Karantina bitene kadar sanırım Instagram'da canlı yayınlara devam edeceğim. Haftasonu Burak Akkul ve Seda Akkul çifti canlı yayınıma konuk oldular. Biliyorsunuz "Çok Gezenti" programlarıyla severek izlediğimiz ikili koronayla mücadele etti. Aşk koronadan güçlü çıktı. Bu hastalığın üstesinden geldiler. Ne mutlu ki, ikisi de çok sağlıklı görünüyordu.

Bir günü yıllar eder

Konuşacak çok şey olduğu için yayın öncekilerden uzun sürdü. Genel olarak gülsek de yer yer gözyaşlarımız aktı. Bugünün acısı, yarının anısı kalsın ve bir daha yaşanmasın dilerim. Kendilerine tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Yayından not aldıklarımı sizle paylaşmak isterim. Herkese iyi haftalar.


Instagram canlı yayınlarımı @emrekara_e adresimden takip edebilirsiniz.

AVM'lerin tekrar açılmasıyla ilgili ne düşünüyorsun?

Burak: O iş biraz ortada. Kapalı ortam olduğu için kontrol daha kolay. Bence evden çıkmak hata zaten ama millet de taş mı yesin :) Mağazalar, çalışanları, o malları üretenler, 1 milyon kişi ekmek yer.

Virüsle mücadele süresince nasıl hissettin, neler yaşadın?

Burak: 20 gün uyudum. Kabusla gerçek hayat karışıyor. Fiziksel acı da hissediyorsun, bilincin de çalışıyor. Günah sevapları, geçmişte neler yaptım, gelecekte neler yapacağımları her şeyi düşünüyorsun. 1 günü yıllar eder gibi.

Odaya çıktıktan sonra el uyuşukluğula Seda'yı aradım. Çığlıklar atarak ağlaştık. Toplam 30 gün hastanede kaldım. Seda yanımda refakatçi kaldı.

Bir günü yıllar eder

Virüs sana Londra'da mı bulaştı?

Burak: Öksürük ve yüksek ateş Londra'da başladı. Öncesinde Sabiha Gökçen Havaalanı'nda veya uçakta kaptığımı düşünüyorum.

Seda: Gün sayısı / kuluçka süresine baktığımızda Londra'da bulaşması ihtimal görünmüyor. Bende bir belirti yoktu, Burak'tan aldım. Net olarak bilemiyoruz tabi.

Burak: Amacım benim Seda'nın yanına gidip Çok Gezenti'nin bir bölümü çekmekti. O zaman bilmiyorduk koronanın bu denli ciddiyetini. Biz işimizi düşündük.

Seda: İş ciddiye binince hızlıca İstanbul'a döndük. Uçakta çift maskemiz ve eldivenimiz vardı. Tabi o sırada bu önlemi bende covid var diye düşünerek almadık. Londra'da kontrole gittiğimizde riskiniz yok dendi. İyi ki maskeleri takmışız, bilmeden başkalarını korumuş olduk.

İstanbul'a geri dönünce hastaneye kontrole gittiniz mi?

Burak: Özel hastaneye gittik. Benim sunuculuktan ötürü senede birkaç defa bademcik iltihabım oluyor. Ben de doktorları biraz yanlış yönlendirdim. Daha koronaya dair o zaman bir vakada gelmediği için test de yapılmıyordu özel hastanelerde.

Seda: Ben yine de test istedim ama Burak'a bademcik iltihabı bana da enfeksiyon dendiği için eve geri döndük.

Burak: 2 gün sonra 13 Mart sabaha karşı çok ateş ve öksürük vardı. Artık koronaya dair haberler gelmeyi başladığı için bu kez doktor "siz kapmış olabilirsiniz, Haseki'ye ya da Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi'ne gidin" dedi.

Bir günü yıllar eder

Bu kez test yaptılar mı?

Burak: Kartal Eğitim Araştırma'ya gittik. Bu kez test hemen yapıldı. Seda'yı eve yolladılar.

