TREND Mİ, YENİ GELECEĞİN İLK ADIMI MI?

Eskilerin tabiriyle, “Nereden çıktı bu NFT denen meret?”. Çok değil; iki ay önce dijital sanat akımının son güncellemesi olarak girdi hayatımıza... Daha ne olduğunu anlamadan tweet’lerini, sözlerini hatta kahkahasını dahi kodlayıp, satanı gördük. NFT teknolojisi geleceğimizde ne kadar yer tutacak! Kısa bir trendden mi ibaret olacak, yoksa her adımımızın satılabilir bir ürüne dönüşeceği yeni geleceğin ilk adımı mı?

Sığ bilgilerimi bu mecrada birçok eserini dönüştürüp satmış, dünyaca ünlü medya sanatçısı Hakan Yılmaz’la pekiştirdim. Hakan’ın da dediği gibi NFT’ye dijital sanat penceresinden bakmak büyük bir yanılgı. Hatta hiç alakasının olmadığını da söylüyor.

Aslında bu işin başlangıç noktası 2017’lere, ‘Gaming’ dünyasına dayanıyor. Oyunlarda insanlar birtakım karakterler geliştiriyor. Onların kullandığı aparatlar geliştirildikçe, özel koleksiyonerler ortaya çıkıyor. Bu kişilerin dolandırılmaması ve satın aldıkları ‘Non-Fongible’, yani tekil olması için üretilen bir teknoloji.

Her şey NFT olur mu?

İnternet dünyasındaki her şey NFT olabiliyor. Tabii bunun ticaretini yaparken, ara ticari dönüştürücüler paranın en büyüğünü kazanıyor. En azından şimdilik! Sadece dijital sanat eseri olmaksızın internet dünyasına girmiş size ait her materyali ‘mint’leyip’ satışa çıkarabiliyorsunuz. Mint, eserin dijital dünya için kodlanması demek. Her mintlemeden, aracı kurumlar 250 dolar kazanıyor.

TREND Mİ, YENİ GELECEĞİN İLK ADIMI MI

Hakan’la aynı fikirde olduğumuz konuysa, NFT’de ne alanlar ne de satanlar olanları tam anlamıyla kavrayabiliyor. O sebepten bir yatırım aracı olup, olmadığını konuşmak için çok erken. Sistemde de ufak tefek açıkların olduğu söyleniyor. Mesela NFT, mint’lenen eserden sadece bir tane olduğunu söylüyor. Eser sahibi aynı yapımı tekrar mint’lediğinde block-
chain, “Hayır, bu eserden var” demiyor. Tanınmamış bir sanatçı göze batmadan belirttiğinden fazla edisyonu mint’leyebiliyor.

NFT, sanat dünyasında yüzyıllardır tartışılan bir duruma da çözüm bulmuşa benziyor. Geleneksel sanatta eser sahibi satıştan sonrasına dair herhangi bir gelir hatta bilgiye dahi sahip olamıyor. NFT’de gerçekleşen her satışta eserin sahibine de belli bir telif ödeniyor.

NFT’yi bu kadar popülerleştiren Beeple’ın ‘Everydays’ eseri Christie’s tarafından 69.3 milyon dolar’a block- chain’e satıldı. Twitter CEO’su Jack Dorsey’in ilk tweet’i 2.9 milyon dolar etti. Bizdeki ünlülerin bu tip adımları dahi neredeyse 100 bin TL eder seviyelere geldi. Tabii buradaki piyasa artışlarını blockchain zenginleri sağlıyor. O sebepten bir şekilde ‘kasa kazanır’ söylemi bu dünyada da geçerli.

Hatta birçok dijital  sanatçı tüm eserlerini mint’leyip, şimdiden büyük bir maliyetin altına girdiler.

Yeni tip görgüsüzlük

Mutlaka sizin de çevrenizde birkaç kişi vardır kripto para dünyasında olan... “Ne ayıp, insanların parasını nereden bileceğiz?” demeyin; olanlar zaten sosyal medyadan gözünüze sokuyor. “Parayla imanın kimde olduğu belli olmaz” sözü de sosyal medyayla yok oldu. Sanırım kripto parasını sosyal medyada göstermenin görgüsüzlük değil ‘statü’ olduğu sanılıyor.

TREND Mİ, YENİ GELECEĞİN İLK ADIMI MI