KOAH ve KOVİD-19

19 Ocak 2021

Havanın soğumasıyla artan kömür kullanımı, hava kirliliği sorununu beraberinde getirirken, ağır bir solunum hastalığı olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) için de önemli bir tehdit oluşturuyor. ‘Kronik’ kelimesi uzun süredir devam eden anlamındadır. ‘Obstrüktif’ ise tıkayıcı anlamındadır ve bu hastalıkta nefes borularının (bronşların) tıkandığını göstermek için kullanılır.

O halde KOAH’ı, ‘Uzun süredir bronşlarda tıkanmaya neden olan bir hastalıktır’ şeklinde tarif edebiliriz. Bu rahatsızlığın en kötü yanı, bronşlarda oluşan tıkanmanın bir daha düzelmemesi ve tedavi edilmezse sinsice ilerlemesidir. En önemli nedeni, sigara bağımlılığıdır.

Bazı çevresel ve genetik faktörler hastalık gelişiminde etkilidir. Hastaların yaklaşık yüzde 1’inden az bir kısmında genetik nedenler sorumlu olabilir. Sigara dumanıyla nefes borularına, hava keseciklerine zararlı gazlar ve maddeler dolar.

Yıllar geçtikçe bu zararlı gazlar ve maddeler bronşların, hava keseciklerinin yapısını bozmaya başlar. Bunun sonucunda bronşların hastalanmasıyla tıkayıcı bronşit, hava keseciklerinin harabiyeti ve parçalanmasıyla amfizem ortaya çıkar.

KOAH adı altında bu iki hastalık yer almaktadır. Sigara içimiyle hem bronşlarda tıkayıcı bronşit hem de amfizem gelişir. Akciğerlerde ortaya çıkan bu tıkanıklıklar ve bozulmalar sonucunda kana oksijen geçişi azalır ve vücudun oksijensiz kalmasıyla pek çok ciddi rahatsızlıklar doğar.

Belirtileri

Öksürük

Yazının devamı...

ZONA (GECE YANIĞI)

12 Ocak 2021

Zona hastalığı ağrıya yol açan, ciltte kabartı, kaşıntı ve döküntülere neden olan bir cilt hastalığıdır. Tıp dilinde ‘herpes zoster’ adını almıştır. Halk arasında ise ‘gece yanığı’ olarak bilinir. Zona da belli bir bölgeyi etkileyen döküntüler, birlikte kemer ya da bant şeklinde bir görüntü oluşturan, ilk önce su toplayıp, ardından kabuk tutan kabarcıklar şeklindedir. Burada önemli olan zona değil, hastanın neden zona olduğudur.

Suçiçeğine yol açan ‘varisella zoster’ adlı aynı virüs zona hastalığına da sebep olur. Bu virüs, bir kez vücuda yerleştikten sonra, bağışıklık sisteminin zayıf düşmesini bekler ve fırsat bulduğunda harekete geçer.

Depresyon, stres, yaşlılık ve çeşitli hastalıklar, vücudun zayıf düşme nedenleri arasında sayılabilir. Zonaya yol açan virüs, sinir köklerine yerleştiğinden, zona ağrıları da şiddetli olabilir. Sırt, göğüs, karın, kalça, kol, bacak, boyun, baş ve yüz bölgeleri, etkilenen bölgelerdir. Zona şikâyeti, bu bölgeler arasında en çok göğüs ve başta görülür.

Virüsün neden birdenbire harekete geçtiği ve zonaya neden olduğu tam olarak açıklanmış değildir. Ancak bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir dönemi seçtiği bilinmektedir.

Hemen her yaş grubunda hastalık görülebilir ancak 50 yaş üzerindeki kişilerde risk daha yüksektir. Bu durum yaşlılıkta vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla açıklanabilir. Bir yaşından önce suçiçeği geçirenler ve hastalık ya da kullanılan ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıf olanlar da zonaya daha yatkın kabul edilir.

Belirtileri

Zona belli bir bölgede ağrı, karıncalanma, yanma ve kaşıntı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Öncesinde baş ağrısı, halsizlik, ateşsiz grip belirtileri, ışığa karşı hassasiyet görülebilir. Yanma ve ağrı şiddetli olabilir, ciltte henüz herhangi bir döküntü ya da kabartı yokken ortaya çıkabilir. Genellikle sırt ve göğüs bölgesinde görülen ağrılar, çoğu kez başka hastalıklardan şüphelenilmesine neden olur. Ciltteki içi su dolu kabartılarsa kabuklu yaraya dönüşür.

Yazının devamı...