Seda: Burak'ın ateşini ölçtüler; 41.2 çıktı! O an koronadan öte 48 yaşında Burak ve 41.2 derece ateş korkusu vardı. Koronanın telaşına bile kapılamadım şok geçirip.

Burak: Zor bir süreç geçirdim. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Beni Türk doktorlarına emanet edin." sözünün doğruluğunu bu covid19 süresince görmüş olduk.

Entübeden dolayı bir ses problemi oldu mu? (izleyici sorusu)

Burak: Oldu, 10 gün sürdü. Kaslarım da zayıftı. Şu an yavaş yavaş Seda'nın yemekleriyle kendime geliyorum.

Burak Akkul sigara kullanıyor mu? (izleyici sorusu)

Seda: Burak hiçbir zaman sigara / tütün ürünleri kullanmadı. Küba'da bir kere puro denedi.

Burak: O da bir ritüel olduğu için. Hiç sigara içmedim hayatım boyunca.

Nasıl besleniyorsunuz, yemekte ne vardı bugün?

Burak: Kıymalı taze fasulye ve düdük makarna.

Seda: Özen gösterdiğim konu bu aralar Burak'a kas kazandıracak, metabolizmasını güçlendirecek ve dolaşımı sağlayacak lifli gıdalar vermek. Muhakkak günde bir kere meyve, peynir-süt var. Eti bu dönemde çok tercih etmiyoruz. Et suyunu yemeklere koyarak tercih ediyoruz. 4.5 kilo aldı Burak :)

Kaç kilo verdiniz hastalık boyunca?

Burak: 17 kilo verdim. Kaslardan gitti.

Seda: Ben 8 kilo verdim bu süreçte ki Burak'tan çok hafif atlattım. Ben 7 gün yatarak tedavi gördüm hastanede ama stresten dolayı verdim. Doktorlar ne kadar yumuşatmaya çalışsa da "durumu kritik" denildiği an her şey bitiyor. Kritik kelimesinin stabile geçmesinin beni bu kadar mutlu edeceğini hiç düşünemezdim.

Tekrar seyahat eder misiniz? (Twitter'dan gelen soru)

Burak: Marmaris'te program çekmemle, Brüksel'de program çekmemin riski aynı. İstanbul'da daha bile fazla. Uçak ve havaalanı riskli. İzleyenlerin bir daha seyahat etmezsin yorumu çok iyi niyetli, bizi korumak için yapılan yorumlar. Teşekkür ederim.

Seda: Koronada ilk günden bugüne tekrarlanmış vaka kaydedilmedi. Pozitiften negatife geçtikten sonra tekrar pozitife geçmesi -testlerde hata olmadığı sürece- kaydedilmedi. Bir gün elbet sonuna geleceğiz ama tekrar bulaşan kişiler ortaya çıkmazsa biz aslında aşılanmış sayılıyoruz.

Burak: Şu an Türkiye'de seyahat programı yapabilecek tek seyahat programcılarıyız. :)

Ne olur siz yine de çıkmayın şimdilik...

Burak: Hiç çıkmadım. Sokağı özlemiyorum şimdilik.

Seda: Son iki ayda iki kere hastaneye gidip gelmek için ambulansa binmek dışında hiç çıkmadım.

Kaç ülkeye gittiniz bugüne kadar?

Burak: 90 ülkeye gittik.

Seda: Daha çok yer var.

Siz nasıl tanıştınız?

Burak: Benim bir mizah kitabım vardı. Onun ikincisini yayınevine vermiştim 2010'da. Beyazıt Öztürk, Okan Bayülgen gibi isimlerin programlarına metinleri yazıyorduk bir ekip. Onların tanıdığı Ortaköy'de arkadaşlar var. Dolmalar, börekler öyle bir arkadaş toplanma ortamı oldu. Seda'da gelmişti. Ben de orada yeni kitaptan yazıları şiirleri Seda'nın gözüne baka baka okudum.

