist Rehberliği Meslek Yasası çıktığı günden bu yana bu yasanın değişmesi için uğraşmaktalar.
Bu sefer istedikleri turlarda rehber bulundurma zorunluluğunun kaldırılması, gidilen şehirlerde sadece ören yeri ve müze ziyaretlerinde girişte rehber alınması, tüm turist rehberliği mezunlarına dil bilip bilmemelerine bakmaksızın lisans verilmesi, taban yevmiyelerin kaldırılması ya da daha düşük ücret ödenmesi...

Gidilen yerde almak

Bu konu pratikte mümkün değil. “Neden?” derseniz, Türkiye’de bugün itibarı ile 11 bin 902 lisanslı turist rehberi var. Bunların sadece 8665’i eylemli, yani mesleği icra etmekte. Diğerleri farklı nedenlerden ama genel olarak yeteri kadar iş bulamadıkları ya da para kazanamadıkları için mesleği artık yapmamaktalar. Unutmadan ekleyelim lisanslı bir rehber yılda ortalama 100-120 gün arası çalışabilmekte.
Eylemli rehberlerin 3 bin 644’ü, yani neredeyse yarısı İstanbul’da.
Peki diğer bölgelerde durum ne derseniz,

Yazının devamı...

Bir altıncı yüzyıl İstanbul romanı

23 Nisan 2022

Altıncı yüzyılda Konstantinopolis’teki en popüler spor, quadriga, dört atın çektiği araba, yarışlarıydı. Dört takım vardı birbirleriyle kıyasıya kapışan. Maviler, Yeşiller, Kırmızılar ve Beyazlar. Zaman içinde iki grup öne çıktı, Maviler ve Yeşiller. Aynı zamanda iki farklı siyasal görüşü de temsil ediyorlardı. Maviler aristokratlar, senato üyeleri ve büyük toprak sahipleri tarafından desteklenirken, Yeşiller halkın ve tüccarların takımıydı. Dini açıdan ise Maviler imparatorluğun resmi ideolojine uygun olarak Ortodoksluğu, Yeşiller Monofizit düşünceyi, yani İsa’nın tek Tanrı ve Meryem’in de Tanrı’nın annesi olduğunu savunuyordu. Yeşiller’in mekânı bugünkü Kadıköy iken, Maviler’in mekanı ise Ayvansaray’dı. Ve doğal olarak bu gece ve gündüz kadar farklı olan iki takımın arasında kavgalarda eksik olmuyordu. Ta ki 532 yılı Ocak ayına kadar.

Ayaklanmanın anatomisi

532 Ocağının 13’ü, bu iki grubun taraftarlarının birleştiği ve Konstantinopolis’in gördüğü en kanlı ayaklanmanın başladığı gün olarak tarihe geçecekti. Ancak Nika ayaklanmasının nedenlerini anlayabilmek için biraz geriye gitmek gerekiyor aslında. İşte tamda bu ayaklanma öncesi dönemi anlatan ve tarihi gerçekler üzerine kurgulanmış bir roman, ‘Pornai: Maviler ve Yeşiller’ raflardaki yerini aldı bu ayın başında. Genelde yurdum insanı tarafından az bilinen ama Istanbul tarihi açısından önemli bu dönemi ve kişileri konu alan roman, okuyanı alıp altıncı yüzyılın başlarına götürmekte daha ilk satırlarında.

Pornai

“Bu şehirde, hipodromun hemen arkasından başlayıp neredeyse sahile kadar inen bir sokak vardı. İçinde tiyatroların, meyhanelerin. Tavernaların sıra sıra dizildiği, gece gündüz sarhoş kahkahalarının duyulduğu halkın Pornai Caddesi dediği sokakta sık sık kavga çıkar, arada bir, gecenin bir yarısı bir sarhoş bıçaklanırdı.”
‘Adı geçen Pornai Sokağı neresi ola ki?’ diye düşünmeyin, yolunuz Sultanahmet Meydanı’na düştüyse bugünkü adı Asmalı Çeºme olan ve Marmara Üniversitesi Rektörlük binasının hemen arkasından başlayan sokağı adımlamışsınız büyük bir olasılıkla.

Theodora

Yazının devamı...

