İSTANBUL’UN KALBİNDE YENİ BİR KOMPLEKS MAYSON

Nişantaşı, özellikle pandemi sonrası dönemde çok farklı sektörlere ev sahipliği yapmaya başladı. Bir çatı altında restaurant/lounge, SPA, medikal klinik ve ev rahatlığı sağlayan otelin bulunduğu bir kompleksten söz etmek istiyorum. Bu kompleksin yaratıcılarından ikisi, Almanya’da çok sayıda Türk barındıran Köln’den, birisi has ve has Nişantaşı’ndan.
Aslında komplekse baktığınızda ilk anda yadırgasanız bile, sağlık turizmi için gelen kişiye aradığı tüm konfor şehrin kalbinde sağlanmış. Bütün ihtiyaçları da elinin altında...

İSTANBUL’UN KALBİNDE  YENİ BİR KOMPLEKS MAYSON

Gün boyu servis

Üç ortaklı mekanın sahiplerinden girişimciler Okan Sayraç ve Altan Kavas, kariyerlerinden şu sözlerle bahsetti: “Almanya’nın hemen hemen her şehrinde tekstil, ayakkabı mağazalarımızla hizmet veriyoruz. İstanbul’da Gymline adında daha önce açtığımız bir spor salonumuz var. Almanya’daki misyonumuzu tamamladığımızı düşünüyoruz. Hedeflerimizin arasında Türkiye’ye dönmek hep vardı. Kafe-restoran olarak da ilk yatırımımızı gerçekleştirmiş olduk.”
Mayson’un bir diğer sahibi Yunus Çakıroğlu ise şöyle konuştu: “Aileden gelen turizim işlerimizle beraber inşaat ve birçok şehirlerde otellerimiz mevcut. Küçük yaşlarda çalışmaya başladım. Yeni yatırımlar yapmayı planlıyoruz.”
Yazımın devamında sizlere bu kompleksin restoran kısmı olan Mayson’dan bahsedeceğim.
Nişantaşı’nda gibi çok kaliteli restoran, kafe, barların kalbinde olan ve akşamları lounge olarak hizmet veren bu restoran için şimdiklik iddialı diyebiliriz.
Gün Mayson’da erken başlıyor, yataklarından kalkan otel konuklarına İstanbullular da ekleniyor. Serpme köy kahvaltısı yapabileceğiniz restoranın manzarasında Boğaz Köprüsü, Çamlıca Camisi ve Televizyon Kulesi’ni seyredebilirsiniz. Büyük kahvaltı tercih etmeyenler için club sandviç, omlet ve menemen de mevcut...
Mutfak gün boyu servise hazır.

İSTANBUL’UN KALBİNDE  YENİ BİR KOMPLEKS MAYSON

Mutlu eden tatlar...

Başlangıçlarda dana carpaccio başarılıydı. Bruschetta üçlenmesi trio da denenebilir.
Salatalarda levrek salatası tercihinizle hem yüksek kalori almıyorsunuz hem de protein yükleniyorsunuz. Vejetaryenleri de Akdeniz salatası bekliyor.
Chef Cihan Bostancı hamburger sevenleri düşünmüş, menüye Meksika burgeri eklemiş. Makarnalarda penne arrabbiata ve sebzeli linguine başarılı, pizzalar için küçük bir deneme yaptım ve margaherita pizza beni mutlu etti.
Tavsiyem başlangıçlarda bir salata alıp ardından et seviyorsanız antrikot veya hünkar beğendi; balık seviyorsanız somon veya levrek ızgarayı alabilirsiniz. Özelikle her iki balığın yanında garnitür olarak sotelenmiş sebzeler ve beybi patates kullanılmış.
Tüm bunların ardından “Yerimiz kaldı” diyenlerdenseniz, o zaman daha önceden sipariş verebileceğiniz çikolatalı sufleyi deneyin derim. İkinci bir alternatif içinse adresiniz tiramusu olabilir.

Gastronomi alanında önemli bir atak...

Gastronomi Turizmi Derneği, Türkiye’de önemli bir projenin ilk adımını attı. Başkan Gürkan Boztepe, geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Sn. Özgül Özkan Yavuz’u ‘Gastro Talks-Kanaat Önderleri Konuşuyor’ programı kapsamında yurdumuzun turizm konusundaki birçok otoritesiyle Swissotel’de bir yemekte buluşturdu. Öncelikle yıllardır gerek Turizm Bakanlığı’nda bürokrat ve yönetici, Hollanda’da da turizm ateşesi olarak tanıdığım Sn. Yavuz’un konuların derinine inebilmesi, pratik, süratli çözümler üretebilmesi ve azmi beni çok mutlu etti. Özellikle Türk mutfağı ve yemeklerinin tanıtılması konusundaki isteği, toplantıya beraber katıldığım okul arkadaşım Turizm eski Bakanı Bülent Akarcalı’nın da aramızda olması büyük bir şanstı. Bakan yardımcımızın, Türk mutfağının her detayı için ayrı bir hikaye yazılıp İngilizce menülerde yemek tarifi yapılırken mantımıza ‘Turkish ravioli’, lahmacuna ise ‘Turkish pizza’ denmemesi gerektiğini belirtmesini çok doğru buldum. Menüler için ülke çapında bu konuda bir seferberlik ilan edilip, doğru terimler oluşturulması fikrine ben de katılıyorum.

Değerlerimizi doğru kullanıyor muyuz?

Bu arada ben de Anadolu’daki 17’nci yüzyıldan bu yana bozulmamış buğdaydan bahsederken, ‘Bize bırakılan bu mirastan yeterince doğru istifade ediyor muyuz acaba?’, ‘Bu buğdayı özel bir ekmek yapıp sunabiliyor muyuz?’ diye düşündüm. Pandemi döneminde ihracat durunca öne çıkan, doğal gıdalar ve kendi üretimimiz mallar oldu. O dönem boyunca benim gibi ithal ürün kullanmamaya dikkat edenler eminim olmuştur.

Otellerin kendi bostanlarını kurması...

Sayın bakan yardımcısı son zamanlarda küçük ölçekte olsa da başlayan büyük otellerin restoranlarının kiraladıkları veya satın aldıkları bahçelerde mevsimlik sebze-meyve yetiştirmelerinin de altını önemle çizdi. Başkan Boztepe toplantı sonunda bu tip toplantıların her ilde yapılacağını söyledi.

Her daim bir yazarı olmaktan onur duyduğum Milliyet gazetesi, medya ve iletişim alanında toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki haberleriyle Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Küresel Medya Birliği Media Compact üyesi olan tek Türk gazetesi oldu. Bu gurur, hepimizin...