“Tarih tekerrürden ibaret” derler, sanırım doğru. Sizler bu satırları okurken ben yıllar sonra bir kez daha aynı amaçla Isparta yollarında olacağım. Yıllar önce bir kasım sabahı acemi birliğime teslim olmak için Isparta yollarındaydım. Bugün ise bizim bir numara, Ege ile aynı amaçla Isparta yollarındayız. İki numara Deniz de Ankara’da birliğine teslim olacak bugün. Esasında aklımda bir gün önce yola çıkıp, önce onu Ankara’ya bırakmak, sonra Ege ile Isparta’ya devam etmek vardı. Amma velakin bizim Deniz nevi şahsına münhasır olduğu için kendi gitmeye karar verdi. Biz de Ege ile düştük Isparta yollarına... İnsanın yıllar sonra aynı yola bu kez oğlu ile düşmesi ilginç bir duygu.
İstanbul-Isparta arası yaklaşık 600 km. ve otomobille yaklaşık yedi saat sürmekte. En ideal rota İstanbul, Sapanca, Bilecik, Afyon, Isparta. Uçakla gitmek isterseniz; haftanın dört günü, pazartesi, çarşamba, cuma ve pazar günleri uçuş da var. Yaklaşık bir saat sonra Isparta’da oluyorsunuz. Süleyman Demirel Havalimanı’ndan merkeze servis var, yaklaşık 45 dakika sürmekte. Diğer seçenek ise taksi.

Isparta yollarında...

Ne demek Isparta?

Isparta bugün “Göller Bölgesi” dediğimiz ama tarihte ‘Pisidia’ olarak adlandırılan bir coğrafyada yer almakta. İlk yerleşimlerin MÖ 35.000’lere uzandığı bu coğrafya, Anadolu’nun en önemli kültür bölgeleri arasında.
Şehrin tarihte en çok geçen adının ‘Baris’ olduğu bilinmekte. Hititler tarafından verildiği düşünülen ve ‘bereket’ anlamına gelen Baris’in Romalılar’ın bölgeye hakim olması ile ‘Sbarita’ olduğu, bunun da zaman içinde Isparta’ya dönüştüğü söylenmekte. Bir diğer görüş ise Baride kelimesinde olan adının Anadolu’ya gelen Yunan göçleri sonrası başına ‘Eis’ takısını eklenerek ‘Eis Baride’ olduğu bununda ‘Isparta’ olduğu.

Ne yapsak, nereleri gezsek?

Toroslar, Eğirdir Gölü, Davraz Dağı, lavanta ve gül bahçeleri, Adada ve Pisidia Antiokhela Antik Kentleri gibi tarihi ve de doğal güzellikleri ile başka bir yerde olsa çoktan yıldız olacak bir coğrafya Isparta.
Tarihi seviyorsanız Pisidia Antiokheia, Hristiyanlık tarihi açısından çok önemli bir kent mesela... Bir diğer antik kent, çam ve ardıç ağaçlarıyla kaplı tepeler tarafından çevrelenmiş bin 200 metrede kurulu, 2 bin yaşındaki Adada Antik Kenti.
Isparta demek “Gül” demek. Isparta güllerinin hasat zamanı ise mayıs ayında. Gülün yanısıra, gül reçeli, gül şerbeti ve güllü lokumu da var.
Lavanta tarlaları için Fransa’ya gitmenize gerek yok. Çok daha güzelleri var Kuyucak Köyü’nde... Yıllara göre oynamalar olsa da her yıl haziran sonu temmuz başı morlara bürünüyor Kuyucak Köyü.

Isparta yollarında...

“Doğayı seviyorum ben” diyenlerdenseniz; Kızıldağ Milli Parkı, Gölcük Tabiat Parkı ve kanyon yürüyüşü sevenler için Yazılı Kanyon var. Neden “Yazılı Kanyon” derseniz, kanyonun içinde, Hierapolis yani Denizli doğumlu ünlü filozof Epiktetos imzalı bir şiir var.
Eğirdir ve Kovada gölleri muhteşem. Eğirdir en büyük ikinci tatlı su gölümüz. Plajlar, kamp alanları, yelken okulu, balık, tekne turu, ne ararsanız mevcut.
Kayak sevenler için kar kalitesi yüksek Eğirdir Gölü manzaralı Davraz’da. Sezon aralıkta başlayıp, nisana kadar devam ediyor.
Isparta’dan bahsedip, bir zamanlar çeyizlerin değişmezi olan Isparta halılarını yazmamak olmaz. Hâlâ çok talep olduğunu da ekleyelim.