Yazılarımı yazarken, her zaman farklı bir moda giriyorum. En büyük amacım, okuyucularımı bilgilendirmek tabii ki ama bu yazımı özellikle gençlere örnek olsun diye kaleme alıyorum.Sizlere bahsedeceğim hakikaten bir başarı öyküsü...
13 yaşında ailesinin “Tornacı olacaksın” talimatına karşı çıkarak bir lokantada bulaşıkçılığa başlayan Antakyalı Bülent Özkurt,
2.5 yıl sonra Nevşehir’de dört yıldızlı bir otelde aşçı yardımcısı, daha sonra da aşçılık yapıyor ama bütün bunları, o yıllarda bile yeterli bulmuyor.
16 yaşında Bahreyn’den başlayan bir aşçılık geliştirme turuna çıkarak, Katar, Suudi Arabistan ve Dubai’yi de içine alan bir coğrafyada kendini geliştirme fırsatı yakalıyor. Baharatların yemeklerde kullanımı konusunda çalışmalar yapıyor ve daha sonra ver elini Hollanda, Almanya ve Belçika...

Antakya lezzetleri

En sonunda evlenince, İstanbul’da karar kılıyor. 11 yıl Antiochia’da şeflik yaptıktan sonra,
40 yaşında kendi mekanını yaratıyor. Son bir yıldır Tepebaşı’nda tek kişilik dev kadro olarak, misafirlerini ağırlıyor.
Restoranı Pera Antakya, son derece minimal, işlevsel ve aynı zamanda da sıcak bir görünüşe sahip... Sabahları hâlâ ata topraklarında yaşayan kayınvalidesi Sabiha Hanım’ın peynirini, çökeleğini, tereyağını, babasının zeytinyağlı, nar ekşisiyle baharatlarını, kahvaltılarda ve yemeklerde kullanıyor.

Kahvaltı

Hayat, Pera Antakya’da kahvaltıyla başlıyor, kaytaz böreği, kekikli ekmek, ıspanaklı gözleme, fırında köy peyniriyle oluşan kahvaltıdan sonra, güne öğle ve akşam yemekleriyle devam etmek isterseniz, menü farklılaşıyor.
Başlangıçlarda muhammara, cevizli köz biber, dağ zahterli halhal zeytini, mütebbel, acılı biber yoğurtlama, babagannuş, çörekotlu haşlama peyniri, tabii ki olmazsa olmaz Hatay usulü humus ve bir de çökelek, baharat, biber salçası ve zeytinyağıyla yapılan sürk var.
Salatalarda cevizli roka salatası başlı başına leziz bir tercih olabilir. Ara sıcak olaraksa, içli köfte iyi bir seçim... Fırında kiremitte et sote ve bıçak kıymayla yapılan sini kebabı, benim favorilerim arasına girdi.

Geleneğe bağlı...

Bülent Özkurt bilindiği gibi ızgaracılıktan yetişme bir şef, dolayısıyla kömür ızgarasında yaptırdığı kazbaşı bonfile pirzola ve Antakya dürüm hakikaten nefisti... Bunun yanında közlenmiş soğan, domates, mantar, patlıcan ve maydanozla yapılan vejetaryen dürüm ve tercih edenlere vegan dürüm mevcut. Pidelerden en göze çarpan tat, bıçak kıymayla yapılan lahmacun... Antakya denince künefeyi unutmamak gerekiyor ancak benim tercihim kıtır kabak tatlısından yana oldu. Pera Antakya, hakikaten Antakya’nın tüm değerlerini, lezzetlerini, örf ve adetlerini ambleminde de olduğu gibi muhafaza etmeyi başarmış.
Tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.