Geçtiğimiz aylarda Bodrum, hep kötü olaylarla anıldı, felaketler üst üste geldi. Aslında yalnız orası değil; ülkemizin birçok yerinde sel baskınları, yangınlar ve çökmeler bizi hüzünlendirdi. Ben bu hafta Ama Bodrum’u gastronomisiyle, eğlence hayatıyla ve turizmiyle yazmak istedim. İşte karşınızda Yalıçiftlik koyunda yer alan Hapimag Sea Garden Resort Bodrum ve içerisindeki Laguna Lounge...
Almanca kelimelerin kısaltılıp birleştirilmesiyle oluşan Hapimag, dinamik ve yenilikçi bir tesis. İsviçreliler tarafından 1989’da satın alınıp beş yılda tamamlanan otel, 200 dönümlük arazi üzerinde kurulu. Burada doğa, binaları kabul etmiş; denizden bakıldığında ağaçların arasında oteli seçmek güç.
Hapimag Resort Operasyonları Direktörü Kerem Demirkol ile sohbetimizde, ilk yıllarda yüzde 95 Alman, son dönemdeyse yüzde 98 Türk turiste hitap ettiklerini öğreniyorum. 22 yıldır görevde olan Demirkol, resort kısmının 12 ay açık olduğunu belirtiyor. Bu arada tesis için ekolojik diyebiliriz. Denizden aldığı suyu arıtarak kullanan ve kullanılan suyu da arıtan otelle ilgili Kerem Bey, şu ifadeyi kullanıyor: “Bu tesisisin altyapısı üst yapısından daha gelişkindir.” Hapimag, sahip olduğu ‘Sıfır Atık’, ‘Yeşil Yıldız’ ve ‘Yeşil Anahtar’ sertifikalarıyla da takdirimi topluyor.
Tüm bunların dışında tesiste kendi zeytinliklerinden soğuk sıkım usulü ile elde edilen zeytinyağları mevcut.

Doğayla iç içe: Hapimag BodrumLaguna Lounge

Gelelim yemeklere... Tesisin imza restoranı Laguna Lounge...
‘İyi yemek iyi tatil’ mottosuyla yola çıkan Executive Chef Orhan Demirok ve ekibinin hazırladığı mönü, geleneksel ve uluslararası tatları modern pişirme teknikleriyle sunuyor. Otelin bahçesinden, yerli tohumdan yetiştirilen ürünler kullanılıyor. Bizler incir gününe denk geldik. 20 dönüm arazi üzerindeki incir ağaçlarından mevsiminde toplanan meyvelerle kavurmalar, tatlılar, salatalar ve çeşitli yemekler hazırlanmıştı.
Ana yemeğe geçmeden önce fırınlanmış domates çorbasını deneyimledik. Tam bir lezzet şöleni. Sous Vide tekniğiyle pişirilmiş dana kaburga ağızda dağılıyor. Deniz mahsüllü carpaccio, fresh, yoğun aromalı ve bol malzemeli, Laguna Risotto da damak şenlendiren cinstendi diyebilirim.
Demirok’un mutfaktaki sinerjiyi hep diri tutuyor ve kaliteli garson eksikliğinden bahsediyor. Kişilerin meslek değil; sezonluk iş olarak gördüğü garsonluğun turizm sektöründeki en kilit rollerden biri olduğunu söyleyen şefimizden restoranda çalan müziklerden podcastler oluşturduklarını da öğreniyorum. Misafirlerinin tatillerinin ardından dinleyecekleri bu müziklerle yeniden tatilde gibi hissedebilecekleri ortam hazırlanmış. Bu da takdirimi kazanan, sürdürülebilirliğe farklı bir bakış...

BOĞAZ’A NAZIR LEZZET TERASI

Bodrum’dan döndükten sonra CVK Park Bosphorus Hotel’in teras katında, Boğaz manzaralı Izaka Terrace’ı ziyaret ettim. Bünyesindeki farklı konseptleri bulunan mekanda Şef Fırat Kılıç’ın önderliğinde hazırlanan lezzetleriyle, meze ve balık restoranı Mezze Mave, suşi restoranı Hitode, et ve ocak başı restoranı The Midd ile bar-lounge alanı yer alıyor.
Izaka adı, aslında Osmanlıca bir kelime; anlamı da tattırma, tattırılma, lezzet ve zevk hissettirme...
Yemek öncesi masaya sarımsaklı zeytinyağlı pilaki geliyor. Bu ufak ve leziz sunum her gün değişiyor. Mezelerden közde patlıcan, rokalı haydari, lakerda ve enginarı deneyimliyoruz. Özellikle rokalı haydari, geleneksel lezzetimize bambaşka bir yorum katmış. Patlıcan ise ağızda dağılıyor.
Kurutulmuş Ege domatesi üzerinde balık tarama ile devam ediyoruz. Safranlı, deniz levreğinden mevsimsel sebzelerle hazırlanan balık çorbası, döküm kapta geliyor. Tadı ve kıvamı muhteşem.
Sonrasında tereyağda kızarmış karidesler ve ana yemek olarak çipura fileto tercih ediyoruz.
Suşi Şefi Kanber Kaya’dan California Roll’un yanı sıra tuna ve acılı tarifleri deneyimliyoruz. Kendisi ve ekibi tavuk, salatalar ve farklı yosunlarla ilgili meze çalışmalarına da imza atıyor. Her şey memnun edici...
Tatlılardan cezvede tahinli akıtma, yanında gül dondurması ve güllü lokum ile servis ediliyor. Kışkırtıcı bir lezzet yorumunu yapabilirim.
Son olarak Izaka Terrace’ın hangi restoranını tercih ederseniz edin, dilediğiniz menüden sipariş verebiliyorsunuz. Ama elbette, rezervasyon şart...

AŞI OLMAYI İHMAL ETMEYELİM.