YAZ AYLARINDA GIDA ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT!

20 Temmuz 2021

Gıda zehirlenmesi genellikle hafif geçirilmekle birlikte ölümcül de olabilen yaygın bir hastalıktır. Kişi bakteriler veya toksinlerle bozulmuş yiyecek veya içecekleri tükettiğinde zehirlenme meydana gelir. Çok sık olmamakla birlikte besin zehirlenmesine kimyasallardan gelen toksinler veya böcek ilaçları da neden olabilir. Bir yiyecek veya içeceğin bozulmuş olduğunu söylemek zordur. Çünkü görüntü, koku ve tatta herhangi bir değişiklik meydana gelmemiş olabilir. Besin zehirlenmesi tek bir kişiyi veya aynı bozulmuş yiyecekten yemiş bir grup insanı etkileyebilir.

Her bir besin zehirlenmesi sebebinde kuluçka süreleri farklıdır. Bazı zehirlenmelerde belirtiler 30 dakika ila bir saat içinde görülürken, besin zehirlenmelerinin çoğunda belirtiler 12-48 saat içinde meydana gelir. Diğer türlerde ise belirtilerin görünmesi için birkaç gün ile bir haftaya kadar süre geçmesi gerekir.

Besin zehirlenmeleri, halk sağlığını yakından ilgilendirir. Özellikle yaz aylarında artan, yaygın hastalıklardan biridir. Çoğunlukla hafif seyirli ve kısa süreli hastalıklardır fakat zehirlenmeye yol açan besinler ve kişiyle ilişkili bazı faktörler, hastalığın zaman zaman daha ağır seyretmesine hatta ölümcül olmasına yol açabilir.

Besin kaynaklı hastalığa herkes yakalanabilir ancak bazı kişiler daha duyarlıdır: Bebekler, çocuklar, gebeler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler.

Yaz aylarında artan hava sıcaklığı ile insanların sıvı ihtiyacı artar ve daha fazla su tüketirler. Sıcak yaz günleri mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırır dolayısıyla açıkta satılan gıdalar daha çabuk bozulur. Mikroorganizmalarla kirlenmiş sıvıların içilmesi veya besinlerin yenmesi sonucunda gelişen, kusma ve ishal  ile seyreden ‘gıda zehirlenmeleri’ en sık yaşanan rahatsızlıklar arasındadır.

GIDA ZEHİRLENMESİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

En yaygın görülen belirtiler sindirim yolunun (mide ve bağırsak) etkilenmesinden kaynaklanan kusma, karın ağrısı ve ishaldir. Sebebe bağlı olarak, belirtiler dâhilinde ateş ve üşüme, kanlı dışkılama, kas ağrıları, halsizlik ve bitkinlik de sayılabilir. Nadir olgularda, besin zehirlenmesi sinir sistemine zarar verecek kadar ciddi olabilmektedir. Ağır vakalarda felce, hatta ölüme neden olabilir.

Yazının devamı...

Güneş (sıcak) çarpması hayatı tehdit edebilir!

6 Temmuz 2021

Halk arasında güneş çarpması olarak adlandırılan durumun tıptaki adı hipertermidir. Vücut ısısının, vücudun ısısını ayarlayan mekanizmanın çalışmamasıyla birlikte ortaya çıkan, çok tehlikeli olabilecek şekilde yükselmesidir. Kişinin ateşi ciddi derecede yükselirse, ölümle sonuçlanabilecek güneş çarpması hemen tedavi altına alınmalıdır. Güneş çarpması tedavisinde ilk hedef vücut ısısının düşürülmesi, kontrol altına alınması ve durumu tetikleyecek dış ısı etkenlerinden kaçınılmasıdır.

Güneş çarpmasının sebepleri

Güneş çarpması aşırı derecede ısıya ya da güneşe maruz kalmaktan kaynaklanır. Normal şartlarda, vücut ısıya maruz kaldığında anatomik soğutma mekanizması devreye girer ve terleme meydana gelir.

