MUTFAKTA ‘SOSYAL’ ORTAKLIK

Geleneksel değerlendirme listeleri tamamen karşı çıksa da yeme-içme dünyasında sosyal medya sonrasında bambaşka bir değişim yaşandığı bir gerçek! Eskinin o aksi, kulisçi; bence iç dünyasında çok mutsuz ‘gurme’ değerlendirmeleriyle hazırlanan listelerin ağır restoranları renkli fotoğraflarıyla Instagram’da popüler olan sokak lezzetlerinin gölgesinde kaldı. Bu akıma sırtını çeviren geleneksel şefler olduğu kadar tamamen kucaklayıp, tabaklardaki kodları bu sokak lezzetlerine yorumlayan şeflerin başarılı işleri hızlıca artıyor.

Türkiye’de buna fazlasıyla iyi örnek varken belki de dünyada tek olan örneğe sahip bir restoran Muutto. Umut Karakuş gibi şöhretli bir şefe ortaklığı sosyal medyada farklı bir şöhrete sahip kuzeni Cem Karakuş ortaklığında hızla büyüyen bir marka. Sosyal medyanın rüzgarıyla değil taa kendisiyle bütünleşmiş durumda. Aslında Muutto’nun hikayesinin başlangıcında Umut Karakuş’un Türk mezelerini yeniden yorumlayıp İspanyolların tapasına kafa tutmasıyla başladı. Kuzeni Cem ve arkadaşlarının manevi desteğiyle de kısa sürede duyulup şöhreti semtten dışarı taştı. Kuzenler daha sonra bu iş birliğini profesyonel ortaklığa dönüştürüp markayı büyütüp şubeleştirmeye karar verdi. Pandemi onları mecburi yavaşlatma da Nişantaşı ve Mayadrom şubesi şimdiden bulunduğu semtlerden müdavimler oluşturmayı başardı.

Muutto’nun lezzetlerine gelmeden meşhur ayran çeşitlerinden bahsetmeden olmaz. Sadece ayran içmek için dahi Moda’da ayaküstü uğrayan insanları biliyorum. Mayadrom’un içine açılan Muutto mimari olarak ayaküstü lezzet tarzını romantik bir ‘date’ ortamında yapacağınız hissiyatı da vermiş. Umut Karakuş’un elinden çıkma dürümler benim favorim. Nazuktan, humus, tabbule, mini bostan, hardallı levrek, Çerkez tavuğu gibi mezelerse Karakuş’un göz konseptini tabaklarda tamamlıyor.

MUTFAKTA ‘SOSYAL’ ORTAKLIK

GELİŞİ KESİNLEŞTİ

Nobu, Novikov, Hakkasan derken Londra’nın meşhur hintlisi Madhus’un gelişi kesinleşti. Pandemi döneminde küçülen yeme içme sektörünün büyük markalarının İstanbul’a gelmeleri lüks tüketim yapan turisti çekmek için çok önemli. Madhus’un Türkiye’ye gelişiyse mutfaktan otel müdürlüğüne yükselerek ‘Chef to chief’ çığırına açan Accor lüks markalar Türkiye müdürü Uğur Talayhan vesilesiyle oluyor. Aslında bu flört neredeyse bir yıldır sürüyordu. Eylül ayında İstanbul’da yapılan denemeleri bizzat Swiss Otel Bosphorus’ta tadıp çok başarılı bulduğumu bu köşeden Milliyet Cadde okurlarına aktarmıştım. Bugüne kadar Hint mutfağı denemelerinin Türkiye’de başarılı olduğunu söylemek zor. Bakalım Uğur Talayhan ortaya koyduğu bu iddiasını da yine başarıyla sonuçlandırabilecek mi?

PANDEMİ DENİZİ KEŞFETTİRDİ

Pandeminin çoğu sektörde olumsuz etkisi olduğu kadar bazılarına da fırsat oldu. Muhtemelen tekne turizmi altın yılını yaşadı. Hem de sınırlı yabancı turiste rağmen! Dünyanın en önemli yatçılık yayınlarından Boat Internatianol Türkiye’nin yayıncısı Volkan Demirkuşak arz talep dengesinin bozulduğunu olumlu şekilde anlatınca şaşırdım. Talep o kadar artmış ki bırakın önümüzdeki yılı geçin, 2023’ün tekne rezervasyonlarının dahi kaporası alınıyormuş. Pandeminin etkisi çok büyük olsa da bunun bir başka nedenini insanların denize olan ilgisiyle de bağdaştırıyor Demirkuşak.