90’lar sonu-2000'li ilk yıllar magazin anlayışı başkaydı. Mesela Demet Akalın, Hande Yener için 'Makbule Hande Özyener' diye atıfta bulunurdu, Hande’nin konudan haberi olup ‘En sevdiğim Demet Kutluay’ cevabını vermesi en az bir haftayı bulurdu. Derken bu polemikler haftalarca devam ederdi ve uzun süre aynı konular magazin gündeminin nabzını yüksek tutardı. Şimdi öyle bir şey yok. Bugün biri diğerine laf atıyorsa, akabinde diğeri de Instagram’dan açıklama yapıyor. Konu televizyonda magazin masalarının köpürtmesiyle en fazla üç gün etkili oluyor.

Peki, son günlerde magazin kulislerine yoğun iş çıkaran konu Aygün Aydın’dan mı gelmişti? Cevabı net şekilde ‘evet’. Bence kendisi de eğleniyor. Konu kamu önüne sunulsa bile, iki kişinin özel hayatı olmaktan çıkıp yorum yapmaya açık duruma gelse de, daha önce de ikili ilişkileri yorumlamadığım gibi yine yorumlamayacağım. Ama dün Aygün Aydın’ın Instagram hesabından Hakan Sabancı’ya yazdığı veda mektubu tadındaki paylaşımında bazı detaylar dikkatimi çekti. Bu mektup özetle Aygün Aydın’ın Hakan Sabancı’ya ‘seninle tanışmamın yarattığı kaosla birlikte son bir haftada ben çok güzel şeyler yaptım’ mesajını taşıyor ve Hakan Sabancı’ya hicivlerle dolu sevgiler-saygılar sunuluyor.

Bu paylaşımda neler var?
Diyor ki Aygün Aydın: '81 ilden gelen maillerden sadece bir haftada 6 bin 825 CV okuyabildim ve bunlardan 4 bin 313 kişiye pandemi sürecinde istihdam sağladım.

Ben de kabaca şöyle bir hesap yapıyorum; her özgeçmişi ortalama iki dakikada okusa 6 bin 825 adetten 13 bin 650 dakika ediyor. Bu da bir haftada 227,5 saat eder. Yani günde 32,5 saat CV okumuş Aygün Hanım.
Velev ki bir ekiple beraber okudularsa bunu belirtmekte fayda vardı.

Sonra paylaşımın bu kısmı dikkat çekiyor: '324 iş birliği teklifinden 157 tanesiyle anlaşarak 628 bin TL gelir elde ettim ve bu tutarla ailesinin maddi imkanı olmadığı için kitap alamayan 3 bin 140 öğrenciye test kitabı göndererek hayatlarına dokundum.

Ben de şöyle bir tahlil ediyorum: iş birliği başına 4 bin TL eder. Bu iş birlikleri sosyal medya üzerinden yapıldıysa bu rakamlar sosyal medya bütçeleri içerisinde kabul edilebilir. (Fakat ben bu iş birliklerinden herhangi birine rastlamadım, ama detaylı takip etmediğim için kaçırmış da olabilirim.)

Elde edilen 628 bin TL gelirle 3 bin 140 öğrenciye test kitabı gönderildiyse, bir öğrenciye 200 TL’ye test kitabı gitmiş oluyor. (Test kitapları mı demek istedi?)

Paylaşımın devamında Hakan Sabancı’ya direkt olarak göndermeler var. ‘…artık birbirimizin hayatındaki görevi burada son bulmuş bulunmakta. Yaşamında mutluluklar dilerim. Bir daha tanışıklık haricinde görüşmemek üzere hoşçakal’ şeklinde bu veda mektubu sonlanıyor. Bakalım bu gündem de magazin sitelerinin arşivine gömülmek üzere kapanıyor mu, yoksa ilerleyen günlerde Aygün Aydın’dan konuya dair yeni bir paylaşım daha gelecek mi?

2017’YE GERİ DÖNÜYORUZ
Simge Sağın’a bayılıyorum; şarkı söylemek için yaratılmış. Ne mutlu ki kader onu olması gerektiği yere er ya da geç konumlandırmış.
Özellikle 2013-2018 aralığında bir pop müzik sever olarak keyif aldığım şarkılar çıkıyordu. 2019’la birlikte ana akım rap müziğe evrilmişti. Bugünlerde de sosyal medya fenomenlerinin yaptığı, auto-tone’un cömertçe kullanıldığı ve benim hepsini ‘Reynmen’ tarzı olarak adlandırdığım bir tarz hakim. Reynmen’in tarzını ve şarkılarını seviyorum, fakat ardından gelenlerin müzikle uzaktan yakından alakası yok.

Simge olduğu yerin hakkını vermeye devam ediyor. Yeni şarkısı ‘Sevmek Yüzünden’ büyük bir ekibin emek ve üretimi. Şarkının 2021 müzik trendleri sınırlarında dolaşmadığını söyleyebilirim. İlk dinlediğimde Simge’ye bunun 2017’nin müzikalitesinden gelen ve 90’lar duygusunu yakalayan bir düzenlemeye sahip olduğunu yazmıştım. Aslında yanılmamışım; şarkı dört yıl önce hazırmış ve bekletilmiş. Demlenmiş, iyi de olmuş. Bu denli yoğun duyguların içerildiği şarkılara özlemim vardı.

Sezen Aksu’nun yazdığı ‘Sevmek Yüzünden’in sözleri, yine minik serçemizin 2017’de kendi albümüne yazdığı ‘Canımsın Sen’ kadar güzel ve aşk dolu. A’sı ve B’si farklı sözlere sahip, müthiş bir köprüsü var ve nakarat umarsız bir cümleyle bitiyor. Şarkıyı bu denli analiz edince klipte de tek başına ve ana karakterin Simge’nin kendisi olması gerektiğini anlıyoruz, öyle de olmuş. Bana sorarsanız şarkı o kadar güzel ki klip çekilmesine bile gerek yokmuş. Fakat Simge’ye ‘Ben Bazen’, ‘Prens&Prenses’, ‘Üzülmedin mi?’ gibi güçlü klipleri yakıştırıyorum ve sonraki işlerinde daha da iyilerini bekliyorum.