ORTAMLAR AKTİVİST GÖRSÜN

Bir insan neden mi vegan olur? Eğer Türk tipi veganlıktan bahsediyorsak, durumu sadece hayvanseverlik ya da beslenme üzerinden açıklayamazsınız. Bizdeki çoğu konu gibi ‘ortamlarda aktivist görünme’ enstrümanıdır. İncelemelerde ‘hayvansal gıdaların insanları agresifleştirdiği’ yazar ama Türk veganlar yogaya bulaşmadıkları her an patlamaya hazır bombadır. Araştırmalar mı yalan söylüyor yoksa bu bitkisel beslenme bizim Türk kodlarımıza mı ters geliyor?

Doğrusu bizde ‘vegan olma’, bir çeşit ‘elitist harekettir’. Zaten çoğu da vegan değil; vejetaryen... Balıkçıda efkârlanan bir tipse de peske-taryen! Vegan detaycılığından ziyade vejetaryen biri etçil birine göre çok daha hesaplı beslenebiliyor. Fakat hiç yoksul birinin vejetaryen olduğuna rastlamadım!

ORTAMLAR AKTİVİST GÖRSÜN

Veganlıktan vejetaryenliğe geçenlerin hikayesi hep aynıdır: “Türkiye’de istediğim kadar çeşit olmayınca, hayvansal gıdalara mecburum” diyor post-vejeteryanlar. Çoğu tekdüze bakış açılı, cahil sığlığında birini etkileyebilecek dijital bir belgeselle bu yola çıkıyorlar. Cihangir-Bebek arası uzun beyaz spor çoraplı güruh mutlaka ayda iki kez kendilerine bir linç konusu buluyor. Bu kısır döngünün başrolünde Nusret var!

Arjantin-Türk karışımı reçeteler

Dünyada şeflerin algısı yükseldiği hızla düşüyor; eğer çok ünlü değilse mutfaktan çıkması antipatik olarak yorumlanıyor. Bir dönem salonda sanatçı gibi gezen, tabakları köpüklere bezeli şefler hayatımızdan nasıl hızlıca çıktıysa, ‘şıkı çık şıkı çık’ sesiyle et, tatlı kesenler de nihayet antipatik gelmeye başlıyor. Bu işi iyi bilen, eğitimli şefler de bu antipatiklikten korkup restoran açmıyor, sadece sevdiklerine evinde barbekü yapıyor.

Bunlardan biri de Emre Yılmaz! “Bu işin en iyisi olacağım” deyip, sırt çantasıyla 2012’de Arjantin’e yaşamaya gidiyor. Sadece Arjantin değil; Uruguay, Peru, Brezilya, Şili de 200 restoran gezmiş sekiz yılda. Arjantin Futbol Federasyonu’nun eski başkan yardımcısı, aslen Sivaslı Noray Nakis sayesinde özellikle Boca Juniors’lu tüm futbol camiasıyla da dostluk kurup, kısa sürede ‘Emre Turco’ olmuş.

Emre’nin, Türkiye’ye döndükten sonra Güney Amerika ve Türk tekniklerini birleştirdiği reçetelerden oluşan bir defteri var. Bu reçeteleri de dostlarına kendi evinin terasında yaptığı barbeküyle denetiyor. Et tedarikçisi bir aileden gelmesine rağmen, restoran açmak istemiyor. Ama reçetelerinin olduğu bu defteri kitaba dönüştürürse, başka bir akım başlatacağına eminim...

Liste sahibini arıyorlar

ORTAMLAR AKTİVİST GÖRSÜN

Restoran ve şef derecelendirme listelerinin çoğu tartışmalı olsa da Fransa merkezli olanların kendi içlerinden belli bir adilliği var. Bu derecelendirme kuruluşlarından biri olan La Liste, Türkiye’den iki yıldır Calipso Fish’i listedeki tek balık restoranı olarak gösteriyor. Los Angeles’tan İstanbul’a tatile gelen bir listenin gezgini bir arkadaşım bana restoranı sorunca farkına vardım. Markanın kurucuları Ziya Kaçar ve Veli Şahin nasıl seçildiklerini bilmiyorlar. Listede olmanın verdiği gurur için teşekkür etmek için La Liste’e iki yıldır ulaşmak istemelerine rağmen, netice de alamamışlar.