PANDEMİ VE RESTORANCILIK

Bir dönem dünyada marka olmuş büyük restoranların mezarlığı olarak anılan İstanbul’da bu algıyı kalıcı yıkan markaların başında gelir Spago İstanbul. Başarıdaki birçok faktörün başındaysa markanın kurucusu Wolfgang Puck ve operasyon ortağı Alex Resnik’in sıklıkla Türkiye’de olması. Pandemi döneminde de bu değişmedi. Oscarların değişmez şefi Wolfgang Puck geçtiğimiz hafta menüyü yenilemek için İstanbul’daydı...

Disney’in kendisine yaptığı belgeselin yayınlandığı tarihin üstüne Wolfgang Puck ile rastlaşmamız sohbetimizi farklı bir heyecana taşıdı. Bu arada İstabul’a Spago dışında bir marka getirmek içinde oldukça heyecanlı. Santa Monica’lı uzakdoğu restoranı Chinois için yer baktığını ve Bebek civarında yer baktığını Türk müdavimlerine bizim aracılığımızla müjdeledi.

Pandemi bitiminde restoranların eski haline döneceğine emin olduğunu söyleyen Puck, şimdi bile normale göre yüzde 20 dolu olduklarını belirtiyor. Singapur dışında, İstanbul’un da dahil olduğu tüm Wolfgang Puck restoranları pandemi öncesine göre daha dolu olduğunu söylüyor.

Özel notlar

Şefle Milliyet okurları için yaptığım özel sohbetten notlar...

Disney’in benim adıma yaptığı belgesel çok heyecan vericiydi. Kendimi Avusturya’daki halimden; sıfır noktasından anlatmam harikaydı. Çok güzel tepkiler aldım. Sanırım ikincisini önümüzdeki yıl için yapmayı planlıyoruz.

Koronavirus dönemini kapanarak geçirdik. Ama sanırım her şey yavaş yavaş düzeliyor.

Türk müşterimi çok seviyorum. Ayrıca buradaki ekibimin başında bulunan Deniz (Zengin) çok yenilikçi. Suşi fikri de yemek sonrası müzikte onun başarıyla uyguladığı bizim diğer şubelere de taşımayı düşündüğümüz adımlar oldu. Bahadır Abdul de harika bir şef

Oscar törenleri düzenleneceği bilgisini aldım. Sanırım mart ayında olacak. Ama bilemeyiz, belki Delta varyantı ilerler. Eskisi gibi kalabalık olması yerine sınırlı ve aşılı insanların katıldığı bir davet yapılacak.

Pandemi sonrası insanların sosyalleşme ihtiyacı var. Davet, sinema, prömiyerlerin olmadığı dönemde restoranlarımız açılış sonrası 100 kişilik bekleme listeleriyle çalışıyor.

Ben Kalkan balığına bayılıyorum. Ne zaman gelsem bu balığı yemeği seviyorum. Aynı zamanda kuzu da sizin ülkenizde harika. Patlıcanı kullanma tarzınıza bayılıyorum. Her yemeğe yakışıyor. Ekibe söylüyorum “bana şu patlıcandan suşi yapın” Türk müşteri bayılıyor, japon mutfağına da yakışır

Maçakızı’nı çok beğendim. Harika bir yerdi. Sahil, yemekler muazzam hissettiriyordu.

Yeni menü için Eylül’de tekrar geleceğim. Biraz daha uzak doğu yemeklerine, tatakilere odaklanacağım.

İKİ TAVSİYE

Şu dönem otel çatılarında sosyalleşme pek moda. Eskiden asla tutmaz denen bu konseptler artık şehrin en gözde noktaları oldu. The Ritz Carlton İstanbul Nobu’dan sonra yeni markası The Roof’u hizmete açtı. Özellikle DJ performanslarının olduğu cumartesi günleri sabahtan akşama oldukça popüler.

Nişantaşı’nın göbeğinde; Abdi İpekçi’yi kesen Bostan Sokak’ta, apartman girişinden serin bir vahaya açılan kapıdan giriyorsunuz Zoya’s House’a. Konsept danışmanlığını Esra Türker’in yaptığı aydınlık ambiyanslı bir nevi Tulum havası aldığınız mekanın menüsü Murat Bozok imzalı. Vegan ama lezzetli tabak arayan ciddi bir müdavime sahip Zoya’s falafel tabağı, avokado kinoa kasesi, kinoa burgerinin yanı sıra vegan yer fıstıklı cookie ve glutensiz limonlu muffin tavsiye edilesi...