AKIL YETMEZ, BİZE BİLGELİK GEREK…

“Dün akıllıydım ve dünyayı değiştirmek istedim, bugünse bilgeyim ve kendimi değiştiriyorum!” (Rumi) Bir tabelada İngilizce olarak karşıma çıkmıştı Mevlana’nın bu sözü… Hem de ta Nepal Dhulikhel’de bir dağ otelinin bahçesinde. Kültürel zenginliğinin yanı sıra dünyanın dört bir yanından insanın mistik bir ruhani yolculuk, meditasyon veya içsel huzur arayışı gibi niyetlerle de ziyaret ettiği bir ülkede, bizim topraklarımızla özdeşleşmiş ancak felsefesiyle bir o kadar da evrensel olan bir alimin sözlerine denk gelmek tüylerimi diken diken etmişti.

AKIL YETMEZ, BİZE BİLGELİK GEREK…


Amerika Los Angeles metrosunda Hz. Mevlana’nın hayatının anlatıldığı bir kitabı okuyan genç bir kıza rastladığımda da aynı şekilde etkilenmiştim. Biraz sohbet edince kızın görüşlerinden çok etkilendiği Mevlana’nın bir sözünü koluna dövme olarak yaptırmaya bile hazırlandığını öğrendim…

’Bilge’leri hatırlamalıyız

Bunları şu günlerde yeniden hatırlatmamın bir sebebi var elbet… Her gün yüreğimizi parçalayan yeni bir acıya uyandığımız; maalesef isyan ve öfkenin bu acılarımızı dindirebileceğini sanan bir kesimin de daha büyük acılar doğurmasından endişe ettiğimiz bir zamanda yol gösterici sözleri, bilgileri, ‘bilge’leri hatırlamaya ve hatırlatmaya ihtiyacımız var çünkü… Biraz teskin edilmeye…

Nepallisinden Amerikalısına farklı kültür ve inanışlardan insanları etkileyen Mevlana’nın kucaklayıcı yanı, hoşgörüsü, ilahi aşkının yanı sıra bilinen en önemli faziletleri arasında. Ancak açıp iki kelamını okuyan kim?


AKIL YETMEZ, BİZE BİLGELİK GEREK…Daha doğrusu artık açıp herhangi bir şeyi derinlemesine okuyup, özümseyip, kendine pay çıkaranların sayısı parmakla gösterilecek noktaya doğru ilerliyor…

Daha birkaç gün önce haberin içeriğini okumadan sırf başlıktaki cümleden Gérard Depardieu’yu Türk sanıp “Bu ülkeden çekip gitmek istiyorum!” sözü üzerine onu yerden yere vuranlara şaşkınlıkla, hayretle tanık olmadık mı?

‘Sesi değil, sözü yükselt’

İşte kendini her konuda akıl fikir sahibi gören ve bu nedenle her şeye muktedir olduğu yanılsamasına kapılmış kişiler düşünmeli en çok Mevlana’nın yukarıdaki sözü üzerine…

Kendinden olmayanı şiddetle, baskıyla, nefretle, kavgayla sindirmeye, değiştirmeye hiç olmadı küçümsemeye çalışanlar da düşünmeli… Kendininkinden farklı olan bir görüşe, düşünceye, söze toleransı olmayanlar da… Belki tek doğru sizin doğrunuz değildir hayatta… Belki de değişmesi gereken dünya değil, sizsinizdir? Ve bu küçülmek değil, büyümektir aslında...

Kalbini kinle, öfkeyle doldurmak ne insanın kendisine fayda getirir ne de başka bir şeye.

“Sesini değil, sözlerini yükselt. Çiçekleri büyüten gök gürültüsü değil yağmurdur” demiş bir de Mevlana… Söyleyecek sözü olan da sözlerinin gücünü kuvvetini, savunduğu fikrin tutarlılığını gözler önüne serebilse keşke; kaba kuvvetini değil.