HAFTA SONLARININ KIYMETİNİ BİLİN

10 Ocak 2021

Malum, hafta sonları kamu sağlığı yararına 56 saati evde geçirmek durumundayız. Sokağa çıkma yasağı anlamında bakarsanız konuya, can sıkıcı, rahatsız edici olarak algılamak normal.
Ama her hafta sonunu; o hiç sırası gelmeyen 100 filmi seyretmek, bir bardak çay eşliğinde ayaklarınızı uzatarak okumak için aldığınız ama okuyamadığınız kitapların sayfasını çevirmek, gidemediğiniz tiyatro oyunlarının sahnelerini evinizin salonuna kurmak, yeni bir dil öğrenmek, dünyanın en prestijli üniversitelerinin düzenlediği eğitimlere katılmak, örneğin o bir türlü başlanamayan fotoğrafçılık kursunu tamamlamak, koşturmaktan zaman ayırıp gidemediğiniz şehirleri ya da müzeleri yerleri gezebilmek için size bahşedilen 56 saat olarak görürseniz, bırakın sıkılmayı, kısa bile gelecek esasında...
Bu hafta tüm zamanların en iyi film ve şarkılarını keşfetmekle başlayalım, ilerleyen haftalarda diğerleriyle devam ederiz.

En İyi 100 Film

Uzun zamandır aklımdaydı. Bu yıl yapılacaklar listeme ekledim. ‘Tüm Zamanların En İyi 100 Filmi’ni seyretmeye başladım. Listenin başında 1994 yapımı orijinal adı ‘The Shawshank Redemption’ olan ‘Esaretin Bedeli’ var. İkinci ve üçüncü sırada ilki 1972 ikincisi ise 1974 tarihli ‘Baba’ filmleri var. Dördüncü sırada 2008 yapımı ‘Kara Şövalye’ ve beşinci sırada ise 1957 yapımı ‘12 Öfkeli Adam’ yer almakta. Listede bulunan en eski iki filminden ilki 1931 yapımı Charlie Chaplin’in ‘Şehir Işıkları’, ikincisi ise yine 1931 yapımı bir Alman polisiye projesi ‘Bir Şehir Katilini Arıyor’.
IMDb’nin gelmiş geçmiş en iyi sinema ve televizyon filmlerini, dizilerini, oyuncularını izleyicilerin oyları ile belirlediği ‘En İyiler’ listesinin tamamı www.imdb.com/chart/top/ adresinde...

En İyi 100 Şarkı

Billboard dergisi 2008 yılında, Hot 100’ün 50’nci yıl dönümü için en iyi performans gösteren 100 şarkıyı listelemişti. Liste 55 ve 60’ıncı yıl dönümlerinde de güncellendi. Listenin başında Chubby Checker’den 1960 tarihli ‘The Twist’ var. Onu 1999 tarihli ‘Smooth’ izliyor. Seslendirenler Santana Feat. Rob Thomas. Üçüncü sırada Bobby Darin’in 1959 tarihli ‘Mack the Knife’ı izliyor.

Yazının devamı...

NOEL PAZARLARI BU YIL YOKTU

20 Aralık 2020

Bu cuma Hristiyan dünyasının en önemli bayramı Noel... Perşembe akşamı ise Noel arifesi. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Hristiyan vatandaşlarımızın kutlama hazırlıkları günler öncesinden başladı. Her yıl tüm dünyada kasım sonu başlayan Noel’de biten, özellikle çocukların dört gözle gelmesini beklediği, geri sayma süreci Advent, 29 Kasım itibarıyla başladı başlamasına ama malum nedenden dolayı bu yıl pek bir sakin ve de sessiz geçti tüm dünyada...

Nedir bu Advent?

