Bu hafta değerli dostum, Avusturya’nın Türkiye Ticaret Müsteşarı, Dr. Georg Karabaczek’in davetine icabet ederek, Avusturya Turizm Günleri’ne katıldım. Dr. Karabaczek, İstanbul Avusturya Lisesi mezunu. Dolayısı ile Türkiye’yi ve dinamiklerini yakından tanıyan başarılı bir diplomat. Gerek kendisi gerekse Avusturya Başkonsolosluğu Ticaret Ofisi İş Geliştirme Müdürü Eser Ergin Ünlütürk ve Avusturya Ulusal Turizm Ofisi Türkiye Sorumlusu Denise Mielniczek, iki ülke arasındaki turizmin gelişmesi için yıllardır başarılı çalışmalar yapmaktalar.

KALDIĞIMIZ YERDEN

Avusturya Turizm Günleri 2021

‘Güvenli Tatil’, ‘Turizmin Geleceği’, ‘Satış ve İnnovasyon’, 17-19 Mayıs tarihleri arasında çevrim içi gerçekleştirilen Avusturya Turizm günlerinde, üç gün boyunca konuşulan konulardan sadece birkaçıydı. Avusturya’da turizm hizmetlerinin yeniden verilmeye başlandığı tarih olan 19 Mayıs’ın hemen öncesi yapılan bu organizasyonla, Avusturya turizm sektöründeki oyuncular kendilerini yabancı turizm şirketlerinin yanı sıra ulusal ve uluslararası medyaya hatırlatırken, düzenlenen e-Kampüs sohbetleri ve panel tartışmaları da turizm sektöründeki oyuncuların yönlerini belirlemede yardımcı olacak bilgilerle donanmasını sağladı.
Avusturya Turizm Bakanı Elisabeth Köstinger ise yaptığı açıklamada, “Turizmde büyük bir geri dönüşün başlangıcındayız. İşletmelerimizin misafir çekmedeki başarısı asla tesadüf değil, sıkı çalışmanın sonucudur. ‘Turizm Günleri’ sektörden gelen güçlü bir yaşam belirtisi, bir sinyaldir: Avusturya turizmi geri döndü!” diye özetledi yapılanları. Darısı başımıza...

KALDIĞIMIZ YERDENGezmeyi özledik

Son günlerde yapmış olduğum görüşmeler turizmin geleceği için söylenenlerin pek çoğunun gerçeği yansıtmadığı düşüncemi teyit etti. Evet zor bir dönemden geçiyor ve sınanıyoruz ama turizm, insan var olduğu müddetçe varolacak. Hem de yüzyıllardır yapıldığı formatta. Hiçbir şey insanın
içindeki o yabancı olana duyulan merakı, dokunarak, deneyimleyerek öğrenme isteğini, farklı bir lezzeti yerinde tatma arzusunu, yeni kültürleri tanıma dürtüsünü engelleyemeyecek.
Gezmenin ve öğrenmenin sonu yok. Üç gün boyunca birbirinden güzel insanlarla sohbet ettik ve tanıdığımı sandığım Avusturya da bile ‘Mutlaka Yapılacaklar’ listeme pek çok yeni şey ekledim. Eklerken de, “Nasıl olur da duymamışım ben bunları?” deyip, şaşırdım. Kesinlikle ilk fırsatta hepsini deneyimleyip, bu satırlarda paylaşacağım.

Kaleler ve şatolar

Mesela, ‘Avusturya Kale ve Şatoları’nı içeren bir program var, yapmak aklımda... Sadece Salzburg’da üç tane muhteşem yer var görülecek. Hohensalzburg herkesin bildiği o şehre tepeden bakan kartal yuvası gibi kale. Diğer ikisi ise Hohenwerfen ve Mauterndorf. Salzburg kale ve şatolarını ile hikayelerini, bunların tanıtım ve pazarlanmasından sorumlu Birgit Meixner ile konuştuk. Ortaya bir anda farklı bir Salzburg yazısı çıkıverdi. Çok yakında Seyyah-ı Alem’de olacak.

Yeme-içme başkenti

Graz, Viyana’dan sonra en büyük ikinci şehir ve Steiermark eyaletinin de başkenti. ‘UNESCO Dünya Mirası’ listesindeki Eggenberg Şatosu’da burada. Graz’ın 2008’den bu yana Avusturya’nın resmi yeme-içme başkenti olduğunu biliyordum. Ama Katharina Prato’nun da Graz’lı olduğunu, Graz Turizm Ofisi’nden Susanne Höller ile konuşurken öğrendim. Kim mi bu Katharina Prato? İlk kez 1869’da yayınlanan ve bugüne kadar 1 milyondan fazla satan ‘Güney Almanya Mutfağı’ adlı yemek kitabının yazarı. Eski otantik tarifleri içeren kitabın, Fraktur harflerle basılmış bir kopyası benim kütüphanede de mevcut. Dolayısı ile bir de Graz yazısı yazmak şart oldu.

KALDIĞIMIZ YERDEN

Tren ya da nehir yolculukları...

Rahmetli dedem Sabri Efendi, devlet demiryollarından emekliydi. Dolayısı ile trenleri hep sevdim. Vakti zamanında İstanbul-Şam arası trenle yaptığım tur programları hâlâ aklımda. Güney Avusturya Demiryolları’dan Magdalena Weissinger’e, “Bu diyarlarda trenle yapılabilecek ne var?” dedim, gönderdi programları hemen. Bir de Tuna Nehri’nde yapılan turlar var ki, onları da Gunnar Keller ile konuştuk. Bu durumda tren ve Tuna turları da yakında bu satırlarda...