Uçuk , virüslerin neden olduğu yaygın bir enfeksiyondur. Uçuğa neden olan bu virüsler tıpta ‘Herpes Simpleks Virüsleri’ olarak adlandırılırlar. Genellikle dudaklarda ve ağız çevresinde önce bir kaşıntı ardından bir kabarcıkla kendini gösteren uçuklar, içi sıvı dolu kabarcık şeklinde çıkar ve sonra da patlayarak yaraya dönüşürler.

Uçuk çıktıktan sonra bunun zaman içerisinde tekrarlama olasılığı oldukça yüksektir. Bazı kişilerde yılda 2-3 kez uçuk çıkar, ancak virüsü kapmış olan bazı kişilerde ise uçuk hayatları boyunca sadece bir kez çıkar. Ek olarak virüsü taşıdığı halde vücutlarında hiç uçuk çıkmayan, virüsün hep ‘uykuda’ kaldığı kişiler de vardır. Uçuk virüsü sinir hücrelerinde uykuya geçtikten sonra bir daha yaşam boyu hiç aktifleşmeyebilir.

Herpeslabilis dudakta, herpesgenitalis cinsel bölgedeki uçuk enfeksiyonuna verilen isim, ayrıca göz, beyin gibi organlarda dahi herpes enfeksiyonu olabilir. Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki tipi vardır. Herpes virüs tip 1 genellikle dudak, burun çevresi gibi yüz bölgesindeki enfeksiyonlardan, herpes virüs tip 2 ise genital bölgedeki enfeksiyonlardan sorumludur. Ancak son yıllarda genital bölgede de yüzde 30 oranla Tip 1 saptanmıştır. Herpes Tip 1 kişilere genellikle çocukluk döneminde direkt deri teması (aileden birinin öpmesi vs), ortak havlu gibi eşyalarla veya bu virüsü yayan kişinin tükürük salgısından damlacıkla bulaşabilir. Yine hem Tip 1 hem de Tip 2, gençlik döneminden itibaren cinsel ilişki ile bulaşır. Genellikle 2-20 gün içinde belirti verir.

HSV 1 ise yüz, dudaklar, burun ve ağız içinde içi su dolu kabarcıklar oluşturur. Bu kabarcıklar çok kısa süre içerisinde açılıp üzerleri ülserleşir ve yakınlarındaki diğer küçük ülserlerle birleşme eğilimi gösterirler. Ardından üzeri sulanan bu yaralar kabuklaşır. Kabuklar sarı beyaz renktedir. Daha sonra kabuklar kendiliğinden yumuşayarak düşerler. İlk başta yerlerinde kahverengi bir leke bırakır . Daha sonra kahverengi bir ize dönüşür. HSV 2 ise genital bölgeyi tutar. Kasıklar, kadında vajina dış dudakları, iç kısmı, anüsle vajina arasındaki bölgeyi, rahim ağzını, erkekte penisin özellikle gövdeye yakın kısmını, nadiren penis başı ve testisleri, kalçaları tutabilir.

Herpes virüsü temasla bulaşır. Öpüşme, cinsel ilişki, aynı havluyu kullanma gibi virüsü taşıyan bireyle temas doğrultusunda virüsler alınır. Virüsler deri veya mukozalardaki çatlaklardan vücuda girerler. Sinir hücrelerini tutarak bu sinirlerin lifleri boyunca ilerlerler. Liflerin ganglion denilen ana merkezlerine yerleşirler. Ardından o bölgeye ait cilt ya da mukoza bölgesinde lezyonlarını oluşturmaya başlarlar. Virüsler yerleştikleri yerde ölmezler. Yapılan tedaviler de virüslerin yok edilmesini değil, hastalık oluşturmalarını önlemek ya da en azından azaltmak amacıyla yapılabilmektedir.

Hastalığa sahip bireylerin yarısından fazlası hastalığa sahip olduklarını bilmezler. Vücuda giren virüs her zaman aktif değildir. Bir anlamda pusuya yatar ve vücudun, bağışıklık sisteminin zayıf düşmesini bekler.

