Geri Dön

‘Oyunculuk bir yaşam tarzıdır’

Beyza Şekerci ve Engin Hepileri, birçok etkinliğin yapılacağı Studio İN’i açtı. Hepileri, “Genç isimlere oyunculuk ve sanatla ilgili ne gibi tavsiyeler veriyorsunuz?” sorusuna ise, “Oyunculuk bir yaşam tarzıdır. Ona göre yaşamalısınız. Sanatın özünde bu var. Hayatınızı ona göre planlamalı, ona göre organize etmelisiniz” yanıtını verdi.

‘Oyunculuk bir yaşam tarzıdır’

SERCAN KISMET - Beyza Şekerci ile Engin Hepileri, uzun süredir kurduğu hayallerini gerçekleştirdi. Çift, geçtiğimiz günlerde dünya kriterlerine sahip Studio İN’i hizmete soktu. Çiftin, yeni hayali ise dünya standartlarında bale stüdyoları olan bir sanat merkezi açmak. İkiliyle, yeni stüdyolarını, projelerini ve oğlu Can’ı konuştuk.

- Tiyatro İN’in kurucusu olduğunuzu biliyoruz, şimdi de stüdio İN’i kurdunuz. Studio İN’i açma fikri nasıl ortaya çıktı?

Engin Hepileri: Uzun zamandır Beyza’yla çalışmalarımızı yapabileceğimiz, atölyeler düzenleyebileceğimiz bir alan arıyorduk. Pandemi öncesi bir yer bulmuştuk ancak hayalimizi iki sene ertelemek zorunda kaldık. Pandemi sonrası artık geniş alanda yüksek tavanlı bir mekan olması çok daha önemli hale geldi. Studio İN tam da istediğimiz kriterlerde bir mekandı. Biz de artık daha fazla beklemememiz gerektiğine karar verdik. Titiz bir dekorasyon çalışmasının ardından dünya kriterlerinde bir bale, tiyatro ve prova mekanı yaratmış olduk.

- Atölyeleriniz başladı, stüdyo bünyesinde neler olmasını planlıyorsunuz, ne gibi çalışmalar yapılacak?

Beyza Şekerci: Farklı başlıklar altında atölyeler ve seminerler düzenlemek istiyoruz. Alanında uzman ve yetkin insanların tecrübelerini paylaşacağı çalışmalar. Yabancı ülkelerden baş dansçılarla klasik bale atölyeleri... Önemli tiyatro yönetmenleri ile Türkiye’de oyun sergileme konuşmaları, çocuklar için drama atölyeleri, duayen müzisyenlerle müzik atölyeleri, mini konserler, çağdaş dans ve alternatif dans atölyelerinden oluşan çok renkli bir yelpazede bir sanat mağarası olsun istiyoruz Studio iN’de...

- Tiyatro, bale gibi farklı sanat alanlarından oluşan bir ekibiniz olduğunu biliyoruz. Biraz ekipten de bahseder misiniz?

E.H.: Beyza, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Anasanat dalında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra eğitmenliğine de 2008’den beri orada devam ediyor. Ben de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde okuyup ardından yüksek lisansımı da yine aynı okulda tamamladım. İkimizin de akademik bir geçmişi vardı zaten. Bunun yanında, alanlarında profesyonel ve Türkiye’nin önemli okullarından mezun olmuş, yıllardır birlikte yol arkadaşlıklarımızın da olduğu, çok güzel bir ekiple çalışıyoruz. Çalışmalarımıza dışardan davet ettiğimiz eğitmenlerimizin bu yolculuğun bir parçası gibi hissetmesini ise çok değerli buluyoruz. Tüm katılımcıların kendilerini ifade edebilecekleri ve iyi hissedecekleri bir yer olsun istiyoruz.

- “Stüdyo açmak hayalimizdi” demişsiniz, başka hayalleriniz var mı?

B.Ş.: Elbette var, hayalsiz olur mu? Ne kadar zor da olsa bu hayali gerçekleştirdik. Belki ileride Tiyatro iN ve Studio iN’in içinde bulunduğu, dünya standartlarında bale stüdyoları olan bir sanat merkezi de açılmış olur, neden olmasın?

- Atölyelere katılmak isteyenler için belirlediğiniz kriterleriniz var mı? Bahsedebilir misiniz?

B.Ş.: Bazı atölyelerin elbette kriterleri var, ancak şu anda atölyelerimizin neredeyse tamamı isteyen herkese açık. Başta da bahsettiğimiz gibi alanımız geniş, güneş alan bol pencereli bir alanda çalışıyoruz ve içerideki havayı Philips UV-C kullanarak temizliyoruz. Gönül rahatlığıyla çalışıyoruz. Açıldığımız günden beri herhangi bir koronavirüs vakası da yaşamadık. Sanata, estetiğe ve düşünmeye niyeti olan herkesi bekliyoruz.

- Genç isimlere oyunculuk ve sanatla ilgili ne gibi tavsiyeler veriyorsunuz?

