Uçaktan indiğiniz anda portakal çiçeği kokusunu hemen alırsınız nisanda Adana’da... Şehre yaklaştıkça o harika koku, ızgara bacalarından çıkan kebap dumanıyla karışır; hemen acıktırır sizi. Mütemadiyen yemek yeme isteği uyandıran bir şehir Adana. San Sebastian, Lyon gastronomiye yön versede, 7/24 yemek deneyiminden bahsediyorsak belki de Adana dünyada rakipsiz...

Tabii nisanda bambaşka oluyor şehir. Sıcaklığın dengeli oluşu, baharın enerjisi, portakal çiçeklerin patlamasıyla yayılan koku, bu ayı farklı yapıyor Adana’da... Dokuz yıl önce Ali Haydar Bozkurt önderliğinde nisanın karnavala dönme kutlaması global takvimlere girecek kadar büyüdü. Pandemi sebebiyle bu yıl online yapıldı. Pandeminin etkileriyle tabii ki eski ruhu yoktu. Sokaklarda portakal çiçeği taçlı hanımlar, turuncu giymiş beyler; her sokakta eğlencenin, kutlama bu karnavalda kendi has bir Rio havası yaşatıyordu. O bahsettiğim ruh eksik olsada şehrin enerjisi size meditasyon etkisi yapıyor.

NİSANDA ADANA...

Güney Amerika ve Uzak Doğu’dan ilgi

Karnavalın fikir babası Ali Haydar Bozkurt’a diğer şehirlerden telefonlar geliyormuş, “Bizim festivallerimizi de kurgulayın” diye. Adana’nın diğer şehirlere iyi bir örnek olması genel turizm açısından muazzam. Bu arada şehre yabancı acentaların ilgisi karnaval sayesinde artmış. Güney Amerika ve Uzak Doğu ülkelerinden gelmek isteyen misafirler için Adana, otomobille iki saat mesafedeki Kapadokya ve Erciyes’le birleştirilip, 10 günlük muazzam bir tura dönüşüyormuş.

Şevket Usta’nın et bamyası

Toplu etkinlikler olmayınca bir Adana klasiği olarak kendimizi yemeğe verdik. Bu şehirde doygunluk hissi sadece 30 saniyede geliyor bence! Hele bir de Onur Kebap’tan Şevket Usta’ya rastlayınca! Kebeapçıların hocası; kebabın dışında kavurması, çöp şişi hatta et suşisiyle de parmaklarını yedirtiyor. Her gittiğimizde bize özel yaptığı etli bamya için dahi Adana’ya özel gelinir.

Başlarda manasız bulduğum börek işi Adana’da kebaptan rol çalmaya başlamış durumda. Börekçiler arasında büyük bir rekabet var. Hepsinin özelliği içindeki akışkan hellim, kaşar hissi veren peynir. Hepsi iyi ama ben Rıza ve Levent Börek’i ayrı bir yere koyuyorum.

Bir de hayatımıza giren yeme-içme blogger’larının meşhur ettiği muzlu süt ve tost konseptli markalar var. Benim ilk Adana seyahatimde akşam yemeğimizi suşi restoranında yapmışlardı, “Bizde bu da var” demek adına... Çeşit katmak iyi güzel ama Adana’da bu kadar yerel lezzet varken bu zorlama işlere gerek yok sanki...

Mutlaka gidin:

Havalimanı yolundaki Doğan Kaymakçı’da kadayıf,

Büyük saatin civarında çay bardağında gar kahvesi,

Park Zirve Onbaşılar’da beyti,

Adana Lezzet Sokağı’nda bumbar dolması,

Kazancılar’da Ciğerci Mehmet’in ciğeri...