Altıncı yüzyılda Konstantinopolis’teki en popüler spor, quadriga, dört atın çektiği araba, yarışlarıydı. Dört takım vardı birbirleriyle kıyasıya kapışan. Maviler, Yeşiller, Kırmızılar ve Beyazlar. Zaman içinde iki grup öne çıktı, Maviler ve Yeşiller. Aynı zamanda iki farklı siyasal görüşü de temsil ediyorlardı. Maviler aristokratlar, senato üyeleri ve büyük toprak sahipleri tarafından desteklenirken, Yeşiller halkın ve tüccarların takımıydı. Dini açıdan ise Maviler imparatorluğun resmi ideolojine uygun olarak Ortodoksluğu, Yeşiller Monofizit düşünceyi, yani İsa’nın tek Tanrı ve Meryem’in de Tanrı’nın annesi olduğunu savunuyordu. Yeşiller’in mekânı bugünkü Kadıköy iken, Maviler’in mekanı ise Ayvansaray’dı. Ve doğal olarak bu gece ve gündüz kadar farklı olan iki takımın arasında kavgalarda eksik olmuyordu. Ta ki 532 yılı Ocak ayına kadar.

Bir altıncı yüzyıl İstanbul romanı

Ayaklanmanın anatomisi

532 Ocağının 13’ü, bu iki grubun taraftarlarının birleştiği ve Konstantinopolis’in gördüğü en kanlı ayaklanmanın başladığı gün olarak tarihe geçecekti. Ancak Nika ayaklanmasının nedenlerini anlayabilmek için biraz geriye gitmek gerekiyor aslında. İşte tamda bu ayaklanma öncesi dönemi anlatan ve tarihi gerçekler üzerine kurgulanmış bir roman, ‘Pornai: Maviler ve Yeşiller’ raflardaki yerini aldı bu ayın başında. Genelde yurdum insanı tarafından az bilinen ama Istanbul tarihi açısından önemli bu dönemi ve kişileri konu alan roman, okuyanı alıp altıncı yüzyılın başlarına götürmekte daha ilk satırlarında.

Pornai

“Bu şehirde, hipodromun hemen arkasından başlayıp neredeyse sahile kadar inen bir sokak vardı. İçinde tiyatroların, meyhanelerin. Tavernaların sıra sıra dizildiği, gece gündüz sarhoş kahkahalarının duyulduğu halkın Pornai Caddesi dediği sokakta sık sık kavga çıkar, arada bir, gecenin bir yarısı bir sarhoş bıçaklanırdı.”
‘Adı geçen Pornai Sokağı neresi ola ki?’ diye düşünmeyin, yolunuz Sultanahmet Meydanı’na düştüyse bugünkü adı Asmalı Çeºme olan ve Marmara Üniversitesi Rektörlük binasının hemen arkasından başlayan sokağı adımlamışsınız büyük bir olasılıkla.

Theodora

Adının anlamı Tanrı’nın armağanı anlamına gelen, Roma tarihindeki en önemli figürlerden biri olan bu kadının fahişelikten imparatoriçeliğe uzanırken yaşadıkları da anlatılmakta Pornai’de.
“Saray görevlilerinin giydiği üniforma benzeri giysiler içindeki adam “Konsül Jüstinyen sizi yarın akşam Hormisdas Sarayında yemeğe bekliyor” dedi akşam ekşi bir suratla. Yarın 5’te köleler tarafından tahtırevanla evinizden alınacaksınız. Adam bunları söyledikten sonra geri döndü ve hızla yürümeye başladı. Arkasından duyduğu “Konsül Hazretlerine nazik daveti için teşekkür ettiğimi ama gelemeyeceğimi söyleyin” sözleri üzerine çıldıracak gibi oldu. Hışımla döndüğünde Theodora kapıyı kapatmıştı.”
Yazar, oyuncu, seslendirme sanatçısı ve profesyonel turist rehberi Naci Adıgüzel’in son romanı ‘Pornai: Maviler ve Yeşiller’i okurken, bildiğiniz Istanbul’u esasında hiç te tanımadığınızı fark edecek, ayaklanmanın altında yatan nedenleri anlayacak ve ayaklanmanın önemli karakterlerinin geçmişleri ile tanışacaksınız.
İyi okumalar.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nız kutlu olsun!