Paris’in tercih edilen semtleri ve belli sokakları hep yaşar, sürekli bir hareketlilik içindedir. Günün her saatinde değişik kitleler oraların müdavimidir. Bugünkü yazıma konu olan Pershing Hall’un içinde bulunduğu üçgen ise modanın merkezi olan Avenue Montaigne. Şık a la mode restoranların bulunduğu Rue François ve alışverişin kalbinin attığı yerlerden biri olan Rue Pierre Charron’un tam ortası.

PARİS’TE  BİR GECE18’inci yüzyıldan kalma Pershing Hall, Paris’te çok az görülen beş yıldızlı, lüks dekore edilmiş 40 odasıyla tarihi bir binada hizmet veren lüks bir otelin bahçesindeki avluda yer alıyor. Mekan hem restoran, hem bar, hem de kulüp olarak hizmet veriyor.

Burası birbirine entegre durumda ama aynı zamanda da ayrı ayrı kullanılabilecek özellikleriyle dikkat çekiyor.

Yemek sırasında çalan müziğin kalitesi ve yüksekliğiyse, geç saatlerde bile konuşma tonunuzu yükseltmenize gerek bırakmayacak kadar dozunda.

Muhteşem yemek

Çarşamba geceleri ve hafta sonları mutlaka rezervasyon yaptırarak gitmek gerekiyor. Restoranın içinde en sevdiğim yer balkonlardaki masalar oldu. Orada yemek yerken, etraftaki dekorun size ormandaymışsınız hissi vermesi çok güzel.

Şimdi gelelim günün başlangıçlarına; levrek ceviche ve ton balığı tartar mutlaka denenmeli. Karides sevenler için acılı krema soslu tempura ve thai usulü ravioli iyi bir alternatif. Ayrıca yine aynı gruptan olan kalamarlar da çıtır çıtır ve leziz.

Sıcaklara gelince, jülyen kesilip ızgara yapılıp teriyaki sosla sunulan angus ineği bonfilesi veya yedi saatte pişerek mısır polentası ile ikram edilen kuzu eti, iyi birer seçim olabilir. Ancak benim Pershing Hall’e hemen hemen her gidişimde tercihim, kırmızı miso sosuyla servis edilen ve menünün imza yemeği haline gelmiş olan karamelize edilmiş black cod, yani siyah morina balığı oluyor. Bu arada şef, risotto sevenleri de düşünmüş ve ıstakozlu risotto tam kıvamında hazırlanmış.

Gelelim tatlılara; taze meyveli minestrone, çikolatalı tart ve limonlu mereng gözüme ilk çarpanlardan. Ama benim gibi soğuk bir son tercih edenler için dondurma ve sorbe de ev yapımı olarak bulunuyor.

Açıldığı günden beri servis kalitesi ve mutfağında yakaladığı Fransız-Uzak Doğu füzyonundan taviz vermeyen mekan, hep şık, profesyonel ve eğitimli servis elemanlarıyla hayranlık uyandırmaya devam ediyor. Bunun altındaki imza da yiyecek-içecek alanında engin deneyime sahip Mr. Hubert Garel’e ait.

TEBRİKLER…

Bu ayın Milliyet Sanat dergisini rahat bir zaman bulup, sindire sindire okudum. Filiz Aygündüz ve ekibinin ellerine sağlık. Plastik sanatlardan sinemaya, sahne sanatlarından modaya, müzik ve edebiyata kadar dopdolu, adeta güncel bir kitap gibi. Kağıdı da ayrıca çekici. Gazetem ve yayın yönetmenimle iftihar ettim.