Atatürk’ün “Bu benim şahsi davam” dediği Hatay, Paleolitik Çağ’dan beri 24 medeniyete ev sahipliği etmiş ve 1939’da Türk yurdu olmuştur. Antakya turizmi denince ise akla yemek ve farklı medeniyet mensuplarının bir arada yaşadığı şehir gelir. Fakat içine girdiğimde buna ilaveten toprak altı zenginliklerinin de bunların önünde gittiğini gördüm. En güzel örneği bize Necmi Asfuroğlu yaşattı. Bir otel binası yapmak üzere başladığı çalışmalarda her kazma vurulan noktadan tarih fışkırınca Asfuroğlu, devletin kapısını çalar ve ilgili otoriteleri inşaata davet eder. Çalışmalar durur, Saint Pierre Kilisesi’nin yakınında Starius Dağı’nın eteklerindeki arazi 2009’un başında dikkatleri bir anda toplar ve tarih dünyasının fokusu olur. Asfuroğlu Ailesi ise kararlıdır; bu kazıyı yapıp, tarihi gün yüzüne çıkaracak ve bölgeyi kötü göz ve ellerden koruyacaklardır.

Topraklarından tarih fışkıran şehir

Antakya’da bodrum kat yoktur

Bu ara başlığa rağmen, işletme anlaşmasını yapar. Hilton Hotel inatla garaj yapılmasını isteyince, olanlar olur ve bu şehirde neden inşaatlarda zemin altına inilmediği de ortaya çıkar.
Öğrendiğime göre kazılar sırasında her gün yeni eserler ortaya çıkmış, proje büyümüş ve yapım ciddi derecede zorlaşmış. Proje mimarı Emre Arolat… Aslında bu kazıda çalışan herkes, kıymetli takı ustası gibi çalışmış, sonunda dünyanın en büyük tek parça mozaiği bulunmuş ve emniyete alınmış. 66 çelik ayak üzerine yapılan projenin bir direğin kazısında Pegasus mozaiğinin bulunmasıyla da inşaatı 1.5 yıl gecikmiş.Otel şu anda direkler üzerinde metal yollarla odalara ulaşılan önemli bir tarihi yapıt. Her yerinde bu tarihin etkisini ve tatlı dokunuşlarını hissettiriyor. Bünyesinde Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi’ni de barındırıyor.
Necmi Bey son derece babacan, mütevazı, kararlı, içi içine sığmayan, saygın ve sevilen bir iş adamı. Bunu Antakya’da 7’den 70’e herkes telaffuz ediyor. Bu arada bu kadim şehre yolunuz düştüğünde yeni yapılan ve modern müzeciliğin bir örneği olan Arkeoloji Müzesi’ni de görmeden dönmeyin.

Topraklarından tarih fışkıran şehir

Ayan Meyan farkı

Son derece başarılı bir tarihi eser, aydınlatmasıyla, siz balkonunuzda hem leziz yemekler yiyor hem de muhteşem tarihin derinliklerine dalıyorsunuz. Servis, Aziz Koç sayesinde kusursuz... Özellikle yüksek tahsilli zarif hanım servis elemanları daha da kaliteli hale getiriyor atmosferi...
Başlangıçlarda gelen zeytinyağlı humus, biber yoğurtlama, Alinazik, abugannuş, tatula, mütebbel ve cevizli biber tam yörenin tatlarıydı. Ayan Meyan’ı uluslararası platformlarda da ispat etmiş Şef Mehmet Ektirir. Kömür ızgaralar konusunda hassas, geleneksel tatlara sadık kalarak kendine özgü tabaklar yaratmış. Kazbaşı bunlardan en özeli, terbiyeli şiş tavuk, fıstıklı kavurma ve şaşlık değişik sunumlarla masaya geliyor. Ben seçimimi patlıcanlı yoğurtlu kebaptan yana kullandım. Servis ve restoran yönetimi Aziz Koç’a teslim. Bu kadar zor ve kompleks otelin genel yönetimi ise Necmi Asfuroğlu’nun kızı Sabiha Asfuroğlu Abbasoğlu’na emanet ve o da çok başarılı.
Son söz olarak, bu kadim topraklar geçmişimiz ve geleceğimizi barındırıyor. Dünyada mutlaka görülmesi gereken eserler var. Hepimiz bunlardan bir veya birkaçını görmüşüzdür. Kanaatimce bu eser listesinin başlarında yer alır.