ÜÇ MEKAN TEK VİZYON BOAZ’DA ŞÖLEN HAVASI

Çocukluk yıllarımda Galatasaray Adası, Şirket-i Hayriye (şehir hatları) gemilerinin kömür ikmal alanıydı. Sahili de tabii ki deposu, belki de Boğaz’ın en güzel noktası... Böyle hoyratça kullanılıyordu. Zaman içerisinde yavaş yavaş buralar temizlendi, turizme açıldı, tesisler yerlerini aldılar, birlik, düzen ve intizam geldi.
BOAZ’ın açılış gününde cam kenarından uzak bir masada Bebek-Beşiktaş Sahili’nin eski günleri gözümün önünden film şeridi gibi geçti gitti... Hey gidi günler hey!

ÜÇ MEKAN TEK VİZYON BOAZ’DA ŞÖLEN HAVASI

Enteresan kompleks

Üç mekan tek vizyon ‘Yenilikçilik’ konseptiyle inşa edilen BOAZ’ın giriş katında Margaux Theatre adında sürpriz sahne performanslarının yapılacağı bir salon, orta katta ise daha çok yiyecek-içecek ve diğer maksatlı salonları mevcut.
Biz bugün en üst katta yer alan BOAZ’ın tatlarından ve konseptinden bahsedeceğiz. Kapıdan girer girmez şık üniformalı, çok terbiyeli bir görevli HES kodunuzu istiyor. Uzun bir süredir yurt dışında olduğumdan, biraz irkiliyorum. Zarifçe, “Ben telefonunuzu alıp, bulayım” diyor ve o sınavı geçip, ateş kontrolü, cep telefonu, isim kaydıyla asansöre yöneliyorum ki mekanın genel müdürü Paran “Hoş geldiniz” diyor. Kendisini bu uygulama dolayısıyla kutluyor ve salona yöneliyoruz.

Muhteşem Boğaz manzarası, BOAZ’da ayaklarınızın altında, gözlerimizin önünde... Mekan üç bölümden oluşuyor. İnşaat ve dekorasyon tek kelime ile şapka çıkarılıp selam verilecek boyutta. Bu arada çok tanıdık bir yüz gelip, “Hoş geldiniz” diyor. Hüseyin Genç; gerçek mesleği iktisatçılık, meslek aşkı ise konseptli restoran işletmeciliği... BOAZ için en yakın deneyimini işlettiği kabuklu deniz ürünleri sunan Kabuk Yalıkavak’ta kazanmış. Istakozu cerrah edasıyla bölüyor ve servis yapıyor.

Taze, leziz, vizyoner

Menüye gelirsek tam bir gourmet parad’ı. Deniz mahsulleri çorbası ile başlıyoruz, çok beğendiğim portakal soslu Bodrum ahtapot salata ile devam ediyoruz. Bu arada leziz kabak çiçeği dolmasının, tadı dmağımda kalan ahtapot carpaccio ve dökme favayı çok beğendik. Bir dahaki gelişimde de somonu değişik şekilde sunacakları sözümü Şef Mahir Çelik’ten aldım.
Tereyağlı ve adaçaylı karides, kalamar tava... Ana konusu Şef Mahir Çelik’in kabuklu deniz ürünleri pişirme. Bu iş için önce Çanakkale’de soğuk hava depoları kurdurmuş, zinciri oluşturmuş, ondan sonra yemek testlerine başlamış, 15 yaşında mesleğe giren ve neredeyse 35 yıldır Deniz’le haşır neşir olan Atina ve Mikonos’un ünlü restoranlarında şeflik yapan gerçek bir profesyonel. Eminim ki yakın zamanda daha değişik projelere de imza atacak.

ÜÇ MEKAN TEK VİZYON BOAZ’DA ŞÖLEN HAVASI

Zirvedeki lezzet!

Ana yemek bölümünde masaya gelen deniz mahsulleri linguine, şovun en üst noktası idi. Makarnanın pişirme derecesinden böceğin fırınlanma süresine kadar her şey 10 numaraydı! Bir de bunun üstüne işletme müdürü Hüseyin Genç’in samimi sunumu eklendi ve final beş yıldızlı oldu.
Şarap kavı zengin ve makul fiyatlar. Tatlılarsa genellikle balık sonu ile uyumlu.
BOAZ’a gittiğiniz zaman hem yemeye hem de manzaraya doyuyorsunuz. Tam bir görsel şölen diyebilirim. Tabii ki bu kocaman işletmenin başında başarılı bir genel müdür var; Yılmaz Paran. Kendisi Swissotel Bosphorus’ta mesleğine başlayıp, özellikle deniz ürünleri ve Uzak Doğu mutfağı sunan mekanlarda yöneticilik yapmış, daha sonra Methis Group Genel Müdürü olmuş. En beğendiğim tarafı da masada otururken tüm personeli gözleriyle yönetmesi...
BOAZ tek kelimeyle İstanbul’un yiyecek-içecek hayatına deniz kabuklularıyla bir yeni soluk getirecek...