Terleme vücudu soğutur ve vücut ateşini denetim altına alır. Ancak aşırı derecede ya da uzun süre ısıya maruz kaldığında bu sistem kendini kapatır ya da düzgün işleyemez hale gelir. Maruz kalınan ısı yükseldikçe, bir soğutma mekanizması olmadan vücut ateşi de doğru orantılı olarak yükselir ve bu da güneş çarpmasına yol açar.

Güneş çarpmasının belirtileri

Güneş çarpmasının bir diğer nedeni de dehidratasyon, yani sıvı kaybıdır. Sıvı kaybında vücut terlemeyi sağlayacak sıvıyı bulamaz ve vücudun ateşini düşüremez.

Deride kızarıklık olur.

Nabız hızla yükselir.

Yazının devamı...

Havuzlar ve sağlık

29 Haziran 2021

Yapılan araştırmalar koronavirüsün deniz ve havuz suyundan bulaşma ihtimalinin çok düşük olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmalarda, deniz suyundaki tuzun ve yoğunluğunun virüsün yaşamasına elverişli bir ortam sunmadığı, havuzlarda da başta klor olmak üzere kullanılan dezenfektan özelliğine sahip maddelerin virüsü etkisiz hale getirdiği belirtiliyor.

Ancak bilim insanlarını ve kamu sağlığı uzmanlarını plaj ve havuz kenarı gibi ortak alanlarda sosyal mesafe kurallarının ihlal edilmesi daha çok kaygılandırıyor.

Bilim insanları virüs parçacıklarının suyu kirletebileceğini ancak deniz, okyanus gibi geniş su alanlarında bu miktarın önemsenmeyecek kadar düşük olacağını vurguluyor.

Denize ve havuza giren kişilere virüsün bulaşma riskinin sudan değil, diğer her ortak alanda olduğu gibi, enfekte kişilerin öksürmesi ya da hapşırmasıyla etrafa saçılan parçacıklardan kaynaklandığı belirtiliyor.

Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan Sağlıklı Turizm Sertifikasyon programı kapsamında, yüzme havuzlarında personelin koruyucu kıyafet kullanması, bu bölümlerdeki oturma alanları ile şezlongların sosyal mesafe kuralına göre tasarlanması, havuz suyundaki klor düzeyinin belli seviyelerde tutulması ve havuz ile plaj çevresindeki duş ve tuvaletlerin düzenli aralıklarla dezenfekte edilmesi öngörülüyor.

Koronavirüs dışında havuzlardan veya denizlerden en fazla bulaşan hastalık genital mantar enfeksiyonlarıdır. Havuz veya deniz sefasının hastanede bitmemesi için girilen havuzun temizliğinden emin olunması  ve su sirkülasyonu fazla olan havuzların tercih edilmesi gerekmektedir. Çünkü yeterince temizlenmeyen havuzlar ve kirlilik seviyesi yüksek sahiller tehlikeli olabilir.

Yazının devamı...

Yaz ve güneşlenme...

22 Haziran 2021

Güneşlenme deyince aklınıza ille de kumun ya da şezlongun üzerine mayo giyip yatmak gelmemeli, kafanızda koruyucu bir şapka, gözünüzde koruyucu bir gözlük olmalı, hedef sadece D vitamini üretimi ise el ve ayakları güneşle buluşturmakla yetinilmeli

Bronz ten artık estetiğin ve sağlığın değil, gelecekteki cilt kanserinin davetiyesi olarak görülüyor. Bu nedenle, günümüzde korunmasız güneşlenip bronzlaşmak ‘out’, güneşten korunmak ve güneş koruyucu kullanmak ‘in’ oldu!

20’nci yüzyılın başlarında bronz ten sağlıklı görünümün ve estetiğin simgesi iken, 21’inci yüzyılda ise güneşlenmek ve bronzlaşmak cilt kanseri, erken kırışma, lekelerdeki artma gibi olumsuzluklarla anılmaya başladı. Ardından D vitamini eksikliği gibi çok önemli bir konu ön plana geçti.

