Cihangir. çok küçük yaşlarda bir süre oturduğumuz, annemle Taksim’de gezdiğimiz günleri hatırlatan İstanbul’un eski ama hâlâ çok revaçta olan semtlerinden biridir.
1950’lerde orada daha çok gayrimüslim vatandaşlarımız yaşardı. Bu semtin sokaklarında ve caddelerinde her zaman bakımlı ve şık giyimli hanımefendiler ve beyefendiler görürdünüz. Sabahları yolda yürürken herkes birbirine “Günaydın” derdi. Ben de bize selam verenleri akrabamız sanırdım. Hey gidi günler...
Sonradan bu bölge maalesef menfi anlamda değişime uğradı ancak son yıllarda tarih tekerrür etti ve semt yeniden eski güzel günlerine dönmeye başladı. Yeniden oraya yerleşen kültürlü ve sosyal hayatın içindeki insanlar sayesinde kafeler, publar, restoranlar ve geç saatlere kadar açık olan mekanlar arttı.

Şefin başarısı

Geçtiğimiz haftalarda Susam Sokak’taki yeni açılan Emily’s Garden’ı ziyaret ettim. Şefi Servet Evliyazade iyi eğitimli bir genç, daha önce televizyon dünyasında çalışmış ve sonra benim yerim mutfak diyerek eline tavayı almış. Papermoon’da
ünlü şef Pino ile beş yıl çalıştıktan sonra da Sinan Engin’in oğlu Oğulcan Engin tarafından açılan, işletmecisi Şükrü Er olan, muhteşem bir bahçesi bulunan ve geç saatlere kadar servis veren bu mekanın başına geçti.
Şef, yemek öncesi ve sonrasına hitap eden çok güzel peynir, şarküteri ve meyve tabakları yapmış. Sofraya oturduğunuz anda gelen ekşi mayalı ekmekler son derece lezzetli... Burası müzik ve eğlence bir yana, tam bir şef lokantası olmaya aday bir mekan. Hiç haber vermeden gittiğimde elinde tava risotto yapan bir şefle karşılaştım. Beni görünce yardımcısını çağırıp, herkesin duyacağı şekilde “Kumanda sende” demesinden belliydi.

Pizzaya bayıldık!

Başlangıçlarda önemli bulduğum el emeği gerektiren iki lezzet; dana karpaçyo ve kereviz karpaçyo, güzel bir falafel ve keçi peynirli ve pancarlı bir salatayı ilk etapta denedim. Tabii şef uzun yıllar iyi pizza yapılan bir mekanda çalıştığı için tercihimiz bu leziz İtalyan lezzetinden yana oluyor. Elify adını verdikleri pizza dana karpaçyolu ve rokalıydı. Masadaki herkes bayıldı. Makarnalardan sadece bal kabaklı ravioli’yi denedik, son derece başarılı bir kıvamı vardı ancak bal kabağı tadının biraz daha kırılması gerektiğini düşünüyorum.

Özgün ve lezzetli

Yeni bir akım var, tüm şefler kokoreç yapmak istiyorlar, bu sokak lezzetinin bu kadar popüler olması çok hoş aslında, Servet de uymuş bu akıma ve kokoreçli ravioli yapmış. Tabii şartlar böyle olunca kuzu inciği yiyemedik. Aklım kalmadı dersem, yalan olur. Her zamanki gibi midemde ana yemeğe yer ayırmadığıma hayıflanarak, tatlıya geçtim. Hakikaten son derece kendilerine özgü ve lezzetli bir tiramisu yapmışlar, masada oy birliğiyle en çok tezahürat gören tabak oldu.
Sinan Yıldırım yönetiminde genç ve iyi niyetli bir ekip mevcut. Burası konumu itibarıyla hem sosyalleşme hem de yemek yiyip, sohbet etmek için güzel bir mekan olmuş. Eminim ki zaman içinde dekorasyonuna değecek sihirli eller sayesinde, daha şık, cezbedici ve rasyonel bir hale gelecektir.