Emre Kara

Emre Kara

emrekarayazar@gmail.com

Tüm Yazıları

Dün yine kabus gibi bir güne uyandık. Pınar Gültekin cinayeti hepimizin aklını aldı, canını yaktı. Kendimizi sorguladık, hayatı sorguladık yine birbirimize saldırdık. Rahatlamak için tweet attık, hikaye attık, kinimizi kustuk. Bugüne baktığımızda kimisi için bir önceki gün kadar sıradan, kimisi için de 'ne zaman bitecek artık kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri, sokak hayvanlarının öldürülmesi, korona vakası, orman yangınları, doğal afetler, savaşlar...' diye sitem ettirecek kadar tatsız tuzsuz. 

Haberin Devamı

Olanlar oluyor ve herkes eline telefonunu alıp yazıyor elbette bir şeyler; belki bir rahatlama ya da gündemden geri kalmayayım endişesi... Bu herkesin kendi vicdanına kalmış ama bu kaotik durumda bile linç edecek birilerini buluyoruz, başka işimiz yok çünkü. Bir gün yanlış anlaşılabileceğimizi hiç düşünmeden acımasızca saldırıyoruz. Özellikle ünlü ve fenomenlere yapılan linç kültürüne yerli yersiz boy gösterdiği için karşıyım artık. Dayatma ve yargılama ne şöhretin bedelidir, ne de kimse için müstahaktır! Fakat isminin içinde geçtiği bu tür haberleri fazlaca gördüğüm Demet Akalın'a buradan çağrıda bulunmak istedim. Eğer bu yazıyı okuduktan sonra beni de takipçi sayımla vurmazsa en azından kendisine iyi hislerimi korumaya devam edeceğim.

Sevgili Demet Akalın, size bazı sorularım ve âcizane birkaç önerim olacak. Aile hayatınıza, kariyerinize ve sosyal yaşamınıza sonsuz saygılıyım. Kamuoyu oluşturmak noktasında ülkenin en etkili isimlerinden birisiniz, bunu da çok iyi biliyorum. Fakat sizin de bildiğiniz gibi Türkçe konusunda ciddi problemleriniz var ve bu sizi sıkıntıya sokuyor.

Neden her sabah gözümü açtığımda gündemdeki her konuya dair bir yorumunuz var? Bildiğim kadarıyla gazeteciliğe henüz göz kırpmadınız. İyi niyetinizden ve vatandaşlık bilincinizden şüphem yok. Ama yazdıklarınız herkes tarafından öyle yerlere çekilmeye müsait ki. Bu biraz da okuyanın niyetine kalmış tabii. Ama siz bu konuda eleştiri almaya da açık değilsiniz. Twitter'da size nazikçe yazan bir kişiye takipçi sayısıyla alay ederek yanıt veriyorsunuz. Yanıt vermek zorunda mısınız? İnsanlara dair değer yargılarınızdan biri onların kaç takipçisi olduğu mu? Size yorumda bulunan kişinin milyon takipçisi olsa fikri içeriği fark etmeksizin daha mı kayda değer olacaktı?

Haberin Devamı

Size bazı önerilerim olacak demiştim ya, geliyorum oraya;

-Demet Hanım, siz isminize kazandığınız güçle itibarınızı korumaya devam edin. Çünkü takipçi sayısını hedef gösterip alay ettiğiniz her kişi, bir gün sizden daha büyük rakamlara sahip olabilir. Siz geldiği yeri hiç unutmayan ve bununla övünen bir sanatçı olarak sadece davranışlarınızla değil sözlerinizle de savınızı desteklemelisiniz.

-Gündeme dair hep bir yorumunuz olacaksa biraz kitap okumanızı, Türkçe'ye dair kelimede anlam, cümlede anlam ve paragrafta anlam konularında soru çözmenizi öneririm. Çünkü açıklama olarak 'ben Türkçe öğretmeni değilim' demek sizi zor durumdan bir yere kadar kurtarır.

-Bunların hiçbiri umrunuzda değil ve her şeyi paşa gönlünüzün keyfi biliyorsa o zaman bildiğinizi okumaya devam edin. Günün sonunda ceremesini nasılsa siz çekeceksiniz.

Haberin Devamı

-Son olarak, geçen gün bir röportajınızda 'bu yaz kim şarkı çıkarırsa çıkarsın yaz gelmeyecek' demişsiniz. Çok yerinde bir yorum. Ama biz yine de sizden enerjimizi yükseltecek bir yaz hiti bekliyoruz. Çünkü en iyi yaptığınız şey bu.