Sanat ve lezzeti buluşturan mekan: Siete Cafe&Art Studio

.

Bu hafta kozmopolit yapısı ve mahalle kültürüyle öne çıkan Feriköy’de yer alan 121 yıllık Gormezano Palas’taki Siete Cafe&Art Studio’yu ziyaret ettim.
Mekan, adını Gormezano Palas’ın kapı numarası ‘7’nin İspanyolca dilindeki karşılığından alıyor. Binanın sahibi, kafenin işletmecisi ve seramik meraklısı Marisa Gormezano ile kızı Joel Erikman’ın başında olduğu Siete, Avrupai dekorasyonu, müzikleri ve konseptiyle insanı bir anda İstanbul hatta Türkiye dışında hissettiriyor.

İddialı bir menü

Modern tatlarla lokal dokunuşların harmanlandığı mekanda mutfak Seher Akdemir’e emanet. Kavrulmuş döş etinden elde edilen kıymayla yapılan Vamos Burger yanında patates salatasıyla servis ediliyor. Bu aslında Güney Amerika’da yapılan bir hamburger çeşidi. Marisa Hanım’n da çocukluk hayali.
Genelde çevre esnaftan alınan ürünlerle hazırlanan menüdeki bir diğer iddialı lezzet Bezos Hotdog. Unutmadan; burada hiçbir şey kızartma değil; sosisli de suda haşlama ve sağlıklı diyebiliriz.
Elmalı turta, tam bir anneanne tarifi. Bu sebeple menüde İspanyolca büyükanne anlamına gelen ‘Abuela’ ismi verilmiş, bir diğer çocukluk lezzeti ise mozaik pasta... Sade veya vişneli sunulan brownie ise tam bir çikolata patlaması.

Sanat ve lezzeti buluşturan mekan: Siete Cafe&Art Studio

Sihirli lezzetler

Peynirli kiş, cheesecake türleri ve Alman pastası, Siete’de revaçta...
Seher Hanım’ın sihirli ellerinden çıkan bu lezzetlerin ardından civar mekanların da menülerine Alman pastasını dahil ettiğini öğreniyorum.
Son olarak sevgili Joel’in yeteneğini konuşturduğu kahveler konusunda Marisa Hanım iddialı, “Çevrenin en beğenilen kahvesini satıyoruz. Özel arıtma sistemimiz ve mineral katkılı suyumuzla kahveyi yapıyoruz. Kahvenin gerçek lezzeti ortaya çıkıyor, içimi de daha yumuşak. Mideyle dost” diyor. Buradaki menüde ayrıca glütensiz, vegan ve vejetaryen ürünler de yer alıyor.

Sanatı kucaklayan yaklaşım

Mekana dönecek olursak, Marisa Hanım, “Burayı yaparken,bahçeye giren bir kişinin sanki kendi bahçesiymiş duygusu olsun istedim” diyor. Hakikaten de Şişli’de nadir üstü açık kafelerden; huzurlu, keyifli ve sessiz...
Öte yandan binanın eski pencere ve kapılarından aynalar ve masalar yapılmış, bu hem kültürel mirasa hem sürdürülebilirliğe hem de geri dönüşüme katkı. Kafenin ön tarafı ise bir sanat merkezi, Akdeniz Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi mezunu Arzu Türk’ün verdiği derslerle aylık seramik atölyeleri düzenleniyor.
Burada arıtma sistemi için ayrı parantez açmak isterim. Basit bir arıtma sistemiyle çamurlu toprak ve sır atıkları kanalizasyona karışmıyor, bir kovada birikiyor ve atılıyor. Böylece su ve toprak korunuyor.

Atatürk’ün şapkacısı

Siete’ye girişte bir gazete kupürü ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şapkasıyla selam verdiği bir karesi sizi karşılıyor. Hikayesini sorduğumda Marisa Hanım’ın dedesi Adolf Loker’in Atatürk’ün şapkacısı olduğunu öğreniyorum. 1900’lü yıllarda Bolşeviklerden kaçıyor ve Gazi devrimleri yapmaya karar verdiğinde onu bulup fikrindeki şapkaları anlatıyor. Loker, çiziyor ve üretime geçiliyor. “Sonra da yıllarca Bahriye Şapka Mağazası adıyla şapkalar üretti dedem. Ben de bazılarını burada sergiliyorum” diyor Marisa Hanım ve son sözlerini ekliyor: “Ruhu sanat kurtaracak çünkü bunu robotlar yapamayacak. Burası bir miktar pasif direniş ve ruhu besleyen bir sanat üretim merkezi...”
Ben de böylesine vefalı, tarihe ışık tutan, maharetli kadınlarımıza ve yerel üreticiye destek veren, doğaya saygı duyan ve sanat üretilen mekanlarımızın çoğalmasını temenni ediyorum.

Sanat ve lezzeti buluşturan mekan: Siete Cafe&Art Studio

Sirha Fuarı’nda sürdürülebilirlik teması

Uluslararası Sirha İstanbul Fuarı, restoran, otel ve gastronomi sektörlerini bir araya getirmeye devam ediyor. Bu sene sürdürülebilirlik temalı panelde yöneticiler, 2030 yılına kadar gıda israfını yüzde 50 azaltmayı hedeflediğini açıkladı. Atık konusunda bilinçlenmemiz gerektiğinin altının çizildiği etkinlikte, şu çaprılar yapıldı: “Geri dönüşüm sorumluluğumuz artmalı, evlerde de atık ayrıştırmasını yapmalıyız.”

Geçtiğimiz hafta yazdığım Fişekhane’deki Ferida’nın sahiplerinin isimlerini Orhan ve Semih Özbayrak olarak düzeltmek isterim.