Yılbaşının Noel ile aynı şey olmadığını ve Noel Baba’nın da Hristiyanlıkla bir alakası olmadığını geçtiğimiz yıllarda yazdığım için bu yıl tekrar yazmayacağım. Okumamış olanlar ‘Nereden Çıktı Bu Yılbaşı? Nedir Bu Noel?’ ya da ‘Noel geldi hoş geldi!’ başlıklı yazılarımı arşivde bulabilirler.
Advent, Noel sürecinin önemli bir parçası. Türkçe’si ‘varış’ anlamına gelen Latince ‘adventus’ kelimesinden türetilmiş olan ‘Advent’, Katolik ve Protestanlar için 30 Kasım’a en yakın pazar günü başlayıp, Hz. İsa’nın doğumuna yani ve Noel arifesine kadar süren dört haftalık geri sayma dönemine verilen addır.
Advent çelengi, Advent takvimi ve Noel pazarları bu sürecin çocukları büyüleyen renkli parçaları. Advent çelenginde bulunan dört mumun her pazar günü bir tanesi yakılmakta. Advent takvimi ise 20’nci yüzyıla dayanan bir Alman geleneği. 24 kutucuğu 24 küçük sürpriz saklamakta çocuklar için. Bir başka Alman geleneği olan Noel Pazarları da aynı zaman diliminde açılmakta ve çocukların en büyük eğlence kaynağı.
Advent şarkılarını da unutmamak lazım. Yüzyıllardan bu yana Advent’in ilk pazar günü dinlenen sözleri Martin Luther’e ait ‘Nun komm, der Heiden Heiland’ en bilinenlerinden.

Yasaklar ve kısıtlamalar

Tüm Hristiyan dünyası bu sene Noel’i pek bir sessiz ve sakin kutlamakta. Başta dünyanın en güzel ve şaşalı Noel pazarlarına ev sahipliği yapan Almanya olmak üzere, pek çok Avrupa ülkesinde bu yıl Noel Pazarları ve kutlamalara yasak geldi. Almanya, Hollanda, İtalya sert önlemlere devam ederken, Fransa, İngiltere, Avusturya ve İsviçre’de daha ılımlı uygulamalar var. Ancak pek çok ülkede belirli saatler arasında sokağa çıkma uygulaması devam etmekte.

Yazının devamı...

GÜZEL BİR PROJE

13 Aralık 2020

Soruyor dostlar, “Ne olacak turizm geleceği?” diye... “İyi olacak” diyorum. Eskisi gibi olmayacak ama iyi olacak. Küllerinden yeniden doğacak sektör ve oyuncuları... Tatil turizminde küçük oteller, küçük gruplar, açık havada gerçekleştirilen kültür gezileri, doğa turları öne çıkacak. Skeçlere konu olan abartılı açık büfeler, her şey dahil konaklamalar tarihe karışacak, deniz manzaralı havuz yerine, denizin kendisi tercih edilecek. Küçük gruplarla şehir turları daha çok talep görecek. İnsanlar kendi şehirlerini keşfe daha çok zaman ayıracak.
Sanal turlar artık turizmin bir parçası olacak. Esasında güzel de olacak. Örneğin sağlık sorunu, uçak korkusu gibi nedenlerle hayallerindeki yerlere gidemeyenlere artık rehberler eşliğinde oturdukları yerde dünyayı gezebilecekler.
Toplantı, teşvik gezileri, konferans ve fuar gibi ticari amaçlarla yapılan geziler de bu değişimden etkilenecek doğal olarak. Ama bana sorarsanız en az değişen onlar olacak. Araştırmalar, iş insanlarının sanal toplantı platformlarını kullanmayı devam edeceklerini, ancak pandemi sonrası eski sisteme dönmek istediklerini göstermekte. Dolayısı ile MICE sektörü eskiyle yeniyi birleştirecek yeni düzende.

Nedir bu MICE?

Meetings, Incentives, Conferencesve Exhibitions kelimelerinin baş harflerinden alıyor adını... Turizm sektörünün en donanımlı, yetenekli ve yaratıcıları bu pazarda. Bir bakın çalışan profiline neredeyse tamamı iyi üniversitelerden mezun, her biri birkaç dil biliyor, başka iş bulamadıkları için değil; turizme gönül verdikleri için turizm yapıyorlar. Sosyal konulara duyarlılar ve karanlık günlerde pes etmek yerine çözüm üretme peşindeler.
“Madem iş yok o zaman eğitim ve tanıtım zamanı” diyorlar. Çevrim içi eğitimler düzenliyor, turizmin geleceğinin belirlendiği uluslararası toplantılara katılıyor, pandemi sonrası pazar payımızı artırmak için tanıtıma devam ediyorlar.

SITE Türkiye

Yazının devamı...

AYLARDAN KASIM

29 Kasım 2020

2020’nin bitmesine sadece bir ay kaldı. Kasım ayı kimi gülümseten kimi hüzünlendiren ama her biri diğerinden önemli olayların yıl dönümlerine ev sahipliği etmekte.

