Parkinson, erişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci sıklıkta görülen nörodejeneratif (sinir hücre harabiyeti sonucunda gelişen) bir sorundur. Görülme sıklığı, 55-60 yaş üzerindeki nüfusta yüzde 1’dir. Bu oran sabit olmasına karşın, yaşam süresinin uzaması ve toplumda yaşlı nüfusunun artmasıyla vakalarda da artışa yol açıyor. Parkinson olgularının yüzde 5-10’u kalıtsaldır ve genetik tipler genellikle 40 yaş öncesinde başlar. Hastalık, ilk kez İngiliz doktor James Parkinson tarafından 1817 yılında ‘titrek felç’ olarak tanımlanmıştır. Beynimizde hareketlerimizi kontrol eden ve bundan sorumlu olan hücreler bulunur. Bu hücrelerden kimyasal maddeler salgılanır.
Bunlardan birisi de dopamindir. Dopamin, beyine gelen bilgileri bir sinir hücresinden diğerine aktarır. Böylece vücut dengesi sağlanır. Fakat bu hücrelerin bir kısmı hasar gördüğünde ya da azaldığında dopamin salgılanamaz. Azalmış dopamin sonucu, titreme ve yavaş hareket etme gibi vücudun dengesinin bozulmasına neden olan Parkinson ortaya çıkar.

Sinsice ilerliyor

Parkinson, yavaş ve sinsi seyreden bir hastalıktır. 10 yıl gibi bir süre boyunca sürekli ilerler. Ne ölümcüldür, ne de felce yol açar. Başlangıcında tek taraflı belirtiler görülürken daha sonra bütün vücuda yayılır. Belirtilerin şiddeti her hastada farklıdır ve erkeklerde görülme sıklığı kadınlardan biraz daha fazladır.
Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Fakat bu konuda henüz kesin bir kanıt yoktur. Ayrıca bulaşıcı da değildir.
Belirtileri iyi takip edin
Genelde ilk belirti, elde veya vücudun bir yanında titremedir. Hastanın daha önceki yılları incelendiğinde, öne eğik durma ya da yürürken kolunu sallamama görülebilir. Titreme vardır ama her titreme Parkinson belirtisi değildir. Bir diğer belirti, hareketlerde yavaşlamadır. Hasta günlük işlerini yaparken zorlanır. Yemek yerken ve bir tarafa dönerken, yavaşlama söz konusudur.
Hasta muayene edildiğinde, hekim kas sertliğiyle karşılaşır. Normalde kişi gevşemiş haldeyken, kasların da gevşemesi gerekir fakat Parkinson hastalarında kas gergindir.

İlaç sayısı sınırlı

Parkinson hastalığının tedavisinin amacı hastayı aktif, bağımsız ve kendi başına işini yapabilen hale gelmesini sağlamaktır. Tedavi sonucu her şeyi düzelecek diye bir şey yoktur. Sınırlı sayıda kullanılan ilaçlar, ya eksik dopamini yerine koyar ya da dopaminin parçalanmasını engelleyerek kullanımını artırır.
Tedavi sırasında bu ilaçların oluşabilecek yan etkilerini belirleyip, ortadan kaldırmak önemlidir. Fakat her ne olursa olsun, yan etkisi görüldü diye ilacı bırakmak veya doktor değiştirmek yanlıştır. İlaç tedavisiyle kas sertliği, titreme ve hareketlerdeki yavaşlığın düzelme ihtimali yüksektir. Tamamen düzelmese de azalmasını sağlayacaktır. Bunun yanında konuşma bozukluğu, donuk yüz ifadesi, yazma sorunları ve terleme gibi problemler düzelebilir. Parkinson tedavisinde aile ve hekimin bir arada çaba göstermesi hastanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar. Bu destek, yaşam kalitesini artırır.

Kişiye özel tedavi lazım

Diyetin Parkinson’u düzeltmesi söz konusu değildir. Ama dengeli beslenme sağlık açısından faydalıdır. Herhangi bir vitamin tedavisi de bu hastalığa çare değildir. Cerrahi tedavi ilk tercih yolu değildir. Ama hastalık düzeltilemiyorsa ve ilaçlar işe yaramıyorsa uygulanabilir. Tek taraflı belirtilerin olduğu hastalarda genellikle yakma yöntemi tercih edilirken, çift taraflı tutulumu olan hastalarda beyin pili takılması tercih edilebilir. Parkinson hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları ve denge kusurları ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Denge, yürüyüş ve duruşu korumanın en iyi yolu, egzersiz yapıp hareket etmektir.

Hastanın yaşına, hastalığın hangi döneminde olduğuna, maddi gücüne ve görülen belirtiye göre farklı tedavi uygulanır. Uygulanacak ilaç dozu, yaşa göre değişir.

PARKİNSON HASTALIĞI

Uzman desteği önemli

Parkinson’la mücadelede erken teşhis, fizyoterapi ve egzersiz, uygun ilaçlarla doğru tedavi seçiminin uzmanlarca yapılması çok önemlidir. Böylece hastalık kontrol altına alınıp, yaşam kalitesi yükseltilir. Parkinson hastaları için egzersiz ve hareket çok önemlidir. Ancak ama yorgunluğa dikkat etmek gerekir. Yorgunluk, hastalığa eşlik edebilen bir unsurdur. Kişi günü programlı yaşamalı ve bir işe başlarken veya bitiminde ya da her süreçte dinlenebilir.

Bu durumları göz ardı etmeyin:

*Kişinin yazdıklarının okunaksız olması, küçük yazmaya başlamak
*Vücudun öne doğru eğik bir şekilde durması
*Depresyon ve sıkıntılı ruh hali
*Kas ağrıları
*Konuşma bozukluğu, kısık sesle ve donuk konuşmak
*Yürürken kolların sallanmaması
*Terleme
*Tansiyon düşüklüğü
*Yutma zorluğu

PARKİNSON HASTALIĞITanı koyarken dikkat edilmeli?

Parkinson hastalığına tanı koymak için özel bir yöntem yoktur. Laboratuvar ya da röntgen tetkikleriyle anlaşılması da mümkün değildir. Fakat uzman bir nörolog, hastadan ve yakınlarından aldığı bilgilerle, ayrıca yaptığı muayeneyle
tanı koyabilir. Parkinson hastalığına çok benzeyen ve parkinsonizm altında toplanan rahatsızlıklarla çok benzer olduğu için tanı koyarken dikkat edilmeli. Beyindeki bir tümör, kullanılan bazı ilaçlar ve damar hastalıkları da benzer sorunlara yol açabilir.