CHECK-UP

5 Ocak 2021

Koranavirüs salgınının tüm dünyayı olduğu gibi bizim ülkemizi de etkisi altına aldığı süreç anlaşılan çok kısa olmayacak. O zaman bizler koronavirüse odaklanmışken aslında hayat devam ediyor. Sağlığımızın genel durumu çok önemli hale geliyor. Çünkü bu amansız virüsle baş edebilmemiz için sağlığımızın iyi olması gerekiyor. Ayrıca, korona öncesi sağlığımızla ilgili sahip olduğumuz tüm riskler aynı şekilde hatta artmış durumda.

Sağlıklı bir yaşamın sırrı, vücudumuza iyi bakmamız ve yaşımıza göre gerekli kontrolleri yaptırmamıza bağlıdır. Bunu asla ihmal etmemeli, ertelememeliyiz.

Çok önemli

Kontrollerimizi her zaman düzenli olarak yaptırmamız, yaşam kalitemizi düşürmemek adına çok önemli. Bunun için atılacak ilk adım, gereken tetkiklerimizi düzenli olarak yapabilecek ve bizi takip edecek bir doktor bulmamızdır.

Çocukluk ve gençlik yıllarında yaptıracağımız bu kontroller, aşıları, hormonlarımızı, vitaminleri, gerek ruhsal gerekse bedensel gelişmelerin kontrollerini kapsar. Sağlıklı bir çocukluk ve ergenlik döneminden sonra, orta yaş dönemi başlangıcı 35 yaşından itibaren daha dikkatli ve detaylı kontroller yaptırmamız gerekir.

Herhangi bir sağlık sorununa bağlı olmaksızın belirli aralıklarla yapılan kontrollere check-up denir. Check-up’ın tanımının içeriğinin anlaşılması benim için büyük önem taşır. Çünkü yapılan en büyük ve en yaygın hata, bazı şikâyetlerimiz varken “Bir check-up yaptırayım da ne varsa çıksın” yaklaşımıdır. Etrafımızda maalesef sıklıkla şunu duyabiliyoruz:  “Rahmetli düzenli check-up yaptırırdı.”

“Sorun neredeydi? Eksik olan neydi? Yeterli bir check-up’ın kapsamı ne olmalıydı?” tarzı endişelere yer vermemek adına, şikâyetimiz doğrultusunda gerekli doktorlara gidilmeli ve sorun çözüldükten sonra genel check-up yaptırılmalıdır.

Yazının devamı...

UYKU APNESİ

29 Aralık 2020

Uyku apnesi, uyku esnasında tekrarlayan nefes durmalarıyla kendini belli eden, kanda oksijen oranının düşmesine ve uykunun bölünmesine neden olan, ani ölüm riski taşıyan ciddi bir bozukluktur. Bazı insanlarda uyuma esnasında nedeni tam olarak bilinmeyen üst hava yollarında tıkanma, sinir sistemindeki bir problem ve hava yollarındaki daralma gibi faktörler uyku apnesine sebep olur.

Belirtileri nelerdir?

Düzensiz solunum: Rahatsızlığın en önemli belirtisi olan uyku boyunca görülen solunum duraklamaları, iç çekmeleri ve horlamalarıdır. Bu düzensizlikler normal kişilerde görülen horlamalardan farklıdır. Normalde sırt üstü yatanların horladığı bilinse de, bu rahatsızlıkta kişiler her pozisyonda horlamaya devam ederler. Hastalar uyku sırasında el ve kol hareketleriyle rahatsız bir uykunun  görüntüsünü çizerler.

Uykuda nefes durması: Hastalarda sıkça tekrarlanan uzun süre devam eden solunum durması meydana gelir. Hastalığın önemli belirtisi olan solunum durması, 10 saniyeden dakikalar boyu devam eden bir duruma gelebilir. Bu kişilerde oksijen yetersizliği ve uyku düzensizliği oluşmaktadır.

Gündüz aşırı uyku hali: Gece uyku düzeni bozulan hastalar, kendilerini yorgun hissettiklerinden gündüz uyuklama durumları yaşamaktadır.

Diğer belirtiler: Hastalarda bacak şişmeleri, mide yanmaları, gece koyu renk idrar yapma, uykuda terleme, göğüste baskı duyma gibi belirtiler görülebilir.

TİPLERİ VE NEDENLERİ...

Yazının devamı...

İDRARDA KANAMA (HEMATÜRİ)

22 Aralık 2020

Hematüride, böbrekler, böbreklerden idrar kesesine idrarı taşıyan, ‘üreter’ denen tüpler, idrar kesesi, keseden dış dünyaya kadar idrarı taşıyan ve ‘üretra’ adı verilen idrar borusuyla erkeklerde prostat bezinden kaynaklanan çeşitli rahatsızlıklar sorumlu olabilir.