Seda: Ben sigorta şirketinde yöneticiydim o zaman. Benim ekibimde çalışan biri vasıtasıyla oradaydım. Biz orada Burak'la ilk kez tanışıyoruz ama kimse var mı yok mu unuttuk zaten. O kitabı okuyor, ben sorular soruyorum. Sonra ilk kitabı "Türkçe Aşk Laçkadır"ı istedim çünkü kitapçılarda tükenmiş. Ben kızlara söylüyorum kitabı bulamıyorum diye. Burak'ta kitabı kızlara vermiş Seda'ya götürün diye. Öyle olunca bir heyecan oldu tabi. Kitabı iki günde okuduktan sonra mesaj attım "çocuk çok güzel, babasıyla ne zaman tanışabilirim" diye. Kahve ısmarlamak istedim gelmedi.

Burak: Ağırdan sattım :)

Seda: Ekipteki arkadaşlar bana Burak'ın duygularını anlatınca ben de direkt gaza gelip yazıyorum buluşalım diye ama buluşmuyor. Sonra ben Ortaköy'e geldiğimde tesadüf aynı ortamdaydık ve yine unuttuk başka insanlar olduğunu. Ondan sonra da zaten biz olduk.

Seda hanım o kitaptan aklınıza gelen ilk cümle nedir?

Seda: Türkçe Aşk Laçkadır, Burak'ın bir ilişkiden çıktıktan sonra yazdığı kitap. Ben biraz gariptim galiba o kitapla aşık olacak kadar :) En çok "Saçların duşun deliğini tıkar, görünce içim tıkanır" aklımda.

Bu kadar zor günden sonra birbirinize tekrar aşık oldunuz mu?

Seda: O gün Burak'ın hastanede uyuduğunu biliyordum ama beni arayacağını beklemiyordum. Akşam 10'dan sonra telefon çaldı ve doktor Eren bey "Seda hanım, Burak bey uyandı sizle konuşturacağım." dedi. Ben ağlamaya başladım. Burak telefonu aldı o da ağlıyor. Konuşamıyoruz ve sürekli neredesin diyor. Çünkü uyutulduğunu yeni öğreniyor ve kapıda bekliyorum sanıyor.

Burak: Ben 20 günden fazla uyutulmuşum bilmiyorum.

Seda: Benim negatife döndüğümü söyledim, yanına gelebilir miyim dedim. Doktor "Burak bey de artık negatif, refakatçi olabilirsiniz." dedi. Kapıdan girdiğimde ne diyeceğimi bilemedim. Çünkü 17 kilo vermiş, saçı sakalı karışmış ve yüzü zayıflamış. Yüzüne bakarken inanamıyordum o ana. Ben normalde çok ağlamam. Burak uyandığında "yaşlı yaşlı mı ağladın" dedi. "Sen çok güçlü bir kadınsın. Seni çok seviyorum." oldu ilk cümleleri. Ben de "Esas sen güçlüsün, hastalığı yendin ve iyi ki geri geldin." dedim.

Burak: Covid insanı çok yalnız bırakıyor Emre. Gözümü açınca kimseyi göremeyince iyice o yalnızlığı hissettim. Seda'nın içeri girdiği an yalnızlık bitti. İnsan orada hayat arkadaşını anlıyor.

Seda: Tekrar aşık olmadım

Burak: Çünkü hep aşıktı :)

- Evlilik tarihi Burak'ın bilmesi, Seda'nın bilmemesi keyifli anlara sebep oldu :) -

Son olarak, izleyenlerin adına haddim olmadan soruyorum "Bu güzel çiftten bir çocuk istiyoruz, düşünmüyorlar mı?"

Seda: Bu süreçten sonra anladım. Bizim insanımız aile görmeyi çok seviyor.

Burak: Türkiye böyle.

Seda: Bu rahatsızlıktan çok kısa bir süre önce ikiz bebek kaybettik. Bir gebelik olduğunu 8. haftada kaybederken öğrendik. Bu yüzden bir süre böyle bir niyetimiz olamayacak.