Sermiyan Midyat’ın ‘konulu’ tek kişilik gösterisi ‘Sermiyan Midnight’ın, 22 Mart Pazar günü son kez sahneleneceğini duyunca soluğu BKM Mutfak Sahne’de aldım. Sosyal medyadan da görebileceğiniz üzere bu sezon dokuz defa sahnelenen stand - up, her seferinde kapalı gişe oynamış.
Sermiyan Midyat’ın da (ayıp olmasın diye Sermiyan Ağabey yazamıyorum ama sıcakkanlı ötesi bir insan) memleketimizin diğer başarılı insanları gibi, yüzüne gülüp arkasından konuşanları çok tabii.
‘Sermiyan Midnight’ı izleyince, bu güne kadar yakından takip ettiğim ama sahne performansını yani ‘er meydanını’ ilk kez gördüğüm, beyazperdedeki şivesine canlı tanık olduğum Midyat’a hayranlığım bir kez daha arttı. Şimdi yeni bir film projesi için gösterisini bu yıla mahsus olmak üzere sonlandırıyormuş.
“Gidin mutlaka izleyin şovunu” derdim ama ancak eş dostun biletlerine talip olup yer bulabilirsiniz bu pazar.

GERGEDAN HUXO SERMiYAN MIDNIGHT

Bir arkadaşım haftalardır, tadım yapıp yazmam için Huxo adlı bir mekana davet ediyordu beni; ediyordu da Huxo, Bahçeşehir Akbatı’da (Ataşehir’deki ofisimden 56 km.)... Dedim ki “O kadar yolu gelir de beğenmezsem vay hallerine, kabul ediyorsan geleyim!”
Anlaştık, gittim Huxo’ya. Tadına bakıp önerdiğim birkaç şeyi sıralayayım, sonra yorumumu yapayım:
- Sıcak Carpaccio 13.50 TL
- Bresaola Pizza 28.50 TL
- Dana Kaburga Risotto Yatağında 63.00 TL
- Panna Cotta 13.50 TL
Yukarıda saydıklarımın hepsi birbirinden mükemmel, hatta o kadar mükemmel ki ‘kelimelere sığdırılamaz’ diyeyim size!
Huxo’nun ne demek olduğunu sordum, sahibi Fulya Ağaoğlu’na (Merak edenlere not: Ali Ağaoğlu’yla akraba değil). Fulya Hanım ve mekanın mimarı Ali Türker, Huxo’yu oluşturan her harfe bir anlam yüklemişler ve markanın maskotu mavi gergedan kardeşe bu adı koymuşlar.
- H: Güçlükleri aşabilme
- U: Başarı ve yetenek
- X: Doğruluk ve dürüstlük
- O: Maddi ve manevi yükseklik
Huxo’yla yakında Bağdat Caddesi ve Nişantaşı’nda da tanışacaksınız...

SERMiYAN MIDNIGHT

‘TERAPİ’ BALIK...

Üniversiteden bir arkadaşımla Tarabya Kireçburnu sahilinde otomobille ilerlerken üçüncü köprünün karşısında yavaşladık. Başladı inşaat mühendisi sohbeti... Kafayı sola bir çevirdik Therapia diye bir balıkçı; arkadaş atladı “Hadi hem karnımızı doyuralım, hem adı gibi terapi yapalım” diye...
İçeri girince hemen sordum, mekanın adı Therapia’nın anlamını. Therapia’nın olduğu bölgeye Eski Yunanlılar, antik Yunanca’da “Tedavi eden yer” anlamına gelen Farmakion adını vermişler. Bizans dönemindeyse bu köye, yine aynı anlama gelen Therapia adını koymuşlar. İstanbul Boğazı’nın oldukça geniş bir noktasında yer alan Therapia’ya, Karadeniz’den esen rüzgarlar doğrudan ulaştığından havası esintili olurmuş ve kir tutmazmış. İşte Boğaz’ın bu eşsiz balıkçı köyüne o sebeple Therapia denmiş...
Hikaye, mekanın hem ortağı hem mutfak sorumlusu Hamit Ay’a ait. Tabii bu güzel anlatım ve leziz balıklardan sonra yazmamak olmazdı mekanı. “Tavsiye eder misin?” derseniz, sahil şeridinde balıkçı çok ama Therapia 120 kişilik butik ve kaliteli bir mekan, fiyatları da oldukça uygun. Hele bir de yufkada levrek yapıyorlar ki parmaklarınızı yersiniz.