İstanbul Moda Haftası, geçen hafta başladı. Ünlü modacılarımız, arz-ı endam ederek gün boyunca defileler düzenliyor. Türk modasından hiç çakmam. Memleket giyinmek için indirim günlerini beklerken, halkın büyük bölümü pazardan ihraç fazlası ürünleri giyerken ve yabancı markalar dört bir yanımızı sarmışken, Türk modasından söz etmek tuhaf geliyor bana. Sanırım bu yüzden de Türk modası belirli bir zümrenin etrafında dönüp duruyor. Defileye gelenler de moda haftasını takip edenler de yıllardır hiç değişmiyor.
Moda haftasında eleştiriler de yükselmiyor değil: “Defileye düğüne gider gibi gidilir mi?”
Sadece birkaç kez defileye gitmiş biri olarak nasıl gidilir bilmiyorum. Ama şık gitmek lazım, kendini iyi hissetmek için. Moda haftasında modadan çok, yapılan partiler konuşuluyor. “Kimin defilesi, kıyafetleri daha iyi?” yerine, “Kimin yaptığı afterparty ilgi gördü?” “Kim geldi, kim gitti, neler yaşandı?” hakkında konuşuluyor. Moda haftası demek benim için her gün bir sürü partinin yapıldığı bir etkinlikten öteye geçmiyor nedense.

ANADOLU YAKASI’NIN YENİ RESTORANI FİLLET

Kebapçıların bir üst versiyonu olan etçiler hayatımıza girdiğinden bu yana, İstanbul’un her yerinde et restoranları açılmaya başlandı. Malum her tarafımızın denizlerle çevrili olmasına rağmen etçi bir milletiz. Et yemekten bizi kimse vazgeçiremez. İşte bu yüzden de her yeni açılan et restoranının başarılı olma yüzdesi çok fazla. Yeter ki, masanıza gelen et lezzetli olsun.
Geçenlerde Suadiye’de açılan Fillet’teydim. Meğer Anadolu yakasında açılan en yeni et restoranıymış. Bu restoranlarda şeflerin rolü büyük; Fillet’te de Amerika’da hem eğitim görmüş hem de çalışmış ünlü şef Korhan Büyüksuda var. Aynı zamanda bir televizyonda yemek programı hazırlayan Büyüksuda, burada maharetlerini konuşturuyor. O gece bizlere öyle bir et ziyafeti çekti ki, damağımda iz bıraktı. Anadolu yakasına çok geçmeyen biri olarak bir nedenim var atık. Fillet ile birlikte bu yakaya olan mesaimiz artacak gibi görünüyor.

SON KARTALKAYA TURU

İstanbul kara hasret kaldı, şehri beyaza boyalı görmeyeli uzun yıllar oldu. Karın huzurunu memlekette, dağlarda çıkarır olduk. Malum ülke çok gergin ve üzgün, biraz olsun uzaklaşmak istiyor insan bu atmosferden. Unutmak değil, gerçekten kaçmak değil sözünü ettiğim şey... Birkaç günlük huzur iyi gelir sanırım. Bir Kartalkaya molası vermek fena olmaz. Erkan Ünal’ın Drop’unda oturup karla kaplı tepelere uzun uzun bakmak istiyor insan.

PAZAR GECELERİ FUGA

Son zamanlarda Rumelihisarı’ndaki Fuga’nın adını çok duyar oldum. Malum bu kış, pazar günleri sosyalleşmek pek bir trend. Ahali, hafta sonu çıkmak yerine pazar geceleri sosyalleşiyor; en damarından şarkıları dinliyor. Son zamanlarda Fuga da gece rotasını girdi. Pazar geceleri ‘Yol Project’ sahne alıyor. Ünlü isimler pazar falan demeden soluğu Fuga’da alıyor; canlı canlı müzik keyfi yaşıyor.

SOSYETE UYUMADI!

Berkin Elvan hayata gözlerini kapattığı gece İstanbul’daki gösteriler sırasında, Nişantaşı’ndan Taksim’e geçen göstericiler Nişantaşı’na geldiklerinde sloganlar değişti: “Sosyete uyuma, çocuğuna sahip çık.”

GECE HAYATI KONTAK KAPATTI

Memlekette olup biten her şeyde şehrin sosyal hayatı durur. Yıllar içinde hep böyle oldu. Yaşanan tüm toplumsal olaylar sonrasında ünlü eğlence mekanları ya kapılarını hiç açmaz ya da müzik çalmadan o geceyi geçirir. Salı günü de durum böyleydi. İzzet Çapa, salı gecesi hiçbir işletmesini açmayacağını duyurdu. Frame, D’lux gibi gece kulüpleri de kapılarını kapattılar. Nişantaşı’nda hiçbir mekanda müzik yapılmadı, gece de mekanlar erkenden kapandı.