‘Paramparça’ dizisinin Dilara’sı Ebru Özkan, “Karakteri anlamaya çalıştım. Bunu neden yapıyor, nasıl yapıyor, sonuçlarını düşünmüyor mu... Aksi takdirde rolle bütünleşemem” dedi

Geçen sezona damgasını vuran ‘Paramparça’da Dilara’nın (Ebru Özkan) gazeteci arkadaşı Görkem’i oynayan ben, ne yaparsam yapayım tüm sezon boyunca Dilara’yı röportaj vermeye ikna edemedim... Paramparça’nın senaryosu gereği, Görkem’i röportaj konusunda hep atlatan
Dilara, konu
MilliyetCaddeolunca itiraz edemedi... Bu kez Dilara ve Görkem değil, Ebru Özkan ve İpek Durkal olarak karşınızdayız...

- Görkem’i her röportaj yapmak istediğinde geri gönderdin. Üstelik konuşacak çok şey varken... Röportaj vermeyi gerçekten sevmiyorsun. Neden?

Dokuz yıldır oyunculuk yapıyorum ve pek çok röportaj teklifi geldi. Kendimce yeterli miktarda verdim aslında. Baktım ki, bir süre sonra aynı şeyleri tekrar etmek zorunda kalacağım; o sebepten azalttım diyelim...

- Yapımcılığını Endemol Shine Türkiye’nin üstlendiği ‘Paramparça’ yeni sezona da iddialı başladı. Geçen sezon “Dilara’yı haklı buluyorum” demiştin. Dilara’nın çevirdiği tüm katakullilere rağmen bu fikrin devam ediyor mu?

Etmez olur mu! Aksi takdirde rolle bütünleşemem. Bir şekilde role yaklaşmaya mecbursun. Pek tabii Ebru ve Dilara birbirlerinden çok farklı iki karakter. Bambaşka hayatlara, algılara, düşüncelere sahipler. Dolayısıyla ilk önce Dilara’yı anlamaktan geçti yolum. Şimdi bunu neden yapıyor, nasıl yapıyor, sonuçlarını düşünüyor mu düşünmüyor mu? Dilara’yı anlamaya başladıktan sonra elbette haklı yanlarını da buldum. Zaten haklı bulmazsam, oynayamam.

- Dilara arkadaşın olsa? Haklı bulur musun?

Bazı noktalarda evet. Bir kadın olarak, bir anne olarak, yaşadığı travmaların sonucunda verdiği duygusal tepkilerin patlaması kesinlikle doğru. Sonuçta evli ve evliliğini ayakta tutmanın derdinde. Kendince ailesini, eşini korumaya çalışıyor. Durum böyle olunca duygusal patlamalar ve kafa karışıklıkları yaşıyor haliyle. Ancak işte tüm bunları yapmaya çalışırken başkalarına zarar verdiği oluyor, elbette bunu doğru bulmuyorum. Yani belki çok daha farklı bir yolla ilerleyebilirdi, arkadaşı olsam ona bu fikrimi söylerdim.

Şuur kaybı yaşanabiliyor

- Kocası ile ilişkisini düzeltebilmek ya da kocasının canını yakabilmek için çocuklarını kullanıyor. Onun gibi davranan kadınlar, farkında mı sence çocuklarına neler yaptıklarının?

Tabii ki değiller. Üstelik bu durumun eğitimle de ilgisi yok. Mesela Dilara çok iyi eğitim almış bir iş kadını. Ancak bazen şuur kaybı
yaşayabiliyor. Dilara’nın bilinçli olarak çocuklarını kullandığını düşünmüyorum, o ‘kör olma’ dediğimiz noktaya geldiğinde verdiği zararları o an fark etmiyor. Ama bazı kadınlar var ki çocuklarını silah olarak kullanıyor. Çocuklarına verdikleri zararın farkında bile değiller.

- Çocukların yanında eşler birbirine sevgi göstermekten imtina ederken kavga etmekte sakınca görmüyorlar mesela? Sevgi ayıp, kavga normal...

Baskılama yaptığımız yerler yanlış. Şiddet değil de sevgi ayıp, öyle mi... Sonra işte okuyoruz gazetelerde şiddet haberlerini. Çocuklar gördükleri her şeyi normalleştiriyor içinde. Yetişkin olduklarında da çocukluklarında neyi içselleştirdilerse o insana dönüşüyorlar.

KARAKTERE YAKLAŞMAYA MECBURSUN

‘Dibe vurunca başka kapı açılır’

- Sence ilköğretimde ne dersi olmalı?

Kesinlikle felsefe, bilim teknik ve psikoloji.

- Ben, sevgi ya da iyi kalplilik dersi olsun isterdim.

Sevgi öğrenilen bir şey mi? Zaten içimizde doğuştan var olan bir duygu. Sonra onu sürdürmek önemli. Empati dersi olsun o zaman. Evet, en mühimi bu...

- İnsanlara okumaları için ne tavsiye edersin?

Okumayı sevenler, klasikleri okumuştur mutlaka. Ama galiba her 15 yılda bir yeniden okumak gerekiyor onları. Çünkü romanlar da filmler gibi.

15 yıl önce izlediğim bir filmi şimdi izlediğimde, yeni bir şey anlıyorum. İsim isim öneride bulunmayayım ama isterim ki ellerine ne geçiyorsa okusunlar, izlesinler. İlla ki klasik olsun filan demiyorum.

Zaten her şeyi okuyarak, izleyerek zamanla aradaki farkı, kaliteyi algılayabiliyoruz.

Tarih okumalı bence herkes alternatif tarihi ama, sadece kendi tarihini değil dünya tarihini.

- Dilara başarır mı bu evliliği kurtarmayı? Ya da boşanır mı Cihan’dan?

Eğer öğrenirsem ilk röportajı sana vereceğim Görkem, söz.

- Barış Falay’ın (Harun) diziye girmesiyle sanki Dilara cephesinde bir şeyler değişecek gibi?

Dilara ile ilgili ben de merak içindeyim gerçekten. Senaryolar haftalık geliyor ve o hafta çekiyoruz. Tahminim, büyük değişiklikler olacak. Çünkü evlilikte, çocukların ilişkisinde, aile yaşamlarında bir kördüğüm oluştu; şimdi onların çözülmesi lazım.

Hayat da öyle ya, sıkışırsın, dibe vurursun sonra başka bir kapı açılır...

- Sette uzun saatler birlikte vakit geçirdiğin ekiple aran nasıl?

Hep söylenir, çok klişedir ama gerçekten güzel bir ekibimiz var. Uyum içerisindeyiz, herkes rolünü, işini, birbiriyle olan ilişkisini çok güzel yürütüyor. Huzurluyuz özetle...

‘Stephan Hawking hayranıyım’

“Benim asla yapamayacağım ama çok ilgilendiğim bir işi yapabilenlere hayranlık duyuyorum. Gökbilimcilere, astrofizikçilere, matematikçilere... Hayranlıksa, Stephan Hawking’in hayranıyım.