Gıda atıklarıyla mücadele

26 Mart 2022

Açlık... Dünyanın en önemli sorunlarından biri. Dünyada yaklaşık 800 milyon insan yetersiz beslenirken, BM Gıda İsrafı Endeksi Raporu’na göre dünya genelinde her yıl toplam 931 milyon ton gıda israf edilmekte. Sorun sadece gelişmiş ülkelere has değil, gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerin de sorunu.
Atık konusunda yüzde 61 ile evler birinci sırada yer alırken, yüzde 26 ile restoranlar ikinci ve yüzde 13 ile de perakende sektörü üçüncü... Tüketici düzeyinde tüketime hazır gıdanın yüzde 17’si hiç dokunulmadan çöpe atılmakta mesela.
Türkiye’de durum ne derseniz, her yıl kişi başına 93 kilogram yiyecek çöpe atılmakta. Yani ülkemizde her yıl 7.7 milyon tondan fazla gıda çöpe gidiyor. Bir insanın hayatı boyunca 70 bin kez yemek yediği ve bunun da yaklaşık 25-30 tona denk geldiği düşünüldüğünde, çöpe giden gıda ile 300 bin insanımız hayat boyu beslenebilir.
2030 yılına kadar dünya yüzde 40 daha fazla suya, yüzde 50 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağı hesaplanmakta ve bu şekilde tüketmeye devam edersek, pek de uzak olmayan bir gelecekte mevcut kaynakların yetersiz kalacağı, gıda ve su savaşlarının çıkacağı öngörülmekteyken, her yıl üretilen gıdaların yaklaşık üçte biri, yani 1.3 milyar tonu her yıl çöpe gitmekte.

FAO’nun kampanyası...

Dünyadaki gıda ve tarımla ilgili çalışmaları organize edip, geliştirerek gıda güvenliğini sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgüt olan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2020 Mayıs’ında Tarım ve Orman Bakanlığımız ile birlikte, gıda kaybı ve israfı hakkında kamuoyu farkındalığı yaratmak ve gıda tedarik zincirindeki tüm aktörleri harekete geçirmek için ‘Gıdanı Koru-Sofran Sahip Çık’ kampanyasını başlattı. www.gidanikoru.com

Önle, bağışla, yönlendir

Yazının devamı...

Isparta yollarında...

5 Mart 2022

“Tarih tekerrürden ibaret” derler, sanırım doğru. Sizler bu satırları okurken ben yıllar sonra bir kez daha aynı amaçla Isparta yollarında olacağım. Yıllar önce bir kasım sabahı acemi birliğime teslim olmak için Isparta yollarındaydım. Bugün ise bizim bir numara, Ege ile aynı amaçla Isparta yollarındayız. İki numara Deniz de Ankara’da birliğine teslim olacak bugün. Esasında aklımda bir gün önce yola çıkıp, önce onu Ankara’ya bırakmak, sonra Ege ile Isparta’ya devam etmek vardı. Amma velakin bizim Deniz nevi şahsına münhasır olduğu için kendi gitmeye karar verdi. Biz de Ege ile düştük Isparta yollarına... İnsanın yıllar sonra aynı yola bu kez oğlu ile düşmesi ilginç bir duygu.
İstanbul-Isparta arası yaklaşık 600 km. ve otomobille yaklaşık yedi saat sürmekte. En ideal rota İstanbul, Sapanca, Bilecik, Afyon, Isparta. Uçakla gitmek isterseniz; haftanın dört günü, pazartesi, çarşamba, cuma ve pazar günleri uçuş da var. Yaklaşık bir saat sonra Isparta’da oluyorsunuz. Süleyman Demirel Havalimanı’ndan merkeze servis var, yaklaşık 45 dakika sürmekte. Diğer seçenek ise taksi.

Ne demek Isparta?

Isparta bugün “Göller Bölgesi” dediğimiz ama tarihte ‘Pisidia’ olarak adlandırılan bir coğrafyada yer almakta. İlk yerleşimlerin MÖ 35.000’lere uzandığı bu coğrafya, Anadolu’nun en önemli kültür bölgeleri arasında.
Şehrin tarihte en çok geçen adının ‘Baris’ olduğu bilinmekte. Hititler tarafından verildiği düşünülen ve ‘bereket’ anlamına gelen Baris’in Romalılar’ın bölgeye hakim olması ile ‘Sbarita’ olduğu, bunun da zaman içinde Isparta’ya dönüştüğü söylenmekte. Bir diğer görüş ise Baride kelimesinde olan adının Anadolu’ya gelen Yunan göçleri sonrası başına ‘Eis’ takısını eklenerek ‘Eis Baride’ olduğu bununda ‘Isparta’ olduğu.

Ne yapsak, nereleri gezsek?

Toroslar, Eğirdir Gölü, Davraz Dağı, lavanta ve gül bahçeleri, Adada ve Pisidia Antiokhela Antik Kentleri gibi tarihi ve de doğal güzellikleri ile başka bir yerde olsa çoktan yıldız olacak bir coğrafya Isparta.

Yazının devamı...