Hep düşünürüm Adriyatik sahilleri ile Ege sahilleri arasında ne çok benzerlik var diye... Masmavi denizleri, sahilden başlayan çam ormanları, marinaları, turistik çekim noktaları, plajları ile her ikisi de ayrı birer cennet...
İnsanların seyahatlerini ertelediği, birçok ülkenin sınırlarını kapattığı Covid-19 korkusunun hepimizi dağlar gibi sardığı bu dönemde bir süredir Budva’da olduğum için şanslıyım sanırım.
Karadağ’ın şirin kenti Budva çok iyi korunmuş, doğallığı fazla bozulmamış tarihi bir kent, her taraf kum sahilli plajlarla dolu, deniz pırıl pırıl ve yer yer suyun çeşitli şekiller verdiği kayalıklar denize girenlere renk ve dekor yaratıyor. Bütün bu güzellikler yanında küçük bir yarımada üzerinde yer alan Antik Şehir, gizli bir hazineyi andırıyor. Halka açık sahilleri 20 km.’ye yakın olup, 20’ye yakın plaja da ev sahipliği yapıyor.
Antik Şehir’de görülmesi gereken en önemli simge Avusturya Macaristan Kalesi ve o dönemden kalan çok iyi korunmuş dar sokaklar... ‘Burada neler yapabilirim?’ diye düşünürseniz, “Bir kahve için ve değişik hatıra eşyaları alın” derim. Şehrin çeşitli yerlerinde çok sayıda yüksek bina mevcut ve bunlar genellikle kondominyum (kat mülkiyetli daire) şeklinde tasarlanmış.
Türk müteahhitler tarafından yapılan bu evler, her türlü konfora sahip ve satın alıcıları ise önce ülke vatandaşlarımız sonra da Avrupalılar.

BUDVA’DA GEZİNTİ…

Kotor görülmeli...

Budva’dan 20 dakikalık bir kara yolu sonrası bir sahile geliyoruz ki her taraf tarih ve doğa kokuyor. Başka bir deyişle, masalsı bir şehir... “Dünyanın en güzel koyları burada” dersem inanın yanıltmam siz değerli okuyucularımı, Lugano Gölü’nden farkı yok. Adriyatik’teki cruise gemilerinin vazgeçilmez durağı olmasına şaşırmamak gerekir. Pandemi öncesi yılda 1 milyonu aşkın turist deniz yolu ile geliyor ve aklı kalıp dönüyordu.
Burada en önemli simge Sveti Stefan Adası, ince bir yol ile anakaraya bağlı bu ada, tarihte Osmanlı ile olan savaşlar sırasında halkının korunma talebi üzerine Venedikliler’in himayesine girmesiyle bugüne kadar aynen gelmiş. Son olarak 15’inci yüzyılda yine Venedikliler adaya bugünkü şeklini vermişler. Bu muhteşem beldeye sahilden motorlarla gidilebilir ve kilisesi de gezilebilir.

Merit Budva’da...

Budva’nın turistik hayatına bir destek de Merit’ten geldi. Daha önce Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bulgaristan’daki tesisleri bulunan Merit Otelleri Budva’nın en işlek caddesi üzerine bir otel ve rezidansı hizmete açacak ve bugünlerde bunun heyecanını yaşıyorlar. İçerisinde a la carte restoranı, geniş bir SPA ve talih oyunları salonu da bulunan bu tesis, 12 katlı olup 13 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulmuş.

BUDVA’DA GEZİNTİ…

Bir akşam ziyafeti

Kotor’un hemen yanı başındaki Perast rıhtımında oturup gün batımını seyretmek, masanızda canlı balık ve deniz ürünlerini makul ücretle yemek, bölgenin içkilerini (özellikle şaraplarını) tatmak ayrıcalıktır. Şimdi sizi taş ve ahşapla özgün şekilde dekore edilmiş geleneksel Boka dekorasyonu ile süslenmiş salonları, sahildeki masalarıyla yaz-kış hizmet veren Conte Hotel ve restorana götüreceğim. Yat bağlama imkanı ve denizden erişimi nedeniyle özellikle turistlerin öncelikli tercihleri arasında...
Oturur oturmaz geleneksel başlangıc tabağında kurutulmuş dana eti, yıllanmış keçi ve Kuzey bölgesinden gelen taze peynirler, değişik yöre zeytinleri, balık karpaçyolar afiyetle yeniliyor. Ardından gelen ara sıcaklar sapsarı taptaze kalamar, jumbo karidesler ve subyeler ciddi göz doyuruyor ayrıca muhteşem bir ıstakoz tatmak da mümkün. Son olarak biz kırlangıç buğlama tercih ettik, aslında bu bölgede tercih edilen bir tat da odun fırınında pişen pizzalar. Bu mekanın geniş bir dondurma ve tatlı menüsü de mevcut ve hepsi de ev yapımı. Bölge turizm açısından her geçen gün kendisini ciddi olarak geliştiriyor ama en mühimi kıyılarını mücevher gibi koruyor. Darısı bizim sahillerimiz başına...

BUDVA’DA GEZİNTİ…