1 Kasım 1922 Saltanatın Kaldırılması, 1 Kasım 1928 Harf Devrimi, 25 Kasım 1925 Şapka ve Kıyafet Devrimi, 26 Kasım 1934 Lâkap ve Unvanların Kaldırılması, 30 Kasım 1925 Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması gibi Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerinden pek çoğu kasım ayında gerçekleşti. Yine bir kasım günü, 10 Kasım 1938’de bu muhteşem insanı sonsuzluğa uğurladık. 22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü, 24 Kasım Öğretmenler Günü, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve her yıl kasım ayının üçüncü perşembesi ise Dünya Felsefe Günü...

Kadın filozoflar

Geçtiğimiz pazar günü bu haftanın derslerini hazırlamak için masaya oturmuştum ki telefon tıngırdadı. Yazımı okuyan sevgili Ezgi’den mesaj gelmiş. Ezgi Yeşil benim yeğenim, Antik Çağ’dan bu yana Anadolu’nun önemli merkezlerinden, ‘Mahşerin Yedi Kilisesi’ olarak bilinen, Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birini barındıran Thyateira, bugünkü adı ile Akhisar’da felsefe öğretmeni... Yani Anadolu’nun genç kadın filozoflarından biri...
Aradım ve Anadolu’daki felsefe merkezleri ve kadın filozoflar üzerine güzel bir sohbet eyledik. İşte Ezgi’ye göre dört önemli kadın filozof...

Theano

Kadın filozoflar arasında, Antik Çağ’ın bilinen ilk kadın filozofu Pisagor’un eşi ve öğrencisi Theano, ilk sıralarda yer almakta. Tüm Pisagorcular gibi evrenin sayılardan kurulduğunu öne sürer, matematik, geometri ve müzikle de ilgilenir. Theano’ya göre matematik ve müzik önemlidir. İkisinde de sayılar vardır ve sayılar düzeni sağlayan tek unsurdur.

Hypatia

Yazının devamı...

FELSEFENİN BEŞİĞİ

22 Kasım 2020

Anadolu... Asya’nın Avrupa’ya kafa tuttuğu, dünyanın merkezinde yer alan nadide güzelliklere sahip, her uygarlığın kontrol etmek için kıyasıya çaba harcadığı, dünyanın en büyük iki imparatorluğuna, Roma ve Osmanlı’ya ev sahipliği yapmış, medeniyetin beşiği olmuş yarımada...
Bakın insanlık tarihine; en önemli kilometre taşları burada, Çatalhöyük, Çayönü, Nevali Çori, Hacılar, Göbekli Tepe, Truva, Bergama, Efes, Asos, Milet burada mesela. Sadece Roma ya da Osmanlı değil; Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Kelt, Pers, Selçuklu, Safevi, Moğol’a da ev sahipliği yapmış bu topraklar...

Terim anlamı...

“Felsefe kelimesinin aslı philo-sofia şeklinde yazılan bir deyimdir. Dikkat edilirse filo-sofia deyiminde iki kelime var: Birincisi olan ‘filo’ sözü sevgi anlamındadır. ‘Sofia’ kelimesi de hikmet anlamına geliyor. Şu halde filo-sofia’nın lügat manası hikmet sevgisidir” diye açıklar Prof. Dr. Nihat Keklik felsefe terimini...
Düşüncenin sanat haline gelmiş şeklidir felsefe ve Anadolu’nun geçmişine vakıfsanız az buçuk, onun da bu topraklarda filizlendiğini görmek o kadar da şaşırtıcı değildir aslında. Her ne kadar felsefenin ne zaman ve nerede başladığı hep tartışılsa ve tartışılmaya devam edilecek olsa da, İyonya ve de Milet’in adı anılır her daim, konu felsefenin doğuşu olunca.
Eh bu kadar medeniyete evsahipliği yapan bir coğrafyanın düşünce ve düşüncenin gelişimine de katkı yapmaması düşünülemez. Neden derseniz, basittir cevabı aslında. Felsefe için düşünmeye ayıracak zaman, kültürel zenginlik, bilgi birikimi, açık görüşlülük, hoşgörü, merak gerekir. Bu şartları fazlasıyla taşımaktadır Anadolu, özellikle de batı kıyıları...

Milet Okulu ve Thales

Yazının devamı...