Sınırlı kapasite, süreli oturum izni... Son dönem restoranların kademeli dönüşü için en fazla dillendirilen tekliflerden. Aşılanma devam ederken, nispeten virüs kontrol altına alınmaya yakınken kulağa hiç de fena gelmiyor bu teklif. Tabii restoranların yüzde 30 kapasiteyle yaraları sarması bir yana günlük masraflarını dahi karşılamaları pek mümkün görünmüyor. Tabii bu işin ekonomik tarafı! Nedense biz hep o taraftan bakıp işe çözüm arıyoruz. Şu kapalı iki dönem bize gösterdi ki kafe ve restoranlar olmadan ne sohbetlerimizin ne de dolabımızdaki o güzel kıyafetlerin bir önemi var.

Hitap ve servis

Özel anlarımızda olsun, gerekse rutinimize dönüşmüş hepimizin müdavimi olduğu birçok mekan vardır. Peki biz bu zorlu süreçte mekanlarımız için ne yaptık? Türk tipi müşteri için müdavimlikte lezzetten önce size kendini özel hissettiren isimli hitap ve servis gelir. İlla ki bir bağ kurulur mekanlardaki personelle. Hatta bizde açılan mekanların çoğu iyi müşterisinin sermayesiyle patron olan salon personelidir. Gözlemlediğim kadarıyla müdavimler mekanlar için ‘iyi gün dostu’ olarak kaldı.

Tabii müdavimleri işin içerisine sokmakla ayaklı topyekün projelerde üretilemedi.

Amerika’da birçok restoran ‘gel-al’ ile ayakta kalmaya çalışırken bunu başaramayan ‘fine-dine’ konseptler açıldıktan sonra kredili menüler satmaya başladı. Piyasa yapmak isteyen sahte ortamcıları bir kenara ayırırsak çoğu müdavimin bu ileri rezervasyon için belli bir miktar ödemeye hazır olduğunu biliyorum. Bu rezervasyonlarla mekanların ikonik masaları belli bir miktar karşılığında süresiz ön rezervasyonla doldurulabilir.

Bahçe sosyalliği

Mekan dernekleri bürokrasiyle uğraşırken bu tip projeler üretmeye vakit bulamıyor! Tüzel olmayan kolektif bir kampanyaya destek beklentilerin çok üzerinde olacağına eminim. Şu sıralar dünyada açık olan mekanlarda en dikkat ettiğim durum ‘açık alanlara’ olan kapasite arttırımı. Bizdeki ilk sigara yasağından sonra ısıtıcılarla kış şartlarına rağmen bahçe sosyalliği mekanların kendisinin bile önüne geçmişti. Hali hazırda bu teçhizata sahip bahçeli mekanlara öncelik verilebilir. Dağ otellerinde dondurucu soğukta montlarıyla oturan müşteri bu şartlara seve seve uyum sağlayacaktır. Sınırlı kapasiteyi mekanlar geleceğe dönük fırsata da çevirebiir. Malum; bizim insanımız rezervasyona saatinde pek gelmez, bazen de hiç gelmez! Dünyadaki iyi restoranlarda olduğu gibi yemek saatini iki seansa bölmeyi bu dönem doğru uygulayabilirsek koronavirüs sonrası bunu gelenek haline getirme fırsatı da olabilir.   

HİÇ YOKTAN İYİ

ONLINE ÜZERİNDEN DESENLERİ İNCELEYEBİLMEK

Pandemiyle birlikte kendini yenileyen sektörlerden biri sanat! Tabii ki o tablo içerisindeki fırça izini, sanatçının renklerle olan ahengini bire bir hissedemesek de sanat durmadı; kendini bir şekilde dijital platform üzerinden gösterdi. Contemporary’nin de dijital ortamdaki başarısını gördükten sonra birçok sanatçı bireysel sergilerini online yapıyor. En son Ebru Uygun’un Akaretler Sıraevler’e konumlandırıp dijital platformda gösterdiği sergiyi gezdim. Eserlere yaklaşık altı boyutlu şekilde tüm desenleri inceleyebiliyorsunuz. O ilk paragrafta olmayan dediğim hisse bireysel bir sergide bu kadar yaklaşmayı beklemiyordum. Sadece Uygun’un değil; gördüğünüz tüm sanatçıların sergilerini online üzerinden gezin derim.

HİÇ YOKTAN İYİ