Tetikleyici faktörler

Adet dönemi

Ağır diyabet

Ameliyat olmak

Aşırı alkol tüketimi

Aşırı A vitamini alınması

Enfeksiyonlar

Güneşte kalmak

Hamilelik

Hormonal Değişimler

Kansızlık

Sık sık farklı kişilerle cinsel ilişki

Stres

Uykusuzluk

Virüsün etkilediği (uçuk çıkan) bölgenin yaralanması ,sürtünme

Vücut direncini düşüren, ateşli hastalıklar

Yetersiz Beslenme

Yorgunluk

Yüksek ateş

Ayrıca AIDS, egzama, ciddi yanıklar, kemoterapi ve organ nakli tedavisindeki ilaçlar uçuk tetikleyicisi olabilir.

Gebelikte hastalıkla temas edilmesi veya hastalığın bu dönemde nüksetmesi gibi durumlarda ne yapılabilir?

Hastalık gebeliğin ilk üç ayında geçirilirse fetus üzerinde çok ciddi hasar oluşturması iddia edilmiş olsa da, bu konuda bilimsel veriler bulunmamaktadır. Ayrıca bu hasarların ultrasonla tespiti mümkün olmayabilir. Bu nedenle tüm gebeler, gebeliğin ilk döneminde bu infeksiyonun geçirilip geçirilmediği yönünde taranmalıdır. Virüsün yeni alındığı aktif infeksiyonun geçirildiği vakalarda gebeliğin sonlandırılması düşünülebilir. Hastalığı daha önce almış ve bağışıklanmış bireylerde fetus açısından bir tehlike bulunmamaktadır. Doğuma yakın genital uçuk geçiren gebelerde ise eğer lezyonlar mevcutken doğum başlarsa bu gebelerde bebeğin temas ederek virüsü almalarını engellemek için sezaryen tercih edilmelidir.

İlaçlar kontrol altına alır

Kullanılmakta olan ilaçlar (asiklovir, famsiklovir ve valasiklovir ) enfeksiyonu kontrol altına alır ancak virüsü vücuttan tam olarak yok edemez. Tedavi çeşitleri episodik ve supresif olarak uygulanır. Episodik tedavi; akut ataklarda ve beş gün süreyle uygulanır.

Supresif tedavi ise sık uçuk geçiren kişilerde hem atak süresini kısaltmak, hem de atakları önlemek için bir yıla kadar, düşük dozda yapılır. Topikalantiviral kremler çok etkili değil, ancak uçuk kabuklanma sürecini kısaltabilir.

Teşhis ve tedavi

Herpes hastalığında teşhis ve tedavi dermatoloji, iç hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları, kadın doğum hastalıkları veya üroloji uzmanı hekimler tarafından yapılır. Şikayet, klinik bulgular ( sulu, hemen kabuklanan kaşıntı veya yangılı içi su dolu kesecikler) ve laboratuvar bulgularıyla tanı konulabilir. Laboratuvar testleri arasında yaradan sürüntü ile yapılacak kültür çalışmaları vardır. Serolojik tanıda HSV Tip1 ve Tip2’ye karşı oluşmuş antikorların varlığı ve PCR testi çalışmaları yapılabilir.

Uçuk nasıl önlenir?

Uçuğu olduğunu gördüğünüz kişilerle öpüşmekten kaçının.

Kişisel eşyaları (havlu, makyaj malzemesi, tıraş bıçağı ) ortak kullanmayın.

Ellerinizi sık sık yıkayın.

Güneş kremi kullanın. Stresten uzak kalmaya çalışın.

Ellerinizi yıkamadan gözlerinize ya da genital bölgelere dokunmayın.

Genital bölgede uçuk çıkmışken cinsel ilişkiden kaçının.

Uçuklara dokunmayın.

Görünürde uçuk olmasa bile cinsel ilişkide prezervatif kullanın.