Pandemiyle birlikte belki de çok daha fazla endüstriyelleşti spor! Evlere kapanan dünya, seyircisiz müsabakalarla televizyonlara kilitlendi. Bu dönemde zarara uğramış gibi görünse de konserin, sinemanın, tiyatronun olmadığı dönemde eğlence sektöründen kalıcı, büyük bir dilim elde etti. Endüstrinin gladyatörlerinin maaşları şişerken oyuncular buna uyumu nasıl dersiniz? İki gün önce Cristiano Ronaldo, Avrupa Şampiyonası ana sponsoru olan gazlı içeceği basın toplantısı masasından kaldırdı. Neticede sadece bir ürün yerleştirmeydi bu... İçilmesi yönünde yapılmış bir anlaşma değil! Ronaldo bu tavrıyla sağlık yönünde örnek olmayı samimice amaçlamış olabilir. Ya da turnuva kadar değerli kendi isminin yani markasının sponsorlarını korumak ya da sağlıkla alakalı imajını pekiştirmek için şovenist bir girişim de olabilir?

Oyun artık kazanmaktan çok seyirci için, endüstri için oynanıyor. Endüstride en önemli durumsa ekran başındaki seyirci ve bunlara kendini göstermek isteyen sponsorlar. O sebepten artık mütevazı takımların, sporcuların hikayesi yerine hanedanların, yıldız isimlerin sürekli karşılaşmasını isteyen iştahı tükenmeyen kapitalist bir düzen var. Bu düzenin sermayedarları Amerikanvari kapalı bir lig kurmak için başarısız da olsa geleceğin temellerini attı.

Gladyatörler sendikalaşacak mı?

Sadece işini yapıp sahada kalmak isteyenler endüstriyle baş etmeye çalışıyor. Mesela kadınlar tenisinin önümüzdeki 10 yıla damga vuracağı kesin olarak gösterilen Naomi Osaka. Turnuva kuralları gereği basın toplantılarına çıkmasının diretilmesi üzerine yılın tek toprak kort Grand slam’inden çekilme kararı aldı. Peki arkadaşlarını sahanın ortasında kaybetmek üzere olan Danimarkalıların aynı gün maça çıkma mecburiyetleri! Görünen o ki yeni dönemde bu endüstrinin işçileri olan oyuncular daha fazla söz sahibi olmak isteyecekler. Sepp Blatter, Micheal Platini gibi sporun takım elbiselilerinin onları bir gladyatör gibi pazarlamasından rahatsız olarak oyunun ruhunu geri getirmeye çalışacaklar. Belki de ileri bir sendikalaşmayla yönetimde söz hakkı olacaklar.

PAHALILIK İLGİYİ ARTIRIYOR

Restoranların açılma öncesi herkesin merakıydı diye değinmiştim artması muhtemel fiyatlara. Şehirde bir miktar artış olsa da müşteriyi pek rahatsız etmedi. Ama bir şekilde fiyatların yeniden revize edilmesini ya da tabaktaki porsiyon ve garnitür miktarının değişimini bekleyebiliriz. Tabii güneye indikçe gerçek fiyat artışını beach’lerde hissediyorsunuz. Bodrum-Çeşme hattının gündüzleri akşamlarını resmen dörtle çarpıyor. Sanılanın aksine bu pahalılık konuşuldukça mekanlara ilgi azalmıyor. Bu tip lüks konseptleri fiyatıyla değil standartlarıyla eleştirmek gerekiyor. Parasını tatilde harcamak isteyenler de pahalı yerlerin daha popüler olduğu algısında oraları daha da merak ediyor. Hizmet ve ambiyans iyiyse de fiyata bakmadan gitmeye devam ediyor.