ÖVGÜLERİN DE ÖTESİNDE!

Oscar yemeklerinin değişmez şefi Wolfgang Puck’la Spago İstanbul’da yaptığımız sohbette de değinmişti. Pandemi sonrası normalleşmenin erken gelişinden. Evlere kapanmanın verdiği o baskı sosyalleşme durumunu enflasyon, resesyon dinlemeden tüm dünyayı sokaklara, restoranlara saldı. Çoğu kafe restoran kapasiteleri sınırlandırmalarına rağmen pandemi öncesi doluluklarının üstüne dahi çıktı. Dürüst olmak gerekirse bu dönem restoranlar kendi lezzet çıtasını farklı bir yere koymadı. Kapalı kalınan sürelerdeki maliyet, kürsel ısınma ve lojistik sorunları nedeniyle artam tedarik maliyeti nedeniyle menülerde çeşit azaldı hatta olumlu olduğu kadar mecburi ‘vegan’laştı.

Bu dönemde açılmanın belki de şansızlığını yaşadı Loftelia! Rezervasyon bulmak için günler öncesinden yer ayırtılan belki de Bodrum’un en rafine restoranlarından birine ‘şansız demek derken’ dediğinizi duyar gibiyim. Ülkelerarası seyahat etmenin zor olduğu gastronomi değerlendiricilerin beklentilerinin vasata yaklaştığı şu dönemde belki de şef Yılmaz Öztürk Akdeniz Mutfağını Anadoluyla birleştiren kusursuz bir konsept oluşturdu.

Şöhreti daha da artacaktır

Mürver’in dahi hakkı yeterince verilmeişken Loftelia çıtayı bambaşka bir yere koymuş. Her ne kadar Independent dergisi gibi uluslararası yayınlar bahsetsede Capri’de, Sardinya’da ya da Sicilya’nın herhangibir yerinde dahi olsa belki de denize kıyısı olan en iyi 3-4 restoran arasına girmişti.

Kalabalık mutfak ekibi

Yılmaz Şefin en başarılı olduğu konu tedariğin başarısına şef dokunuşunu tam dozunda yapması. Asla tabağın özne geçecek fantastik denemeler yapmıyor. 2000’li yılların hayatımıza soktuğu yıldız şeflerin aksine mutfaktan salon çok nadir çıkıyor. Yılmaz şef kadın yardımcıları bol kalabalık bir ekiple bu usta menüyü hazırlıyor.

Burrata & Bahar Türüfü, Kabak Çiçeği, Külde Ahtapot, Dana Bonfile Ezme ve Sakız Enginar doğallığıyla övünen İtalya’daki her restorana parmak ısırtan başlangıçlar. Mürver’de olduğu gibi açık ateşten çıkma lezzetler de mevcut. Tabii ki menünün imzası taş fırından Trakya kıvırcık diyebilirim.

 ZAMANSIZ BİR ADAM

Bazı şeylerin yılı, yaşı olmuyor; zamansız kalıyor. Türkiye’de bu örneğe belki de en fazla uyan ismin Kenan Doğulu olduğuna tekrar şahit oldum geçen hafta. Xuma Beach sahneninde o tropik gömleğiyle bitmeyen enerjisiyle yine full performans hem kendi coştu hem de izleyenleri coşturdu. Gazeteciliğe yeni başladığım yıllarda Şaziye’de birbirine rastlayan o kitle 20 yıl sonra yine Kenan konserinde buluşabiliyor. Birbirimize baktığımızda alınan kilolar, dökülen saçlarla Kenan Doğulu kadar zamansız olmadığımızı da hissettik tabii. Konser öncesi gecenin sponsorluğunu da aban Organics by Red Bull’un aktiviteleri de izleyiciye farklı bir sosyallik sundu. Markanın gazlı içecek pazarına organik tariflerle girmesini de ilk kez burada deneyimledim. Z kuşağının tüketim alışkanlıklarındaki sorgulayıcı, duyarlı tavrına büyük markaların adaptasyonunun hızla geldiğini görebiliyoruz.