D vitamini eksikliğinin kemik erimesine yol açtığı, diş ve kemik gelişimini aksatıp görsel bazı sorunlara sebep olabildiği uzun zamandır biliniyor ama yeni araştırmalar daha vahim sağlık sorunlarını işaret ediyor. Vücudumuzdaki D vitamini açığını kapatmak için mutlaka güneşlenmek, bedenimizi güneşle buluşturup cildimize D vitamini ürettirmek zorundayız.

Hayvansal gıdalarla D vitamini ihtiyacımızın maksimum yüzde 10’luk bir bölümünün karşılanabileceğini biliyor muydunuz? Bitkisel kaynaklı besinlerde bu değerli vitaminin hiç ama hiç bulunmadığını da hesaba katarsak, geriye en az yüzde 90 civarında bir açıkla baş başa kalırız. İşte bu nedenle, bu büyük açığı kapatmak için mutlaka ama mutlaka güneşlenmek, bedenimizi güneşle buluşturup cildimize D vitamini ürettirmek zorundayız. Açık havada çalışmak yerine ofislere tıkılan şehirli insanın en büyük sorunlarından biri güneşin bu önemli işlevinden faydalanamamaktır. Yapılacak tek şey, yaz tatillerinde fırsat buldukça güneşlenmek ve cildimize D vitamini üretme fırsatı vermektir.

Ne zaman güneşlenelim?

“Güneşlenme zamanı” konusunda önemli fikir ayrılıkları var. Sabah 11’den önce, öğleden sonra 2’den, hatta 3’den sonraki zaman dilimi. Bu zaman dilimlerinde güneşlendiğinizde güneş ışınlarının cilt kanseri yapabilme riski azalıyor.

Bu görüşün tam tersi düşüncede olanlar da var. Onlara göre “Eğer amacınız cildinize D vitamini ürettirmekse en uygun zaman güneş ışınlarının bedene dik geldiği öğle saatleri” olmalıdır ve “Gölgenizin boyunuzdan daha kısa olduğu saatler” cildinizde D vitamini üretimini maksimuma çıkarmak için en uygun zaman dilimidir. 

Yazının devamı...

YAZ ENFEKSİYONLARI KAPIDA

15 Haziran 2021

Bugünlerde koronavirüsle hâlâ uğraşırken, baharın alerjilerinden kurtulduk derken, bu kez de yaz enfeksiyonlarıyla karşı karşıyayız. Yaz döneminde hava sıcaklığının artması ve farklı yerlere seyahatler, deniz-havuz gibi aktivitelerle enfeksiyonlar da çeşitlilik kazanarak artmaktadır.

Ortak kullanılan havuzlar, uygun havuz bakımı ve insanların kurallara uyumu yeterli değilse göz, kulak, sindirim, solunum, cilt ve idrar yolu enfeksiyonları için risk kaynağıdır. Durgun-kirli sularda, denetimsiz havuzlarda yüzmekten kaçınmalıyız.

Hepatit A

Yaz döneminde kirli sular ve iyi yıkanmamış gıdalarla sıklığı artan bu enfeksiyon, cilt renginde sararma, halsizlik, ateş, bulantı, idrar renginde koyulaşma ve dışkı renginde açılma gibi belirtilerle seyreder.

Korunmak için en önemli yol aşılanmaktır. Açık su içmemek, açıktaki kirli yiyecekleri tüketmemek ve el hijyenine uymak diğer önlemler arasındadır.

Vücut mantarları

Sıcak, nemli ve kapalı ortam mantar enfeksiyonu sıklığını artırmaktadır. Islak mayoyla uzun süre beklenmesi genital bölgede mantar enfeksiyonlarına yol açabilir, bu durum ayak parmak araları ve kasıklar gibi kapalı kalan bölgeler için de geçerlidir.

Yaz aylarında pamuklu iç çamaşırları giyilmesi ve havuz-deniz sonrasında ıslak mayoların hemen değiştirilmesi gereklidir. Mantar riski açısından duş sonrasında cilt iyice kurulanmalıdır.

Yazının devamı...