KIRIK REHABiLiTASYONU


Eskiden kırık iyileşmesinde önerilen ‘hareketsizlik’ kavramı yerini kas ve tendonların kısalmaması için ‘erken hareket’ kavramına bıraktı



Kemik, yüksek üretim aktivitesi olan bir doku. Kemik iliğinde günde 300-400 milyar kırmızı ve 100-200 milyar beyaz hücre üretiliyor. Kemik iyileşmesi üç fazda tamamlanıyor. İltihap fazı, 1-2 hafta sürüyor. Kırık bölgesindeki kanama alanı çeşitli kan hücrelerince istila ediliyor ve temizlenmeye çalışılıyor. Tamir edici faz, aylarca sürebiliyor çünkü yavaş yavaş kıkırdak ve kemik doku oluşuyor. Yeniden yapım fazıysa aylar hatta yıllarca devam edebiliyor. Ancak bu faz normal kemiklerin de yaşadığı bir süreç. Bu fazda kemiğin iç yapısında yavaş değişiklikler oluyor.

Ortez kullanımı
Kırığın kaynaması ‘callus’ denilen iyileşme dokusunun tespit edilmesi sonucunda meydana geliyor. Kemik üzerindeki anormal hareket varlığı, kırığın iyileşmediğine işaret ediyor. Alçı ve atelle kırık kemiğin üzerindeki, altındaki eklem sabitleniyor. Bölgede çok fazla ağrı varsa alçı çıkartılıp bası yarası inceleniyor.
Çeşitli iç ve dış sabitleme sistemleri, çiviler, vidalar kırığın yeniden yapılanmasında yardımcı oluyor. Bazı dirsek ve diz bölgesi kemik kırıklarında ‘ortez’ denilen, harekete izin veren yardımcı cihazların kullanımı, hem kırık iyileşmesini hızlandırıyor hem de eklem hareketlerindeki kısıtlamaları engelliyor.
Bacak ve ayak bölgesindeki kırıklardan sonra genellikle kanedyen veya koltuk değneğiyle yürüyüş öneriliyor. Bu cihazlarla çeşitli tipte yürüyüş yöntemleri var. Önce kırık ayağın sonra sağlam ayağın sonrasında da koltuk değneklerinin ilerletildiği yürüyüşün yanında önden koltuk değneklerininin sonra bacakların atıldığı daha hızlı ve dengesiz bir yürüyüş tipi de bulunuyor.
Merdiven inip çıkma da önemli bir aktivite. Merdiven çıkarken önce sağlam ayak bir basamak yukarı, sonrasında kırık ayak en sonsa iki koltuk değneği yukarı alınıyor. Merdiven inerkense önce kırık ayak sonrasında sağlam ayak onun yanına indiriliyor.
Kırık iyileşmesinde ağırlık verme eğitimi de önemli rol oynuyor. Bu eğitimi beş gruba ayırmak mümkün:
Yük vermeme dönemi: Bacak ve ayaklara yük verilmiyor. Kol ve el kırıklarındaysa uzuvlar hiçbir hareket için kullanılmıyor.
Parmak ucu yük verme: Yükün çok büyük bir kısmı koltuk değneklerinin üzerindeyken 5 kg. gibi hafif bir yükle parmak ucuna basılıyor. Kişinin bu ağırlıkları öğrenebilmesi için baskül ya da bilgisayar destekli programlar kullanılıyor.
Kısmi yük verme: Kırık tarafa 25 kg’lık bir ağırlıkla basmaya izin veriliyor. Sonrasında paralel barda ağırlık aktarımı eğitimine geçiliyor.
Dayanabilecek kadar yük verme: Kemik iyileşmesi yeterince tamamlanmış kişilerde tek koltuk değneğiyle hastanın dayanabileceği ağırlığa kadar yük aktarımlarına deniyor.
Tam yük verme: Burada koltuk değneğinin bırakılması amaçlanıyor.
Kırık sonrası egzersiz uygulamalarında eklemin sabitlenmesiyle hareketliliği arasındaki dengenin iyi kurulması önemli. Kırık hattı yeterince oluşmadan uygulanan güçler, iyileşmeyi geciktirebiliyor. Tam tersine egzersizlerin gecikmesiyse eklem hareket açıklığının kaybına yol açabiliyor.
Kırık iyileşmesinde Continous Passive Motion (CPM) denilen sürekli pasif hareket cihazları belli hareket derecelerinde ayarlanarak eklem hareket açıklığının korunması sağlanabiliyor. Callus denilen iyileşmiş kırık dokusunun oluşmasından sonraysa kuvvetlendirici ve ağırlık taşıyıcı egzersizlere geçiliyor. Kırık iyileştikten sonra eklem sertliği, kas kısalığı, lokal kemik erimesi gibi komplikasyonlar fizik tedavi uzmanlarınca gideriliyor.