İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı Yönetim Kurulu Üyeliği’mden geriye kalan izlenimlerimin en önemlisi genel müdür Orhan Sanus’u tanımaktı. Tam bir İstanbul beyefendisi... Doğru yaşamayı bilen bir yiyecek-içecek gurusu, yıllar içinde hep temasta kaldık. Önemli başarılara imza attı. Şimdilerde ise Bodrum’da Ayşen Tümbay ile Avlu
Bistro-Bar’ı hayata geçirdi.
Ortağı da tüm çalışma hayatını turizmde geçirmiş, nihayetinde Türkiye’deki en büyük kongre ve organizasyon firmalarından birinin sahibi olmuş. Sektörde çok iyi bilinen başarılı bir iş kadını...
Avlu 160 yıllık bir Rum taş evi. Tam Bodrum’un merkezinde, sanat okulunun sokağında çok iyi korunmuş ve usulüne sadık kalınarak restore edilmiş bir mekan. Şu anda ‘casual dining’ konseptiyle faaliyet gösteriyor. Ben eminim ki iki profesyonel bu mekanı, markayı çok yakından daha üst bir segmente taşır. Zaten sohbetimizde gelecek yıl için Avlu Urla’yı faaliyete geçirme projeleri olduğunu öğrendim.

Mönü çok zengin

Mönü içeriğinde, özellikle Bodrum’a özgü ürünler fazla kullanılmış, bu beni çok mutlu etti. Yakın zamanda kendi bağ ve bahçelerinde yetiştirdikleri meyve ve sebzelerle her iki mekanı da destekleyecekler. Son dönemin doğru bir yaklaşımı diyelim ve bekleyelim.
Mutfak, Dora Giray’a teslim. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otelcilik bölümü mezunu, Amerika Colorado Broadmoor Hotel’de kariyerine başlayıp, Marriott ve Hilton gruplarında çalışmış, yeniliklere açık pırıl pırıl bir şef. Şimdilerde Orhan’ın Fransız kültürüyle yetişmiş olmasının sonucunda, mönünün Fransız mutfağına daha yakın spesiyalitelerle donanacağı düşüncesindeyim.
Seçim yapmak için çok fazla, Akdeniz, Türk ve Bodrum spesiyallerini içeriyor. Biz buna “Dünya mutfağındayız” diyelim.

BODRUM’UN ‘AVLU’SU...

Başlangıçlara gelince...

Sizi Avlu peynir tabağı, vegan üç çeşit Akdeniz mezesi, bonfile şiş ve Amerikan tarzı Avlu smash burger karşılıyor. Ben hakkımı, meyveli Avlu salatadan yana kullandım, beğendim. Özellikle şefin hafif sosunu...
Masamızda burrata salatası yiyen dostumun tabağından bir çatal aldım. Bodrum’da ender kalitede bulunabilecek bir burrata kullanmışlar. Salsa soslu kaburga etli makarnaya başlangıçta itiraz ettim ama geldiğinde hepimiz beğendik. Etler dinlendirilmiş ve marine edilmiş. Kuzu incik ise beni İtalya’ya götürdü. Bir Venedik seyahatimizde ünlü bir restorana gitmiştim. Osso buco istedim. Maitre d’hotel (şef garson) bana rezervasyonumuzun olup olmadığını sordu. Ben de gayet sakin, “Evet, saat 20.00’deydi”dedim. Sonradan Avlu’daki kuzu incik gibi bu lezzet için de rezervasyon yapılması gerektiğini öğrendim. Tatlılarda ben sizin yerinizde olsam, gerçek Bodrum mandalinalı Panna Cotto’yı mevsiminde tercih ederdim. Eğer bu şansı yakalayamadıysanız, Amerikan usulü brownie’yi deneyin.
Bodrum gibi her türlü mutfağın cirit attığı bu platformda Avlu’nun yerini koruyacağı ve bu üçlü sayesinde daha iyi noktalara geleceğine inanıyorum.