BOĞAZ’IN GÜZELLİKLERİ VE YENİ PROJELER…

Cumhuriyetin ilk yıllarında Boğaziçi’nin Rumeli Yakası, butik otellerin misafirlerini ağırladığı bir semtti.
Hatta rivayet edilir ki, bazı siyasi kararlar buralarda alınırdı, içlerinde en büyüğü Sait Halim Paşa Yalısı’nın da içine dahil olduğu Carlton Oteli’ydi.
Zaman içinde bu otellerin sayısında ciddi bir azalma yaşandı, neredeyse hiç yeni otel yapılmadı birkaç istisna hariç. Geçtiğimiz günlerde Six Senses Kocataş Mansions İstanbul’un restoranı Toro Latin GastroBar’ın açılışı nedeniyle bu tesisten haberdar oldum. Gittiğimde ise karşıma çıkan muhteşem restorasyon, olağanüstü hizmet bana üst segment turistlerinin burada konaklayacaklarını düşündürdü.
Bu yazımda sizlere önce Kocataş ve Sait Paşa yalılarının tarihinden bahsedeceğim. Osmanlı döneminin adalet bakanı ve bir dönemin sadrazam vekili Necmettin Molla Kocataş, 1928 yılında yalıyı alıp, restore etmesiyle yalının kaderi değişir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Fethi Okyar, Nuri Conker, Celal Bayar, Yahya Kemal Bayatlı, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Halit Ziya Uşaklıgil gibi ünlü edebiyat devlet ve bilim insanları burada konuk olmuş ve söyleşiler yapmışlardır.

Atamın balkon konuşması...

31 Temmuz 1930 tarihinde Atatürk onuruna büyük bir akşam yemeği daveti veriliyor. Ertuğrul Yatı ile Sarıyer İskelesi’ne yanaşarak Kocataş Yalısı’na gelen Mustafa Kemal Atatürk, yemeğini yerken Sarıyer halkı yalının önünde toplanarak tezahüratta bulunuyor. Vatandaşların tezahüratlarına karşılık yalının balkonuna çıkan Atatürk şu tarihi sözleri sarf ediyor:
“Benim için zahmet ediyorsunuz. Bundan mahçup oluyorum. Beni görmek demek behemahal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.”
Bu arada Kocataş Yalısı’nın bahçesinde bulunan kaynak suyunu keşfeden Necmettin Molla Kocataş ailesi ileriki zamanlarda bu suyu şişelemiş ve Kocataş suyu ismiyle pazara sunmuş. Ardından Kocataş gazozu ve Türkiye’nin ilk kolası olan Kocataş kolayı da burada imal etmiş.
1997 yılında geçirdiği yangın sonrası kullanılamaz hale gelen Kocataş Yalısı, özgün mimarisi korunarak EMR Mimarlık tarafından yenilenmiş ve Six Senses’in modern dokunuşlarıyla DAR Design tarafından iç mekanlar da yeniden hayat bulmuş.

Tesisin özellikleri...

Otelin mimarisinde ana konsept zıtlıkların güzelliği olarak belirlenmiş. Doğal fakat şehrin parçası, modern fakat tarihten izler taşıyan, ışıltılı fakat minimalist... 28 bin metrekare bir alan üzerine kurulmuş ve içerisinde dört farklı bina kalıntısı mevcut ki biri Mehmet Gürs’ün yarattığı konseptle fine dining bir restoran olarak açılacak. Bir tanesi ise SPA olarak tasarlanmış, zaten Six Senses markasını duyunca SPA olmazsa olmaz bir özellik oluyor. Geçtiğimiz hafta mal sahibi şirket Alfardan Group’un temsilcisi Atilla Kuruçayırlı ile yeni restore edilen bir hamamın SPA’ya dönüşmüş halini açılmadan gezme imkânı buldum. Böyle geniş kapsamlı bir projenin başında bir Türk gencini görmek göğsümü kabarttı. İsviçre’de Le Rosey’de liseyi bitirip, dünyanın en prestijli otelcilik okullarından biri olan Glion’da üniversite eğitimini tamamlayan Kuruçayırlı, tüm zamanını bu projeye ayırmış. Projede açık ve kapalı olarak bin 250 metrekare SPA alanı düşünülmüş buna masaj bungalovları ve diğer açık alan faaliyetler dâhil değil. Şimdi gelelim etkinlik alanlarına... 5 bin 500 metrekarelik açık 500 metrekarelik kapalı düğün alanlarının özellikle Boğaz’ı yakın ve yüksek mesafeden görmesi çok önemli bir ayrıntı. Bu eğimli arazide misafirlerin aktivite alanlarına rahat ulaşımı için bir de finiküler yapılması uygun görülmüş. Bir de tesiste ‘country club’ konsepti düşünülmüş. Çocukların aileleriyle organik tarım yapıp, güzel zaman geçirip, eğlenebilecekleri alanlar düşünülmüş.
Otelin genel konseptini planlarken ‘şehir oteliyle İstanbul’un en mutena tatil beldesinin buluştuğu yer’ olarak belirlemişler.
Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim bir özellik de bu tesisin sahibi olan Katarlı şirket Alfardan Group’un CEO’su Hussein Alfardan’ın sahibi bulunduğu antika araba müzesi. Böyle bir müzeyi yakın tarihte Amman’da ziyaret edip, hayran kalmıştım. Bu müzeden de bazı parçaların ileride Six Senses Kocataş Mansions,İstanbul’da sergileneceğini duydum.
Osmanlı zamanından kalan bir sarnıcın içerisinde yemek yeme keyfi sunan Defne Restoran, şu an hizmette ve son derece sağlıklı alternatifleri olan bir menüyle hizmet veriyor.