Çocukluğumun ve gençliğimin ilk bölümünün geçtiği Moda ile ilgili yazı yazmak, benim için hep keyifli olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda üyesi olduğum Moda Deniz Kulübü’nde Moda yaşam kültürüyle ilgili verdiğim konferanstaki heyecanımı hiç unutamıyorum. Moda semti, tarihi boyunca kültürün, sanatın, şıklığın ve İstanbullular’la kucak kucağa olmanın çok değişik bir ruhunu yaşamıştır.

MODA KAYIKHANE’DEN YEPYENİ İKİ MEKAN…Kadıköy’de Rıza Paşa Sokağı’nda oturduğumuz apartmanımızın sahibi Sobacı Onnik idi. Bakkalımız Foti bugün gibi gözümün önündedir. Evimizde bir tesisat arızası olduğu zaman, evinin kapısının altından adres attığımız neşeli karakter Artin’i inanın ki unutamıyorum...
Önce Moda İlkokulu, arkasından Saint Joseph, Moda ile ilişkilerimin devamıdır. Bunları sizinle paylaşmamın sebebi annemin ve babamın yanında Moda Deniz Kulübü’ne gidene kadarki günlerimi anlatmaktı.
O dönemde bölgenin iki tane sosyal merkezi vardı: Moda Deniz Kulübü ve Lozan Kulübü... Sosyal toplantılar genellikle buralarda yapılırdı. Bu iki kulübün en önemli vasfı, her hafta bilim, sanat ve devlet insanlarıyla konferanslar düzenlemeleriydi. Kayıkhane’yle ilgili kısma geçmeden önce, Moda’nın belli başlı önemli karakterlerinden de birkaç satırla bahsedeceğim.
İskelenin yanı başındaki Koço, Alman Misafirhanesi, Moda Çocuk Parkı ve çay bahçesi, sandal kiralayan adını hatırlayamadığım Malatyalı esmer ve iri yarı ‘ağabey’ hep hafızalarda kalan yerler ve simalardır.
Zaman içinde Moda Deniz Kulübü’nün eski binası (şimdiki Kayıkhane) yetersiz kalınca, kulüp inşa ettirdiği daha büyük ve daha organize bir tesise geçti. Kulübün eski binası da anılarıyla, hatıralarıyla ve de büyük Atatürk’ün ziyaretleriyle tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı.
Bugün bu binanın yiyecek-içecek ve de eğlence sektörüne hizmet veriyor olması beni mutlu etmektedir.

Gardens of Garbo

Şimdilerde Gardens of Garbo adında dünya lezzetleri sunan bir restoran ve Ege kıyılarının sevilen içkili lokanta konseptini taşıyan Paslı Pelikan burada hizmet veriyor. Her ikisi de ciddi anlamda Modalılar’ın, Kadıköylüler’in ve de İstanbullular’ın tercih ettiği mekanlar olmuşlar.
Gardens of Garbo’nun mönüsü çok zengin... Peynir çeşitleri, salatalar, pizzalar, makarnalar, tacolar, burgerler yani her zevke uygun, her damak tadına hitap eden bir yemek bulmak mümkün.
Ayrıca hoşuma giden bir husus da kahvaltısıyla başlayan servisin geç saatlere kadar devam ediyor olması. Mekanın bu bölümünün başında İhsan Abakay var. Zaten yemek severler onu tanırlar.

Paslı Pelikan

Şimdi gelelim isminin neden bu şekilde konduğunu anlayamadığım Paslı Pelikan’a! Öncelikle bu şirin restoranın fonunda çalan müzikleri ifade etmem gerekirse, dinlendirici ve Moda’ya uygun. Aslında burada insan kendini Foça’nın, Urla’nın, Cunda’nın sevimli bir yeme-içme ünitesindeki gibi hissediyor. Mevsimine göre çeşitli ot tabakları, avokadolu karides, Girit ezme sadece birkaç misal...
Ara sıcaklara gelince kafamız biraz karıştı seçim yapmak için. Ahtapot ızgaradan başlayıp, balık külbastı ve Uzak Doğu’nun hoş bir tadı olan tempura da menüde mevcut, bunların yanı sıra kuzu kokoreç, yaprak ciğer, saganaki peynir gibi başka alternatifler de var.
Ana yemeklerde son derece klasik bir çizgi izlenmiş. Balıklardan somon ızgara, etlerden lokum tercih edebilirsiniz. Tatlılarda ise fırın helva hakikaten başarılı; her haliyle evde taze taze yapılmış bir tat taşıyan sarma baklava da etkileyici.
Paslı Pelikan’ın mutfağında Ege meze ve yemek kültürü konusunda uzman olan Hasan Kızılateş var. Ciddi anlamda bir başarıyla müdavim kitlesini yakalamış...
Konserler ve müzik etkinlikleri de tesiste yapılıyor.
Moda, benim güzel anavatanım... 1 Temmuz’larda yapılan kürek yarışlarını, Ata’mızın Savarona yatının Moda koyunda demirlemesini ve eski Modalılar’ı özlüyorum diyerek noktayı koyalım.

MODA KAYIKHANE’DEN YEPYENİ İKİ MEKAN…