İdrarda kan iki şekilde saptanabilir. Eğer bir idrar tetkiki yapılmışsa, mikroskopla incelemede rastlanabilir. Buna ‘mikroskobik hematüri’ denir ve genellikle az miktarda kanın idrara karışması sonucu oluşur. Diğer yöntem, kişinin idrarında kanı görebileceği düzeyde ve daha fazla kan hücresinin idrara karışmasıyla oluşur, buna ise ‘makroskobik hematüri’ adı verilir.

Bu durumda idrar pembe, kırmızı, çay renginde veya kahverengi olabilir. Ayrıca idrar tahlilinde kan hücrelerinin yanı sıra, iltihap hücrelerinin (lökosit) varlığı, enfeksiyonu, kristallerin varlığı, taş hastalığını ve proteinin varlığı, böbreğin ‘glomerulonefrit’ adı verilen rahatsızlıklarını akla getirir.

Kadınlarda âdet döneminde idrara kanın karışması, yanlışlıkla idrar kanaması olarak değerlendirilebilir, o yüzden bu konuda dikkatli olmak gerekir. Bu durum, idrarda kanama olduğunu göstermez. Kan sulandırıcı ilaç kullanımı (aspirin de buna dahil), idrara kan karışmasına yol açabilir.

İdrarı boyayan veya kanamaya yol açan bazı ilaçlar da vardır. Örneğin, phenazopyridin, cyclophosphamide etken maddelerine sahip ilaçlar. İdrarı kırmızıya boyayan besinler arasında pancar ve böğürtlen sayılabilir. Gıda boyalarının da idrar rengini değiştirebileceği unutulmamalıdır.

Yoğun egzersiz sonrası idrarda kan saptanabilir, ağırlık kaldırmak veya aerobik egzersiz buna sebep olabilir. Böbrek ve idrar yollarının hasar gördüğü travmalarda (trafik kazası, spor yaralanmaları vb.) idrara kan karışabilir.

İdrarda kan saptanması halinde, mutlaka araştırılması ve hangi sebepten kaynaklandığının ortaya konulması gerekir. Hem idrar yolları hem de genel sağlık açısından tedaviyi gerektiren bir durum varsa, zamanında teşhis ve tedavi edilmesi önemlidir.

İdrarda kanamaya sebep olacak hastalıkları şu şekilde sıralayabiliriz:

Yazının devamı...

ALERJi

15 Aralık 2020

Alerji, genel anlamıyla aynı miktar ve koşullarda başka kişiler için zararsız olan farklı yabancı maddelere karşı, bazı kişilerin aşırı duyarlılık göstermesidir. Vücudun bağışıklık sisteminin herhangi bir maddeye karşı gösterdiği aşırı hassasiyet reaksiyonudur.

Bağışıklık sistemimiz, çevremizde bulunan ve vücudumuza burun, nefes yolları, bağırsaklar ile deriden giren yabancı ve zararlı maddelere karşı bedenimizi korumak için çeşitli reaksiyonlar verir. Bu reaksiyonlarla, bağışıklık sistemi hücreleri zararlı maddeleri ortadan kaldırır ya da vücuda girmelerini engeller. Alerjide ise bağışıklık sistemi normalde vücut için zararlı olmayan maddelere karşı, bundan bir miktar farklı ancak vücut için zararlı olan aşırı bir reaksiyon verir. Alerjiye yatkın insanlar ‘atopik’ olarak adlandırılır. Atopi, bir hastalık olarak değerlendirilmez fakat kalıtsal bir özelliktir. Stres, yoğun çalışma ortamı, hava kirliliğinin artması ve gıdalara eklenen katkı maddelerinin, alerjilerin görülme sıklığının artmasına yol açtığı bilinmektedir.

Alerjen maddeler

Ev tozu, gözle görülemeyecek kadar küçük böcekler (akarlar) ve polenler en sık rastlanan, alerjiye neden olan maddelerdir. Ayrıca kedi-köpek gibi hayvanların tüyleri, bazı yiyecekler, güneş, bazı ilaçlar, küf mantarları, parazitler, bazı kimyasal maddeler, soğuk ya da kirli hava ve bunun gibi birçok faktör, alerjen özelliktedir. Bunlar solunum ya da sindirimle, ciltle ve enjeksiyonla vücuda girerler, reaksiyona neden olurlar.

Belirtileri nelerdir?

Kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve şiddeti değişebilir. Genel alerji belirtileri kaşıntı, kızarıklık, deride kabarıklık-şişme, dilin şişmesi, burun akıntısı, hapşırma, hırıltılı nefes alıp verme, nefes darlığı ve vücudun çeşitli yerlerinde şişlikler olmakla birlikte, bu belirtiler alerjene ve kişiye göre değişebilmektedir.

Anafilaksi, ani başlangıçlı, hızlı seyirli, tüm doku ve organları etkileyebilen, ölümle sonuçlanabilen acil bir durumdur. Alerjinin, en ağır formudur.

Yazının devamı...