E.H.: Oyunculuk bir yaşam tarzıdır ona göre yaşamalısınız sanatın özünde bu var, hayatınızı ona göre planlamalı, ona göre organize etmelisiniz. İyi bir kafa ve iyi bir beden sağlığına ihtiyacınız var. Her zaman çok çalışmalı, çok okumalısınız, beylik bir deyimle algılarınıza gözlem yaptırmalısınız.

- Önümüzdeki dönemlerde yer alacağınız projelerden biraz bahseder misiniz?

E.H.: Yakında ‘Anka’ isimli bir sinema filmimiz vizyona girecek. Netflix’te yayına girmesi planlanan ‘Pera Palas’ta Gece Yarısı’ adlı proje ekrana gelecek. Yanı sıra Gain’de yayınlanan ‘Orta Kafa Aşk’ isimli mini dizimizin de ikinci 10 bölümünü çektik. Tüm bu farklı roller projeler beni çok heyecanlandırıyor.
B.Ş.: Kısa bir çocuk molasından sonra setlere geri döndüm. ‘Hayaller ve Hayatlar’ dizisi Bein Connect’de yakında yayına girecek. Canlandırdığım karakter ise bugüne kadar oynadıklarımdan çok farklı. ‘Kamera Arkası’ programımız da devam ediyor.

‘Oyunculuk bir yaşam tarzıdır’

‘Birlikte düşünmek şahane bir durum’

- İkiniz de popülersiniz, evde nasıl bir hayatınız var, Engin ve Beyza olarak evde nelerden konuşursunuz?

E.H.: Her gün yaşadıklarımızı paylaşmak heyecanlarımızı birbirimize aktarmak hayatın güzelliklerini birlikte yaşamak, zorluklarına birlikte göğüs germek bizimki... Elbette oğlumuz Can’ın günlük hayatı ve heyecanları önceliğimiz ardından da ailemiz ve kendi kabuğundaki yaşantımız her zaman önceliklerimiz.

- Evde iki ismin de oyuncu olmasının avantajı ya da dezavantajları neler?

B.Ş.: Her zaman büyük bir avantaj benim için. Birlikte düşünmek, konuşmak, karar vermek ve her şeyden önemlisi çok iyi anlayabilmek adına şahane bir durum.
E.H.: Ben çok avantajlı olduğunu görüyorum aynı şeyi konuşmak dertlerimizi paylaşmak sektörün zorluklarını kafa kafaya verip birlikte aşmak bence çok değerli.

‘İstanbul’u tamamen terk etmeyi düşünmedik’

- Pandemi döneminin çoğunu Urla’da geçirdiniz. İstanbul’u tamamen terk etmeyi hiç düşündünüz mü?

B.Ş.: Hiçbir zaman tamamen terk etmeyi düşünmedik. Çünkü bizim mesleğimiz ülkemizde daha fazla İstanbul’da icra ediliyor. Oynadığımız oyunlar, setler çoğu İstanbul’da ve artık stüdyomuz var. Elbetteki her boşluğumuzda, doğayla iç içe olmak oğlumuzu doğanın içinde büyütmek için Urla’ya gidiyoruz. Orada da bir evimiz olduğunu bilmek güzel.

- Pandemi size neler kazandırdı? Ne gibi çıkarımlar yaptınız?

E.H.: Pandemi boyunca oğlumuzun büyümesine şahit olduk. Can 1.5 yaşındaydı pandemi başladığında... Evde kalmak bizim için neredeyse avantaja dönüştü. Tabii maalesef tiyatrolar kapandı, yurt dışına çıkamaz olduk, sosyalleşemedik, yeni üretimlerde bulunamadık, bunlarda işin kötü tarafı.
B.Ş.: Şimdi bu sezon ikimizde öyle bir tempoyla başladık ki depolanan dinlenmelerin kullanılma zamanıdır.

‘Can algıları açık bir çocuk’

- Can’la iletişiminiz nasıl? Can’dan sonra hayatınızda neler değişti?

E.H.: Değişen şey aşkımıza bir ortak eklemiş olmak, biz artık üç kişilik bir aileyiz. her şey güzeldi, daha da güzel oldu.
B.Ş.: Seyahat etmeyi seven, plansız da hareket edebilen bir çiftiz, Can’da bizim bu hayatımıza hemen uyum sağladı. Tabii ki talepleri olmaya başladıkça o da bizi kendi yolundan götürecektir ve biz de keyifle yeni yolculuklara onunla birlikte çıkacağız.

- Can’ın da sizin gibi oyuncu olmasını ister misiniz?

E.H.: Kendi bileceği iş. Yönlendirmemiz doğru olmaz. Bizim için önemli olan bu kararı verebilecek bir birey yetiştirebilmek. Can algıları çok açık bir çocuk. Zamanı geldiğinde kendisi için en mutlu olacağı doğru seçimi yapacaktır.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber