ÇÖLDE ÇAYA BUYURUN…

Sıcaklar bunaltıp nefes aldırmazken ne çölü ne çayı Gülhan’cığım, şöyle ferahlatıcı bir kutup dairesi yazısı yazsan da okuyup hiç olmadı ruhen ferahlasak ne güzel olurdu dediğinizi duyar gibiyim…
Birincisi şaşıracaksınız ama emin olun şu an çölde burada bunaldığınız kadar bunalmazsınız çünkü nem olmadığı için teninizde sadece kuru bir sıcak hissediyorsunuz… İkincisi haydi şimdi kalkın gidin de demiyorum zaten; en yakın ihtimalle kurban bayramı tatilinde sıra dışı bir seyahat yapmak isterseniz diye önceden anlatayım dedim...

Çöl beni büyüledi ÇÖLDE ÇAYA BUYURUN…
Program çekimlerimiz için seneler önce Tunus’tan gitmiştik Sahra Çölü’ne… Doğrusunu söylemek gerekirse giderken göreceğim için heyecanlandığım tek şey Tozeur şehrinin yakınlarında çölün ortasında kurulu olan efsanevi ‘Star Wars’ filminin setiydi. Oysa çöl beni hiç ummadığım şekilde büyüledi!
Etkilendiğim öyle çok şey oldu ki seyahat tavsiyesi verdiğim herkese hayatında bir kez olsun çölü görmesi gerektiğini söyler oldum…
Çöldeki uçsuz bucaksız kum tepeleri insana inanılmaz bir hissiyat, tarifi zor bir halet - i ruhiye veriyor. Çok büyük ve sonsuz bir gücün varlığı her şeyden önce… Aklıma Spike Lee’nin ‘25. Saat’ filminden bir sahne gelmiş, tüylerim diken diken olmuştu hatta. Oradaki repliği çok daha iyi anlamıştım:
“Her erkek, kadın ve çocuk ölmeden önce çölü bir kez görmelidir…Çölde sessizlik vardır… Çölde huzur vardır… Çölde Tanrı vardır!” diyordu. Tabii deve kervanlarıyla çölleri aşan insanları, burada susuz kalmanın veya kaybolmanın nasıl bir şey olacağını ve akıl oyunları oynayan serapları da eklersek, insan çölde her anlamda Allah’a sığınıyor kuşkusuz.
Çölde kilometrelerce gidip vaha bulmanın, suyun nasıl kutsal olduğunu yeniden tüm hücrelerinle hissetmenin de nasıl bir duygu olduğunu anlatamam size. Su kaynağının etrafında kurulmuş küçük kasabalara varınca en imkansız hayallerine kavuşmuş gibi mutlu oluyor insan! Bu kasabalardan birinde bize çölde çay ikram etmişlerdi.
Bertolucci’nin ‘Çölde Çay’ filmini anmanın ve Teoman’ın güzel şarkısını mırıldanmanın keyfi bir yana çölde çay içmek gerçekten çok büyüleyici…
Hiçliğin ortasında günlük hayatındaki en sıradan bir zevk bile paha biçilemez bir ana dönüşüyor…

Kum tepelerinden daha fazlası
Ve gece… Gece çölün bir başka güzelliği ortaya çıkıyor. Gökyüzündeki bütün yıldızları tek tek sayabiliyorsunuz adeta. Yıllarca görmediğiniz, kimilerinin de belki hayatında hiç görmediği ulvi bir manzarayla baş başa kalıyorsunuz.
Ben üç yıldızın yan yana hizalandığı Orion Takım Yıldızı’nı ilk kez Sahra Çölü’nde görmüş ve çok heyecanlanmıştım. İnsanoğlunun uzay macerası çağlar öncesinde böyle bir manzaraya bakıp büyülenen insanların merakıyla, heyecanıyla başlamıştı işte…
Velhasıl, çöl size kum tepelerinden çok daha fazlasını verecek buna emin olabilirsiniz! Yeter ki ilk adımı atın.
Sahra Çölü gezilerine en kolay ve rahat Tunus veya Fas’tan katılabilirsiniz. Aman sıcak diye sakın ha plaja gider gibi gitmeyin! Cayır cayır yanan kumdan bahsediyoruz burada! Ayakkabılarınızın kapalı, içine kum girmeyecek tarzda olmasına özen gösterin. Kıyafetiniz teninizi ne kadar kapatırsa o kadar iyi. Şapka ve güneş gözlüğü olmazsa olmaz.
Ve elbette bol su, bol su ve bol su!