2015’in Şubat ayında temelleri atılan ve geçtiğimiz 29 Ekim’de açılan Galataport İstanbul, ihtişamıyla İstanbul’un ve hatta Türkiye’nin dünyaya açılan bir kapısı oldu. Dünyaca ünlü markaların yanı sıra yurdumuzun globalleşme yolunda kanatlarını açmış markaları da buradaki yerini aldı. Mağazalar ve mekanlar, 1.2 kilometrelik bu alanda açılışlarını yapmaya başladı. Ben de bu hafta, Avrupa Yakası’ndaki ilk, İstanbul’daki altıncı şubesini açan Kirpi’yi ziyaret ettim.
Öncelikle Kirpi’nin kurucusu Caner Dınız’dan bahsetmek istiyorum; kendisi Adana doğumlu. Eğitimini Londra’da tamamladıktan sonra, önemli otellerde yöneticilik yapıyor ve dünyayı dolaşıp araştırma sürecinin ardından, her kültürden, iklimden ve tattan feyzalıp 2002’de Kirpi’yi yaratarak kendi yolunda yürümeye başlıyor.

Galataportun Kirpisi

“Neden Kirpi?” diye soruyorum, “Türkçe bir isim olsun istedik. Telaffuz açısından söylemesi kolay ve sevimli bir canlı kirpi” cevabını alıp, memnun oluyorum. Buranın çıkış sürecinde dünya mutfağında alınan ilhamla, büyük mutfak ve altı ayda bir yenilenen menü hazırlanmış.
2002 Kirpi Kozyatağı’yla başlayan hikaye Anadolu Yakası’nda beş şubeyle devam ediyor. Dınız, “Galataport bana göre dünyanın bu segmentte en iyi projesi, o nedenle yeni şube için burayı seçtik. Biz fine-dining değiliz, dünyada varlığımızın temel sebebi çok yüksek geliri olmayan orta kesimin kendini iyi yemekle iyi hissetmesi” diyor özetle... Müzikleriyle hoşça vakit geçirmenize yardımcı olan mekanda Topkapı Sarayı ve Ayasofya’dan Kız Kulesi ve Boğaz Köprüsü’ne kadar panoramik bir manzara size eşlik ediyor.
Menü, Hatay mutfağından bruchetta’ya uzanıyor... Zaman zaman Lübnan rüzgarı da esiyor, carpaccio da göze çarpıyor. Soslar ve tatlılar kendi reçeteleri, ayrıca menüde glutensiz seçenekleri de mevcut.

Leziz yemekler

Masaya ilk olarak dökümde humus ve nohut köfteler geliyor. Tortilla çubukları ve naneli yoğurt ile servis ediliyor. Adana tarzı humusuyla, ekşisi gayet yerinde ve mutlu eden bir lezzet...
Cız-bız bonfile yaprakları, 300 gram bonfile eti ve baby patatesle geliyor. Izgara Meksika biberi bu sunumu süslüyor. Yemek, sıcak özel sac tavada mumla ısınıyor ve yanında verilen roka salatasıyla tamamlanıyor. İmza tabaklardan...
Daha sonra ıspanak köklü, nohutlu, mercimekli, hafif acılı bir Adana çorbası deneyimliyoruz. Dınız’ın çocukluğuna ait ev lezzetleri arasındaki bu çorbada, köklerin değerlendirilmesini başarılı buluyorum.
Keçi peynirli kale salatası fark yaratalardan... Kale otu, roka, maydonoz ve nane, kinoa ile buluşuyor. Avokado ve çilek ise salatayı şenlendiriyor. Bol panelenmiş keçi peyniri son dokunuş, sarımsaklı sos ise iz bırakıyor diyelim... Halden seçilen avokadoları pirinç yatağında olgunlaştırdıklarını öğreniyorum. Son derece sağlıklı.
Dört peynirli ev yapımı ravioli ise masanın yıldızlarından... Benim diyen İtalyanlara taş çıkaracak lezzette... Kremasının yoğunluğu ve parmesan damak çatlatıyor.

Galataportun Kirpisi

Süt tozu ve glikoz içermeyen orijinal natillada çıtır kırıntılar ve çileklerle İspanyol muhallebisi, Kirpi yorumuyla buluşuyor. Bu lezzetin krokanlı ve oreolusu da mevcut. Gayet büyük porsiyonlu ve bir o kadar da hafif.
Favorimse hayli iddialı oldukları San Sebastian cheesecake ve soğuk cheesecake. Gerçekten ikonik bir son diyebilirim.
Kirpi’de konuşmamız esnasında Dınız’ın Adana yemeklerine saygısından, dünya mutfağına merakına kadar tüm fikir ve tecrübelerini ilgiyle dinliyorum. Keyifli ve esprili sohbetiyle, Uzak Doğu tabaklarından Michelin yıldızlı lezzetlere, Tayland’ın egzotik meyvelerinden Bursa’nın dağ çileğine dek uzanan sohbetimiz de Kirpi’nin yemekleri gibi damağımızda kalıyor.