SWISSOTEL BÜYÜK EFES’TE SANAT VE GASTRONOMİ…

Geçtİğİmİz hafta sonunu İzmir’in tarih kokan her yanında birbirinden nadide sanat eserleriyle dolu Swissotel Büyük Efes’te değerli dostum Rıza Elibol’un davetlisi olarak geçirdim. Aslında otel, mevsime ve havanın soğuk olmasına rağmen kalabalıktı. Sebebiyse Büyük Efes Sanat Günleri’ydi.
Bir otel düşünün ki, hem1964 tarihinden beri Türk turizminin hizmetinde olsun hem de açılışından itibaren dünyanın ve de Türkiye’nin tüm ünlülerini ağırlasın. Aynı zamanda dünya sanatına ev sahipliği yapsın. Burada bugüne dek otelin genel müdürlüğünü yapmış tüm yöneticilerine şükranlarımı sunuyorum. Hepsi bu eserleri gözleri gibi korumuşlar.
Otelin en büyük şansı özel sektöre geçince Murat Vargı ve ailesi tarafından alınması ve de özel bir sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapması... İzmir Fotoğraf Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Seda Şengök’ün sunumuyla gerçekleşen ‘Tarihte İz Bırakan Kadın Fotografçılar’ söyleşisinde otelin salonunda inanılmaz bir kalabalık vardı. Sandalye sayısı yetmediğinden, konferans salonundan çok ciddi takviye yapıldı. Bu sayede tarihimizde bu kadar çok kadın fotoğrafçı olduğunu hayranlıkla öğrendim.
Otelin sahip şirketi MV Holding Yönetim Kurulu Başkanı Banu Vargı Tümay ile yaptığım söyleşide de çok enteresan bilgilere ulaştım. Hiçbir yorum
katmadan siz değerli okuyucularıma aktarıyorum:

- Swissotel Büyük Efes İzmir’in bünyesinde büyük bir koleksiyona ev sahipliği yapıyorsunuz. Bu koleksiyonun oluşumundan biraz bahseder misiniz?

Büyük Efes Oteli’ni devraldığımız dönemde bir sanat mirasına da sahip olmuştuk. Bedri Rahmi Eyüboğlu,
Atilla Galatalı, Beril Anılanmert, Jale Yılmabaşar ve Erdoğan Ersen gibi ünlü sanatçıların seramik panoları mevcuttu. Uzman mimarlar ve restoratörler tarafından bu paha biçilmez seramik panoların restorasyonu gerçekleştirilerek, yeni proje içerisine yerleştirildi.
1964’ten günümüze bu mirası artırarak korumaya devam ediyoruz.
Otelin renovasyonu esnasında 800’ü aşkın sanat eseri de sanat koleksiyonu olarak otelin hem genel hem de özel alanlarına itinayla yerleştirildi. Bunlar içerisinde özellikle sayacağım ünlü bir eser de Fernando Botero’nun ‘Atlı Adam’ eseridir.

- Büyük Efes Sanat nasıl doğdu? Neler yapıyor?

2008 yılında tüm koleksiyonumuzu içeren ‘Grand Efes Art’ kitabını sanatseverlerle buluşturduk. Sonrasında İzmir’in kültür sanat hayatına katkı sağlayabilmek adına sürdürülebilir bir sanat oluşumu başlatmak amacıyla yola çıktık. 2013 yılında sanat yöneticimiz Meriç Aktaş Ateş ile Büyük Efes Sanat markasına özel sanat projelerini hayata geçirmeye başladık.
İki yılda bir gerçekleştirdiğimiz ‘Dinamo’ projemizin her sergisinde takip ettiğimiz sanatçılardan özel bir seçki oluşturuyoruz. Her yılın eylül-aralık ayları içerisinde gerçekleştirdiğimiz ‘Sanatuar’ projemizde farklı illerde bulunan üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinin akademik kadrolarından sergiler yapıyoruz. Özel koleksiyonları sergilediğimiz ‘Müzekol’ projemizi hayata geçirdik. Fotoğraf yarışmaları yaptık.
Her yıl şubat ayının üçüncü haftası İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle Konak Belediyesi’nin destekleriyle düzenlediğimiz ve bu sene altıncısını gerçekleştirdiğimiz çeşitli sanat aktörlerini bir araya getiren Büyük Efes Sanat Günleri’nin gittikçe artan izleyici kitlesi ve ilgisiyle karşılaşmaktan mutluyuz. Gönlümüz bölge gençliğinin bu etkinliklere daha çok katılmasında...
Bu arada öğrendim ki otelde rezervasyonla ücretsiz profesyonel sanat rehberli turlar düzenleniyor ve binadaki sanat eserlerinin tarihleri paylaşılıyor.
Ne kadar anlamlı ve hoş bir davranış!

SWISSOTEL BÜYÜK EFES’TE  SANAT VE GASTRONOMİ…

Başarılı yemekler

Şimdi sizlere biraz da yemeklerden bahsedeyim. Aquarium Mezzes&Grill Swissotel Büyük Efes’in bahçesinde yer alan müzikle yemeği doğru şekilde buluşturmuş bir restoran.
Şef Sait Koyuncu yönetimindeki bu lokantaya gittiğimiz akşam, bize salonda da Hakan Kuruoğlu yardımcı oldu.
Başlangıç olarak kimyon tadının hakim olduğu humusu tattık. Enteresan gelen üzerindeki incir ve kayısı marmelatlarıydı. Muhammara da lezzetliydi ancak nar ekşisi biraz daha az olsaydı keşke... Haydari ise tam olması gerektiği gibiydi. Köz patlıcan, kavrulmuş badem, pekmez ve safranla yapılan nazuktan isimli meze ise ancak bu kadar başarılı yapılabilirdi. Otelin executive şefi Sedat Buğday’ı kutlamak gerek.

Yumuşak ve tadında

Ara sıcaklarda yer alan ızgara ahtapot, soğan reçeli ve ızgara limon hoş bir üçlü oluşturmuşlardı. Ahtapotun yumuşaklığı da gözden kaçmıyordu. Ana yemek olarak cibes otu eşliğindeki deniz levreğini seçtim. Cibes çok ince dilim halka soğanla kıvamında sotelenmişti. Cibes de levrek de tam olması gerektiği gibiydi. Arkadan gelen tahinli sufle balık yiyenler için iyi bir tercih olabilir.
Akşam boyunca tüm misafirleri yaptıkları müzikle kendilerine hayran bırakan Forte Grubu’nun yaptığı müzik sırasında bizlere masada rahat rahat sohbetimize devam ettik. Swissotel Büyük Efes Rıza Elibol yönetimindeki ekiple canla başla ve gece-gündüz görevlerinin başındalar...