Bugünkü adıyla İstiklal Caddesi, Osmanlı’nın Cadde-i Kebir’i ya da şehirde yerleşik yabancıların Grand Rua de Pera’sı, her daim eğlencenin odağı, alışverişin vazgeçilmezi, sanatın ve sanatçının tercihi olmuştur.

Ziya Osman Saba’nın dediği gibi “Oraya gidilmez, dört yanından, Gümüşsuyu, Tophane, Şişhane yokuşlarından, daha berisindeki Kasımpaşa’dan ağır ağır tırmanılır. Yüksekkaldırım’dan basamak basamak yükselinir, en iyisi, kestirmesi, hele bir çocuk için en mucizelisi Tünel’le masalların sihirli seccadelerindeki gibi, oturulan yerde, vagon kapıları bir kere kapandı mı, sanki bir gizli kuvvet tarafından çekilinir. Beyoğlu’na hep çıkılır.”

BEYOĞLU’NDA GEZERSİN

19’uncu yüzyıl itibarıyla Haliç’in kuzeyi o zamanki adıyla Pera, bugünkü Beyoğlu, ‘Doğu’nun Paris’i’ olarak anılmakta ve şehrin batılı yüzünü temsil etmektedir. Bir Ceneviz Kolonisi olan Galata bölgesi, Roma döneminden beri varlığını sürdürmekteyken, görkemli büyükelçilik binaları lüks dükkanları ve eğlence mekanlarından oluşan yapılar, Galata’nın dışına taşarak yavaş yavaş bugünkü Taksim Meydanı’na doğru ilerler ve o tarihteki adıyla Grand Rue De Pera, aynen bugün olduğu gibi şehrin alışveriş ve eğlencenin merkezlerinden biri ve özellikle de yabancıların yaşamak için tercihi olur.

Adı nereden geliyor?

Rivayete göre Kanuni döneminin Venedik elçisi Andrea Giritti’nin Galatalı bir kadından olma oğlu Luigi Giritti, Pera’nın yüksek yamaçlarında bir konakta oturmakta olduğu için semt Beyoğlu diye tanınmıştır.

Kaybolan eserler...

Bugünkü hamburgercilerin olduğu yerdeki Eptalofos Kahvesi, Hacı Baba Lokantası, Dingo’nun Ahırı, Moulin Rouge, Ayyıldız Apartmanı, Rus Arkeoloji Enstitüsü, Sahibinin Sesi Plakevi, Lale, Alkazar, Saray, Rüya, Emek, Sinepop, İpek, Ses, Atlas ve Elhamra Sinemaları yerlerini başka yapılara bıraktı. Bunların yanı sıra Baylan Pastanesi, Japon Mağazası, Degüstasyon, Hatay Pastanesi, Sabuncakis, Rejans, Bon Marche Mağazası, Markiz Pastanesi, Hachette Kitabevi ve daha niceleri de zaman içinde kaybolup gidenlerden bazıları.

Taksim’den Tünel’e

BEYOĞLU’NDA GEZERSİN

Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’ndan Tünel’e yürümeye başlayınca İstiklal Caddesi’nin girişinde sağda Maksem ve solda görkemli Aya Triada Kilisesi karşılar önce sizi. Eğer görmeyi bilenlerdenseniz, bu ilk adımınızla birlikte nefes almanıza fırsat vermeden, farklı kültürel, dini ve ticari mimari örnekler sizi alır ve tarihin derinliklerine götürür. Taksim’den Tünel’e görülecek önemli yerlerden sizler için seçtiklerim:

Pasajlar: Rumeli Pasajı, Anadolu Pasajı, Halep Pasajı, Atlas Pasajı, Çiçek Pasajı, Şark Pasajı, ve Suriye Pasajı.

Kilise ve camiiler: Panayia Isidion Rum Ortodoks Kilisesi, Saint Antoine Katolik Kilisesi, Kırım Anglikan Kilisesi, Luteryen Kilisesi, Üç Horan Kilisesi, Santa Maria Draperis Kilisesi ve Ağa Camii.

Okullar: Zapyon Rum Kız Lisesi, Pierre Loti Lisesi, Alman Lisesi, Galileo Galilei İtalyan Lisesi, Sainte Pulcherie Lisesi, İtalyan Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Zoğrafyon Erkek Lisesi.

Sokaklar: Zambak Sokak, Sadri Alışık Sokak, Yeşilçam Sokak, Kallavi Sokak, Cezayir Sokağı ve Nur-u Ziya Sokak.

Palas ve apartmanlar: Hıdivyal Palas, Avrupa Pasajı, Aznavur Pasajı, Hazzopulo Pasajı, Elhamra Pasajı, Mısır Apartmanı, Sümer Apartmanı, Botter Apartmanı ve Naum Paşa Apartmanı.

Hanlar: Afrika Han, Tokatlıyan İşhanı ve Narman Han.

Diğer yerler: Balık Pazarı, Nevizade, Cumhuriyet Meyhanesi, Fransız Konsolosluğu, Rebul Eczanesi Abdullah Efendi Lokantası, Cercle d’ Orient, İnci Pastanesi, Şişmanoğlu Konağı, Şütte, Üç Yıldız Şekerleme, İngiliz Sarayı, Beyoğlu Postanesi, Galatasaray Hamamı, Olivo Geçidi, Fransız Sarayı, Fransız Arkeoloji Enstitüsü, Hollanda Sarayı, Santa Terra Şapeli, Venedik Sarayı, Fransız Mahkeme Binası, Dragoman Lojmanları, Rus Sarayı, Lebon Pastanesi, Asmalımescit, Mühlbauer Türk-Alman Kitabevi, İsveç Sarayı ve dünyanın en eski ikinci metrosu olan Tünel.