Yeni Türk mutfağının öncüsü

Bakmayın siz öyle yüksek perdeden gastronomi konuşulduğuna! Eleştirmenler de dahil 10 yıl önceye kadar ‘fine’ tabak anlayışı Cafe de Paris’nin bonfileden yorumuydu (!) 10 yılda mutfakta yapılan bu devrimin şüphesiz başrolü vizyoner, daha doğrusu çılgın şeflere ait. Onlar artık sadece Türkiye’nin değil; dünyanın da tanıdığı isimler. Bu çılgın şeflerden bahsederken Maksut’un Neolokal’inin altı yılından bahsetmeden olmaz. Ülke şartlarında bir restoranın isim ya da konsept değiştirmeden bir yıl yaşaması bile başarılıyken, bir şef restoranının duruşundan feragat etmeden altı yıl yaşaması ayrı bir başarı hikayesi. Birçok değerli şef var ama belki de yenilikçi ‘fine dine’ Türk mutfağını en uzun soluklu sürdüren şef diyebilirim. Tabii onun bu sürdürülebilir başarısında elmanın diğer yarısı, ortağı Erim Leblebicioğlu’nun katkısı azımsanamaz.

Yeni Türk mutfağının öncüsü


Herkesin yaptığı popüler farklı konseptler yerine Maksut’un Türk ‘Nouvelle Cuisine’ rüyasında naif ve destekçi oldu. Neolokal’in altıncı yılında açıldığı ilk gün servis edilen katmer tirit ve çerkes kazı, deniz sosu, midyeli lüfer gibi harika tabaklardan oluşan menüyle taçlandı. Her tabağı bir sanat eseri gibi işleyen, Türk tedariğine adeta şiir yazan bu restoranlar çoğalarak yaşaması şehrin turizmi için çok ama çok önemli!

Sırada Santa Monica’nın Çinlisi

Pandemi, kapanmalar, seyahat yasakları; hiçbiri Alex Resnik’i Türkiye’ye gelmekten alıkoymuyor. Nice büyük markalara mezar olmuş İstanbul’da Spago’nun başarısının da en büyük faktörü bu iş odaklı ziyaretler. Geçtiğimiz hafta yeni menü için maskesini takıp şef Bahadır Abul ve salon ekibiyle toplantı için İstanbul’daydı. Tabii bu sık ziyaretler Türk kültürünün ihracı için de fırsat. Wolfgang Puck ve Alex Resnik’in Türkiye’ye hayranlığı buradaki ürün ve lezzetlerin dünyaya taşınmasında aracı oluyor. İki yıldır Oscar menüsünde Demet Sabancı Çetindoğan’ın da gayretiyle Türk işi lezzetler yer almıştı. Alex, Deniz Zengin liderliğindeki operasyonla muhteşem bir bağı var. Salondaki herkesi ismiyle tanıyor.


Yeni Türk mutfağının öncüsü

Salon şefi Uğur Kurtuluş ekipte kendisini harika yönlendirip, fikirlerini paylaşıyor. Hele ki sommellier Mustafa Zorluoğlu’nun yerli üreticilerle alakalı yaptığı tadımları görünce bağ sahiplerinin kendisini pamuklara sardığını düşünüyorum. Çünkü Alex bazı ürünleri dünyadaki Spago’ların kavlarına koymayı ciddi olarak düşünüyor. Resnik’le birlikte yaptığımız tadımda Türkiye’de yeni bir restoran açma fikrini benimle paylaştı. Sıkı durun; konu yeni bir Spago ya da grubun bir diğer ünlü markası etçi Cut değil. Santa Monica’nın en popüler Çinlisi Chinoise’ı İstanbul’da açmak istiyorlar. İstanbul gibi bir metropolde yeteri kadar Uzak Doğu restoranı olmadığını düşünen biri olarak başarılı olacağına eminim.

Ataşehir’de bir İtalyan

Sadece restoran değil; sahibi de İtalyan Serenzo’nun... Ataşehir’in yeme-içme AVM’si Watergarden’da açılan mekanın sahibi Enzo Prandino’yu Gayrettepe’de sosyalleşenler iyi tanırlar. Kuzey İtalyalı yetenekli şefin alameti farikası her şeyi kitaptaki reçetesi, malzeme tedariği nasılsa öyle yapması. Makina mühendisliğinden emekli olduktan sonra eşi uğruna Türkiye’ye yerleşen Prandino hobi olarak başladığı mutfaktaki başarısını bu mekanla perçinlemiş. Yolunuz düşerse mutlaka adaçayı sosunda ravioli ve limonlu tramisusunu mutlaka deneyimleyin derim!