Dünyayı gezmek efsane değilmiş

Hani altı ay çalışıp altı ay dünyayı gezenlerden bahsedilen bir efsane vardır ya... Hani bu efsanenin kahramanları hep kıskanılır ama hiç gerçekçi bulunmaz... İşte ben de öyleydim

Kimsenin dünyayı gezmeyi iş ve hayat biçimi haline getireceğine inanmazdım. Ta ki onlarla tanışana kadar.
Murat ve Yekta Fıçıcı çifti Pamuk’un çok eski arkadaşları. Pamuk’la Murat Boğaziçi’nde birlikte okumuşlar. O zamandan beri de çok samimiler. Yekta ise Murat ile üniversitedeyken tanışmış. Bir süre çıktıktan sonra evlenmiş sevgililer. Çok da iyi yapmışlar. Çünkü bence birbirlerini tamamlıyorlar. Tabii ondan da önemlisi aynı şeylerden zevk alıyorlar. İşte de hayattaki gibi ortaklar. Bana sorarsanız hayallerin ötesinde bir hayat yaşıyorlar. Tüm işletmecilerin kıskanacağı kadar başarılı dört kafe barın sahibiler. Eğer Eskişehir’e bir kez bile olsa gitmişseniz; Varuna Cafe, Varuna Gezgin, Cafe Del Dünyayı gezmek efsane değilmişMunda veya Los Amigos adlarından en az birini duymuşsunuzdur. İşte onlar Murat ve Yekta Fıçıcı’nın eseri olan mekanlar. Yine de bu genç çifti her zaman mekanlarında bulamayabilirsiniz. Çünkü yılın yarısından çoğunu yollarda geçiriyorlar. Sanki işletmecilikten sonraki (hatta belki de önceki) işleri dünyayı gezmek. Örnek vermek gerekirse şubatta Filipinler’de, martta Etiyopya’da mayıs da ise Fransa’dalardı. Kenya, Fas, Japonya, Sri Lanka, Tanzanya ve Küba 2009’da gezdikleri ülkelerden sadece birkaçı... Son altı yılda dört kıtada 50’den fazla ülkeyi gezmişler... Ve önümüzdeki ay dünyada sadece 300 adet kaldığı söylenen gümüş sırtlı gorilleri görmek için Uganda’ya gidecekler. Ve bir kez daha gezdikleri yerlerden topladıklarıyla kafe ve barlarını dekore etmeye devam edecekler...
Yani hayat onlara güzel. Ve bizim için efsane olan onlar için gerçek. Bizim için zor olan onlar için burada yaşamaktan bile kolay. Mesela Yekta’ya göre uçak biletini saymazsan yurtdışında evde oturduğundan daha az para harcıyorsun. Hem gittikleri yerde öyle Hilton, Sheraton, Four Seasons’ta filan değil, hostellerde kalmayı tercih ediyorlar. Böylece hem sıcak ve samimi arkadaşlıklar kurabiliyorlar hem de bulundukları yörenin halkına daha yakın olabiliyorlar. Bu gerçek bir hayat hikayesi. Bence sadece hayat değil, aynı zamanda bir başarı hikayesi de...

İstiklal Caddesi’nin göbeğindeki eviniz
İstiklal Caddesi'nin ortasında bir hostel hayal edin. İçinde barından sinevizyonuna, Digitürk’ünden Dsmart’ına, LCD’sinden 24 saat sıcak suyuna kadar her şey olsun. Hadi olmuşken hem şık hem temiz hem de geceliği de 40 TL olsun. Sizce olabilir mi? Olmuş. Kişi yeter ki girişimci doğsun.
Geçtiğimiz cuma gecesi Pamuk’un ve Murat’ın sayesinde tanıştığım Fatih Fıçıcı girişimci doğanlardan. Tutmuş İstiklal Caddesi'nde içi dışı dökülmekte olan bir evi kiralamış. Ardından içine birkaç milyarlık masraf yapmış. Sonra da kapılarını böyle bir yere ihtiyacı olanlara açmış. Peki bu ihtiyacı nereden mi bilmiş? Çünkü bizzat kendisi yaşamış. Eskişehir’den geldiğinde kalabileceği hem temiz hem de konforlu bir hostel bulmakta zorlanmış hep. Hem sadece o mu? Müzisyen arkadaşları da öyle. Yani fikir bizzat kişisel bir ihtiyaçtan ortaya çıkmış. Ama uygulama tamamen bu genç adama ait. Sonuçsa eşsiz. Vallahi tebrik etmek lazım. İster ihtiyacınız konaklayacak temiz ve konforlu bir hostel olsun isterseniz de keyifli bir ev partisi düzenlemek, artık bilin ki İstiklal’in göbeğinde sizin de bir eviniz var! - MAD House: 0544 899 99 94