Burgazada’nın arkasındaki koy, adını bir zamanlar burada yaşayan çok özel bir kadına, Madam Marta’ya borçlu. Adada yaşayan kadınların oynayacağı tiyatro oyununun baş kahramanı da o

Burgazada’ya günübirlik gelenler, yahut Caddebostan sahillerinden bir emlak değeri olarak pazarlayanlar, Madam Marta’yı bilmezler. Doğaldır, çünkü ben de iki yıl öncesine kadar ismini duymamıştım... Adaya ve insanlarına sevdalanıp, sadece yazı değil, kışı da geçirmeye başladığımda Marta Koyu’na adını veren bu sıra dışı kadının hikayesini öğrendim.
Bercuhi Berberyan, ‘Burgazada Sevgilim...’ kitabında onu şöyle anlatır: “Marta, adanın en ilginç ve en sıra dışı kadınıydı. Yaz, kış denize çıplak girerdi. Bir dolu dikizcisi olmalı ki, herkes bilirdi bunu. İplemezdi Marta... Deniz onun canıydı... İbadet eder gibi yüzerdi, meditasyon yapar gibi... Çocuğunun doğum sancısı bile denizdeyken gelmiş, bıraksalar suda doğururdu belki de...”

Adayı defalarca kurtardı
Her gün açık saçık, çılgın renkli kıyafetlerle, hatta bizim daha esamesini bile duymadığımız şifon pareolarla iskeleye inip kocasını karşılayan Madam Marta, gerçekten nev-i şahsına münhasır bir kadındı. Berberyan ne güzel anlatır:
“Rastgele salıverdiği saçlarına alından sıkma bandanalar, kolunun dirsekten yukarısına tahta bilezikler, kulağına kocaman halka küpeler, ayak bileğine de halhallar takardı. Bu modalar bizde değil, daha dünyada bile yoktu.”
Madam Marta, Arap asıllı Mısırlı bir Hıristiyan’mış. Kocası Ermeni, kayınvalidesi İngilizmiş. Fakat Madam Marta’yı Burgazada’nın efsanesi yapan, ne onun çılgın stili, ne de farklı aile yapısıydı...
Madam Marta, adaya aşıktı. Defalarca adayı yangından kurtarmış, öldükten sonra canı gibi kolladığı orman çatır çatır yanmış.

Ah Madam Marta

Artık rahat edersiniz
Arkasından fısır fısır konuşulsa, dedikodusu hiç eksik olmasa bile onu tanıyanlar, iyi yürekli bir kadın olduğunda hemfikir... Sadece ağacın, çiçeğin-böceğin değil, insanın, hayvanların da dostu Madam Marta’nın kapısı, her daim herkese açıkmış. İsteyen girer, dolabını açar, istediğini yermiş. Berberyan’ın tabiriyle, “Ah, o zaman için birkaç numara büyük gelirdi adanın geri kalmış yerli halkına...”
Çok yürek yaktığı söylenir Madam Marta’nın. Ancak tüm çılgınlığına ve vurdumduymazlığına rağmen, belli ki hassas bir yapısı varmış. 80’li yılların başında “Artık rahat edersiniz...” notunu bırakıp, intihar etmiş Marta...

Ah Madam Marta

Madam Marta'nın baş kahramanı olduğu oyun haftaya Burgazada'da sahneleniyor.

BURGAZADA’NIN KADINLARI

* Madam Marta’nın hikayesini merak edenler, NTV’de Cumartesi 17.00’de yayınlanmaya başlayan ‘Adanın Kadınları’nı izleyebilir.
* NTV, keşke daha rahat izlenebilecek bir saati seçseydi! Olsun... Kaçıranlar
www.adaninkadinlari.net adresinden bu farklı belgesel-diziyi takip edebilir.
* Nedim Hazar’ın yönettiği yapım, adada bugün yaşayan altı kadının hikayesine odaklanıyor. Madam Marta da dizinin bir parçası... Hazar ve ekibi, daha önce de ‘Vadi’ adlı belgesel diziyi hazırlamıştı.
* Birbirinden farklı yaş, köken ve mesleklere sahip bu kadınlar, dizide kendi hayatlarını aktarıyor. Bir yandan da ‘Ada’daki Hayalet‘ adlı tiyatro oyununu sahnelemeye hazırlanıyorlar.
* Bu oyunun baş kahramanı Madam Marta. Tek perdelik oyun, 23 Mart Cumartesi, saat 18.00’de Burgazada Sait Faik İlköğretim Okulu’nda sahnelenecek.